Ortadoğu- Parçalanma-Paylaşma derken...

Erdinç Gündüz

Ortadoğu’da işler karışmaya devam ediyor. Daha da karışacağı kesin.  Özellikle Türkiye sınırına yakın bölgeler muazzam bir ‘silah-cephane pazarı’ oluverdi. Karada kanlı savaş devam ederken havadan da bombalar yağıyor. Arada gümbürtüye giden, her zaman olduğu gibi yine masum halk.  Emin olun büyük bir çoğunluğu, ne olduğunu, neler olduğunu tam anlamıyla kavrayamadı bile.

Müttefiklerin hava saldırılarından sonra kara savaşı da başlatılır mı ? Türkiye önümüzdeki günlerde bu savaşın neresinde, nasıl yer alır ? Savaş devam ederken canını kurtarmak için Türkiye’ye sığınanların  sayısının 1 buçuk milyonu geçtiği söyleniyor. Bu insanlar ne olacak ? Soru üstüne soru... Üretin üretebildiğiniz kadar...
Rahmetli Özker Özgür Hoca’nın 2004 Mayıs’ında yazdıkları geliverdi aklıma. Zamanında okuyup unutanlara hatırlatmak, okumayanlara da bir bölümcük aktarmak istiyorum bu yazıdan.

Hoca yazısında BOP’u  (ABD’nin ‘Büyük Orta Doğu Projesi) anlatıyor. BOP’un ne olduğunu, projede neler planlandığını falan.

“...BOP’un kapsadığı ülkeler, şimdiki yapılarıyla küreselleşememektedirler. Başka bir deyişle, dünya pazarını ahtapotun kolları gibi sarmış ululararası anamal (sermaye) , onları dilediği gibi sömürü alanına çekmekte zorlanmaktadır. Söz konusu ülkeler küreselleşme sürecine uygun konuma getirilmelidirler ki, uluslararası anamal (sermaye) , buralarda dilediği gibi cirit atabilirsin.”

Küreselleşmek sürecine uygun konuma gelmek demek ‘demokratikleştirerek’ gönül rızası ile piyasa ekonomisine teslim olmak demektir.  Ülkelerin,  petrol, enerji, doğal kaynak ve verimliliği yüksek tarım alanlarını, yerel halkların çıkarlarını gözeterek korunmasından vazgeçilmesi ve uluslararası şirketlerin buyruğuna verilmesi istenmektedir.

Kaynaklar, uluslararası anamala (sermaye), özelleştirme yöntemiyle devredilecektir. Buna razı olmayan ülkelerin başına, Afganistan ile Irak’ın başına gelenler gelecektir. BOP, sözü edilen coğrafyadaki ülkeleri parçalamayı ve küresel sürece uygun biçimde yeniden kurarak, uluslararası anamalın sömürüsüne sunmayı amaçlamaktadır. Bunun adına da ‘demokrasiden yoksun Müslüman ülkeleri demokratikleştirme’ denmiştir......”
Evet...İşte böyle bir öngörüsü olmuştu Hoca’nın 2004 yılında.  Işıklar içinde yatsın, daha 2004 yılındaki bu öngörülerine gülüp geçenler çoktu, hatırlayın.  Ama geçen süreç içinde ‘buralardaki’ kavganın esasının –Hoca’nın dediği gibi- ne olduğu daha da netleşmeye başlamadı mı ?

Ortadoğu bir süre daha kaynamaya devam edecektir. Ve büyük bir olasılıkla, sonunda da parçalara ayrılacaktır. Görünen köy kılavuz istemez. Ve yine çok büyük bir olasılıkla, Türkiye Cumhuriyeti’nin hem karşı çıktığı Kürdistan da resmen kurulacaktır.  Bunlar olurken, çevresi petrol ve gaz yatakları ile dolu olduğu nerdeyse kesinleşen Kıbrısımızda neler olur ? Yoksa Otradoğu’dan sonra sıra Kıbrıs’a da mı gelecektir dersiniz ?