Orada ne varsa burada fazlası!..

Tayfun Çağra

20 Temmuz’da Erdoğan gelecek ve bazı şeyler açıklayacak diye herkes bekliyor… Avrupa Birliği’nden uyarılar geliyor Erdoğan’a; “Söyleyeceğin şeylerle ortalığı karıştırma” bağlamında…

Ama Erdoğan tabii ki böyle bir uyarıyı dinlemez; “Konuşacağım şeyi onlardan mı öğrenecem” diye karşılık verir.

Peki nedir Erdoğan’ın söyleyeceği şeyler?

Bizim atanmışların bu söylenecek şeylerden haberleri var mı?

Hoş, haberleri olsa ve söylenecek şeylerde Kıbrıs’ın geleceğiyle ilgili tehlike görseler tepki gösterirler mi?

“Böyle değil de şöyle söylesek” derler mi?

Hiç öyle bir şey olmaz ve ağızdan çıkacak her neyse emir telakki edileceği için atanmış Cumhurbaşkanı ve atanmış azınlık hükümetinin önceden bilgi sahibi olmaları da gerekmez.

Bakalım 20 Temmuz söylemleri bize nasıl bir bayram hediyesi olacak!

***

Bir telaş, bir telaş… Uzun zamandır yarım kalmış olan Lefkoşa çevre yolu Erdoğan’ın açması için yarım yamalak da olsa, güvenlik tedbirleri olmadan bitiriliyor…

Ancak Alsancak-Lapta yolu bitirilmeyi beklerken Alsancak’ta Çıkarma Plajı olan Escape’in üzerinde yol kenarında bir çıkarma gemisi baştan monte ediliyor, çevre düzenlemesi yapılıyor… Geminin üzerindeki sakıncalı! seri numarası 128 de silinirken büyük ihtimalle o da Erdoğan’ın açmasına hazır hale getirilecek. Ama ne çalışma! Gözleriniz yaşarır. Hiç durmadan… Oysa ki yarım yol bekliyor… Lefke yolu bekliyor, eylem yapanlar polis şiddetine maruz kalıyor ama olmayan paralar şov için nasılsa bulunabiliyor…

***

20 Temmuz’un, bayramın bir de tehlikesi var; Son günlerde artan vaka sayıları bu günlerde daha da artışa geçer mi?

Büyük ihtimal ki geçecek gibi görünüyor… Zaten bayramlarımız pandeminin beslenmesi, vakaların artması için çok müsait bir ortam hazırlarken, üstüne üstlük bir de Erdoğan’ın gelişi, şakşakçı kalabalıklar, açılışlar, törenler derken sonraki günlerde de vaka sayılarının artması yüksek olasılıkla beklenmeli…

***

“Türkiye’de ne varsa KKTC’de olacak” demişti ya birileri… İyi de keşke iyi bir şeyler de varsaydı onlar da olsaydı burada… Öyle bir şey görmüyoruz… Enflasyon fazlasıyla geliyor, maaşlar fazlasıyla eriyor, geçim derdi fazlasıyla büyüyor…

Polis devleti olma yolunda ise hızla ilerliyoruz… Bakın, son olarak cep telefonlarında sinyal kesici cihazlar bağışlanmış polisimize… Dostumuz Ali Bizden Türkiye’ye sokulmuyor, yine arkadaşımız, sürekli basın kartı sahibi Burhan Eraslan’ın yolunu polis kesiyor, uydurma bir ceza kesiyor, taciz ediyor, dün yine Araştırmacı yazar Dr. Ahmet Cavit An’ın Türkiye’ye sokulmadığını öğrendik. Polis Lefkelilerin eyleminde kontrolsüz güç kullanıyor, “yolumuzu bitirin” diyenlere şiddet uyguluyor.

Gidişat zaten iyi değildi de bu son olaylar gidişatın iyi olmadığını bir kez daha kanıtladı.

***

Geçitkale Havaalanı “İHA ve SİHA’lar için kullanılacak, askeri üs olacak” dendi, tepkiler yükseldi, “olmasın” dendi ama atanmış Cumhurbaşkanı ne dedi? “Biz Geçitkale’yi zaten çoktan verdik” dedi. “Rum tarafı silahlanıyor, biz bekleyecek miyiz?” dedi. Silahlanma varsa buna karşı duracağına, diplomatik atak başlatacağına karşı silahlanmaya geçiyor… Kıbrıs’ı silahlanmanın, çatışmanın merkezi yapmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Burada yaşayanlar mı! Kimin umurunda!

***

Nüfus politikası memleketin dışından hızlı ve başarılı bir şekilde yürütülüyor… Nüfus yapısı hızlı bir şekilde değişiyor… Önceleri “nereden geldiniz?” diye sorarken şimdilerde “nerelisiniz?” diye sorulur oldu bize… Memleketimizde yabancıymışız gibi… Bir yerlerden buraya gelmiş de yaşam kurmaya çalışıyormuşuz gibi…

Bir şey değil mi? Ada’ların kaderi mi? Olağan şeyler mi?

Hiç sanmıyorum çünkü gidişat kader olmaktan çıkmış, memleket en tepeden en aşağıya iplerle kontrol edilir bir hale gelmiş.

Yani iki devletlilik masalı da bu durumu resmi hale getirmek için yaratılmış bir kavram. Bereket ki bu masalı yutmayacak, gerçek ve gelecek hayatı önceden kurgulamış kurumlar ve anlaşmalar var.