O masa. O harita!

Cenk Mutluyakalı

 

O masadaki haritayı geri almışız.
Hangi harita bu?
Gençliğin uyuşturucu batağına sürüklendiği, çocuk yaşta insanların cinayetten yargılandığı, üniversiteler adası diyerek yeni bir sömürü düzeni yaratıldığı ve hiçbir ölçütü, kriteri, derecesi, seviye sınavı olmadan “köle” misali gençlerin yükseköğrenim kurumlarına pazarlandığı, yeni caniliklerle sarsıldığımız ülkenin haritası mı?

*  *  *

O masadaki haritayı geri almışız.
Hangi masa bu?
Edip Cansever’in masası olamaz...
Öyle olsa “yaşama sevinci” olurdu içinde,  pencereden gelen ışık olurdu...
Gökyüzü yanında “sonsuz” olurdu... 

*  *  *

O masadaki haritayı geri almışız.
Neyi?
İnşaatlarda ölen işçiler ve kargoyla ülkesine cesedini gönderdiğimiz öğrencilerin “ah”ı da var mı haritada!
Kim öğrenci, kim işçi, kim turist, kim yurttaş, kim ziyaretçi, kim yabancı, kim yerli, kim kimdir bilemiyoruz.
Bu harita, kimin, hangi amaçla bu adaya geldiğini anlatıyor mu sahi?

*  *  *

O masadaki haritayı geri almışız.
Hangi harita?
Nereden çekilmiş çizgi, düz mü, eğri mi?

İstismar var mı bu haritada?
Kayı bayrağının yanında altın rengi Kıbrıs var mı?
Fırsatçılar, ganimetçiler, mafya, yalan, talan nerede başlıyor, nerede bitiyor, hani?
Gece kulüplerinin sınırını çiziyor mu bu harita? Kadın bedeninin nasıl hoyratça sömürüldüğünü gösteriyor mu?

Bahis ve emlak baronlarının kimi hatırlı siyasiler için aldıkları evleri işaret ediyor mu, Rum malı mı o evler Türk mü acaba?
54 sene “sır” gibi saklanan gömü yerleri var mı?
Kayıp kemikleri görünüyor mu?

*  *  *

O masadaki haritayı geri istemişiz.
O masada “insan” var mı?
“Gelecek” var mı? “Işık” var mı?
Yaşama sevinci yeşil hat mı, kızıl mı?

*  *  *

O masadan o harita geri alındığı zaman bu coğrafyanın ayıbı kalkıyor mu ortadan?