Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin ardından iki lider önceki gün ilk kez bir araya geldi.
16 yıl aradan sonra ilk kez adamıza gelen Guterres, taraflarla önce ayrı ayrı, ardından birlikte akşam yemeğinde ve ertesi gün de 3’lü zirvede bir araya geldi.
Bu görüşmelerin ardından yeni bir başarısız 5+1 zirve çağırma niyetinde olmadığını söyledi. Bu arada da yeni bir zirve için taraflara ev ödevlerini verdi.
Guterres görüşmelerin tamamlanmasının ardından basına yaptığı açıklamada “güven artırıcı önlemler, metodoloji ve müzakere içeriğine ilişkin gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından, iki taraf ve garantör ülkelerin görüşleri alınarak, müzakerelerin başarıyla sonuçlanabileceği koşulları oluşturmak amacıyla yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısı düzenleme kararı aldığını” dedi.
Guterres’in bu açıklamasının ardından Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman “ev ödevlerimizi yapmak amacıyla haftada bir görüşmeye hazırım” dedi.
Buna rağmen Hristodulidis önce duymazdan geldi, ardından eleştiriler başlayınca bir ay sonraya, 26 Ağustos tarihine randevu verdi.
Böylece bir ay daha boşa geçirilmiş oldu. Bugünkü durumdan çok mutlu olduğunu ve bu durumun çok da değişikliğe uğramasını istemeyen Hristodulidis için 1 ay değil, 1 yıl, hatta 5 yıl boşa geçse sorun olmaz.
Ama bir an önce bugünkü durumdan, yani mevcut statükodan kurtulmak ve dünya ile buluşmak isteyen Kıbrıs Türk halkı için boşa geçecek 1 gün bile yoktur.
Bu nedenle önceki günkü görüşmede Tufan hocanın haftada bir, veya daha fazla görüşme önerisinin Hristodulidis tarafında da kabul edilmesi ve liderlerin 2 Eylül’de yeniden görüşeceklerinin açıklanması önemli bir gelişmedir.
Ancak görüşme öncesinde Kıbrıslı Türklerin kuzeyde gerçekleşeceğini açıkladığı uluslararası festival ve organizasyonların iptal edilmesi için hem Elam, hem de Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın girişimleri ile iptal ettirilmesi hiç hoş olmadı.
Aynı şekilde mülkiyet davalarıyla ilgili Fransa’nın Nice kentinde Mayıs ayından bu yana tutuklu bulunan Litvanya vatandaşı kadının Rum tarafına iadesinin kararlaştırılması ve Rumların bu davaları ısrarla ileri götürme çabaları olumlu gelişmeleri gölgede bıraktı.
Cumhurbaşkanı Erhürman önceki günkü görüşmenin ardından yaptığı açıklamada bu yöndeki gelişmelerin “Sn. Holguin tarafından da 5+1 toplantısının gerçekleşmesinin olmazsa olmaz’ı olarak altı çizilen güven yaratıcı önlemlerin temel mantığına ters düştüğünü, güveni artırmak yerine daha da zedelediğini” Hristodulidis’e söylediğini açıkladı.
Erhürman açıklamasının sonunda da “Masa, görüşme masası ve söz göze söylenir” dedi.
Rum tarafı eline geçirdiği tanınmış, BM ve AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti devletini kullanarak istediği her sonucu alabileceğini, hatta bir gün uluslararası baskıların artacağını ve bu sayede Türk askerinin Kıbrıs’ı terk edeceğini hayal edebilir.
Tıpkı Kıbrıs’ın kuzeyinde de bir gün Türkiye’nin desteği ile tanınmamış devletin dünyada tanınacağını hayal edenler olduğu gibi.
Her iki tarafta da bu hayalleri kuranlar aslında çözümsüzlüğün devamını isteyen statükoculardır.
Herkes hayal kurabilir. Ama dünya gerçekler üzerine kuruludur. Guterres geçen ayki Kıbrıs ziyaretinde hem liderlere ev ödevlerini verdi. Hem de Kıbrıs halkına ciddi bir uyarı yapmıştı.
Guterres o gün yaptığı açıklamada “bölgede yaşanan kaos ve değişen jeopolitik dengelerin Kıbrıs’ı istenmeyen gelişmelerin merkezine taşıyabileceğine işaret ederek ‘Kıbrıs sorununun çözümü için önemli olan bir an varsa, o da bugündür” demişti.
iki tarafta da çözümsüzlük hayali kuranlar, bu mesajı ya anlamadılar, ya da anlamak istemiyorlar.
Kıbrıs’ın içinde bulunduğu coğrafya çok uzun zamandır kaynamaktadır. Kıbrıs kaynayan Ortadoğu’nun tam göbeğindedir.
Ortadoğu’da çok uzun zamandır silahlar hiç susmadı. Ama bugünlerde işler çığırından çıktı. İsrail bütün bölgeyi ateşe atmaktan çekinmiyor. Daha birkaç gün önce Suriye’nin, Türkiye sınırına yakın İdlib kentini vurdu.
Bütün dünyadan ama en çok da ABD’den destek alan İsrail bugünlerde Ortadoğu’nun coğrafyasını değiştirmek, Filistin halkını sonsuza kadar Filistin’den çıkarmak ve buralara kendi yurttaşlarını yerleştirerek genişlemek için düğmeye bastı.
Bölge ülkelerini de hedef alan İsrail bu coğrafyada kontrolü ele geçirmek istiyor. Böylece kendi ülkesini güvenli hale getireceğini düşünüyor.
Güven güçle ve güç kullanarak komşularını yok sayarak sağlanamaz. Güven yalnızca çözüm ve barışla sağlanır.
Hiçbir halkı yok sayarak ortadan kaldıramazsınız. Güven isterseniz masaya oturacak ve sorunu birlikte ‘al-ver’ le çözeceksiniz.
Bu Ortadoğu için de böyledir, Kıbrıs için de böyledir.
Guterres’in dediği gibi Kıbrıs için “Kıbrıs sorununun çözümü için önemli olan bir an varsa, o da bugündür”.