Onların umurunda değil. Ya bizim?

Tayfun Çağra

Din İşleri Başkanı olarak atanan Ahmet Ünsal’ın kadınlara yönelik yaptığı çağdışı konuşmanın tepkileri devam ederken yıllardır Türkiye’nin buraya yönelik izlediği politikalar, kendi siyasilerimizi dahi atama! yöntemi ve sözü edilen Din İşleri’ne gönderdiği kişi de zaten söylenecek sözlerin habercisiydi.

Yani Ünsal’ın sarfettiği sözlere şaşmamak gerek çünkü buraya atanmasının gereklerini yerine getiriyor Ahmet Ünsal.

Burayı kendi toprakları olarak benimseyen, burada üreyip burada soyunu devam ettiren, üreten ve üretmeye devam eden Türkiye kökenli insanların dışında, Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiye’nin bir toprak parçası olarak gören, oralarda tutunamayıp buralarda şansını denemeye gelenlerin kafa yapıları paralelinde Ünsal da Türkiye’de herhangi bir yerde yapabileceği konuşmayı burada yapmaktan sakınca duymamış.

Kaldı ki sesleri kıstırılsa da, sesleri cılız olarak duyulsa da Türkiye’de de bu tip söylemler laik düşünce sahipleri tarafından tabii ki hoş görülmüyor ve tepki çekiyor.

Oralarda bile hoş görülmeyen söylemler, laikliği, çağdaş yaşamı, kadın-erkek eşitliğini çoktan benimsemiş Kıbrıslılar olarak asla onay verilemeyecek çirkin söylemlerdir. Ünsal’ın anlattığı gerici, çağdışı, çirkin söylemleri asla kabul etmeyecek, onaylamayacak, hatta konuşulmasına bile müsaade etmeyecek bir bilinç yapısına sahip olan Kıbrıslılar’ın kazanmış oldukları çağdaş yaşamı, uygar yaşamı atanmışların söylemlerine veya buyruklarına teslim etmeyeceklerini bu zihniyetteki insanların anlaması gerekir.

***

Ahmet Ünsal atanıp geldiğinde ve hemen acil olarak vatandaş yapıldığında ilk tepkileri kendi camiasından, Din Görevlileri Sendikası’ndan almaya başlamıştı. Sendika yetkilileri ve üyeleri üzerinde baskı kurmaya kalkmış olmalı ki Sendika Başkanı Cengiz İşkey Ekim 22’de kendi üzerinde kurulmaya çalışılan baskıyı

“Benim konuşmalarımı hangi yasal izinle kimlere kaydettirdiniz, sizin benim konuşmalarımı kaydettirme ve saklama hakkınız hangi yasal dayanağa göredir” diye sormuştu Ünsal’a…

“Bu şartlarda size düşen kendi pozisyonunuzu gözden geçirmektir. Bizler görevlilerimizin ve camiamızın tüm haklarını hiçbir baskıya ve tehdide aldırmadan her platformda savunmaya devam edeceğimizi tüm kamuoyuna bildiririz” şekilnde de devam etmişti açıklamasına İşkey…

***

Ahmet Ünsal’ın son çirkin söylemlerinden sonra da tepkiler gelirken, örneğin CTP’den, Tufan Erhürman’dan, Asım Akansoy’dan, Doğuş Derya’dan, KTÖS’den ve belki gözümden kaçan tepkilerle bu sözlere karşı görüşler ortaya konurken atanmışlar tarafında hiçbir ses yok.

Ne Ersin Tatar, ne Ünal Üstel kadınları küçümseyen, kadınları bir malmış gibi sunan çirkin söylemler karşısında seslerini çıkaramadılar.

Tabii bu kişilerden bir ses çıkarmalarını beklemek de boşuna olur çünkü tepki koymak, hatta onu oraya görevlendirilen kişiler olarak atamayı iptal etmelerini beklemek de abesle iştigal olur çünkü “ben onu oraya gönderiyorum, siz de imzaları atın” diyen birine karşı durmaları koltuklarını kaybetmelerine neden olur ki onların dinleri imanları o koltuk.

Dünya yansa umurlarında değil.

Adamın biri çıkmış, kadınlara “kocanızın yatak davetine icabet etmek zorundasınız” demişse onlara ne!

Üstelik koca Prof hoca demişse bir bildiği var!

***

Üzücü olan ne biliyor musunuz? Bu insanların yine bizim oylarımızla oralara gelmelerine izin veriyoruz. Demek ki bizim de umurumuzda değil.