O gabucukları bir sakulliye
goyup zibil vareline atalım!
Kişi kendini nasıl hissediyor?
Kişi kendini ne olarak kabul ediyor?
-*-*-
Bunun kavgasına mı girmek lazım?
-*-*-
Çok çok özür dilerim ama bugün 5 milyon Afgan vatandaşına sorun, “Afganistan’da mı yaşamak isterdin yoksa Norveç’te mi?” diye, sizce cevap ne olur?
-*-*-
Veya soruyu şu şekle çevirelim; “… Türkiye’nin nüfusu 85 milyon diyelim… Bu 85 milyonluk nüfusun ‘Ben Norveç vatandaşı olmak istiyorum’ diyenlerinin oranı sizce kaç olur?”
-*-*-
Haaa Norveç yerine “Avrupa Birliği” de diyebiliriz, “Suudi Arabistan” da!
-*-*-
Demek istediğim şudur; kişi, yaşadığı yerde huzurlu ve mutluysa, “köken, cinsiyet, din” kavgasına girmez!
Yaşadığı yere gül gibi, çiçek gibi bakar!
Değer verir!
Temiz tutar!
Korur!
-*-*-
Daha da ileri git, vergisini dürüstçe verir, hizmetini bir tamam almak ister!
-*-*-
Kişi mutluysa, yaşadığı her yer vatanıdır ve karıştırmak, soymak, sömürmek hatta yerlere ayçiçeği kabuğu atmak istemez!
-*-*-
Kişi, yaşadığı yeri soymak istiyorsa, yere tükürüyorsa, arabada giderken camdan pet şişe fırlatıyorsa, yediği ayçiçeği kabuklarını oturduğu bankın önüne bırakıyorsa demek ki orası “vatanı” değildir!
-*-*-
Bu ülkeyi çok seviyorum…
Yeşilırmak’a iki haftayı aşkın süredir gitmedim, özledim vallahi!
-*-*-
Denizi görmek istiyorum, denize girmek istiyorum…
Maskemi, paletleri takıp, Petra’ya kadar yüzüp dönmek istiyorum!
Asproyi’de denize akan pınar suyunda “tir tir titremek istiyorum!”…
-*-*-
Petra ne?
Asproyi de neresi?
-*-*-
Asproyi nedir?
-*-*-
Yeşilırmaklı olmayan bilmez!
-*-*-
Babamdan çok hikayeler dinledim!
Dedemden de!
-*-*-
Zıpkınla balık avlarken denizde kayboldum, rahmetlik eniştem saatlerce Asproyi’nin üst başındaki tepede beni bekledi!
-*-*-
Karpaz’ı da çok seviyorum!
-*-*-
Annemin köyü Tera’ya her gittiğimde, aklıma dedem geliyor, kendimi tutamıyorum, ağlıyorum!
-*-*-
Haaaa çok yakın Yeşilırmaklı bir akrabam o meşhur testten yaptırmış; “köken araştırması” falan!
-*-*-
Yüzde 48 İtalyan, yüzde 26 Elen çıkmış!
Türk yok!
-*-*-
“Güvenme” dedim!
Gülüştük!
Biz köyümüzü, ülkemizi, adamızı çok seviyoruz!
Kökenimiz mi?
“Piçiz!”
Sıkıntı yok!
-*-*-
Peki bana “piç” diyen yüzde 50 Kürt, yüzde 35 Anadolu Rum’u, yüzde 15 de Gürcü çıkarsa ne yapacağız?
Hele hele yüzde 1 bile olsa “Ermeni”lik varsa?
-*-*-
Efendim, arkadaş Kıbrıs’a Türkiye’den ya da Malezya’dan gelmiş!
Hoş gelmiş, sefalar getirmiş!
-*-*-
O’na mal vermişler, mülk vermişler!
Hakkı mı değil mi?
Gelen nüfus, “savaş suçu mu değil mi?”
Bunlar sorgulanabilir ama insana karşı çıkmak, insanlığa karşı işlenen suçtur kesinlikle!
Bu topraklar üzerinde yaşayan herkes kardeştir!
Kardeşçe yaşamak da ayrı bir meziyettir ki o konuya başka zaman gireriz!
-*-*-
Ancak, o gelenin de bana veya “Kıbrıslıyım, Türk ya da Elen değilim” diyene hakaret etmeye kalkması, suç ötesidir!
-*-*-
Enes Kanter!
“Ben kendimi kadın olarak hissediyorum” diyen kişilerin Amerika’daki kadınlar basketbol liginde oynayıp oynamama hakkını eleştirmek istemiş ve “ben de kendimi kadın hissediyorum” demiş!
-*-*-
Kanter, biliyorsunuz eski FETÖ’cü ya!
Ver Allah Allah!
Ciddi haber siteleri bile, Enes Kanter’e, “kendisini kadın hissediyor” cinsinden vurmaya çalışıyor!
-*-*-
Oysa gerçekten Enes Kanter öyle hissetse bile, sana ne!
El alemin heteroseksüel kahramanları sizler misiniz?
-*-*-
Ama niye vuruyorlar Kanter’e?
FETÖ’cü ya!
Oysa aynı FETÖ’ye, yıllarca kendileri “Hocaefendi” demedi mi?
-*-*-
Yıllarca “terör örgütü elebaşı” dedikleri Abudullah Öcalan’a, “… Bir gün gelecek hapisten çıkacak ve Türkiye’nin Nelson Mandela’sı olacak” dediğim için, hem dayımı hem amcamı üzerime salanlar; şu anda “Sayın Kurucu Başkan” falan demeye başladılar…
-*-*-
Neyse!
KKTC Anayasası'nın 8. maddesi “Eşitlik” başlığını düzenler…
Bu maddeye göre herkes, hiçbir ayrım gözetilmeksizin Anayasa ve yasa önünde eşittir…
-*-*-
Devlet organları ve yönetim makamları da işlemlerinde eşitlik ilkesine uymak zorundadır.
-*-*-
Burada durmak lazım!
Devlet organları ve yönetim makamları!
Mesela bir bakan!
Herhangi bir bakan!
Bir kişiye ırkı nedeniyle, etnik kökeni nedeniyle, cinsiyeti nedeniyle, cinsel yönelimi nedeniyle, belli bir toplumsal gruba mensup olması nedeniyle…
“Piç!” diyebilir mi?
-*-*-
“Onlar da bana dediydi” demek, o bakanın suçunu veya yanlışını ortadan kaldırır mı?
-*-*-
Ayrıca, yönetim makamında olan biri, mesela “bir etnik grubu aşağılayarak” veya “sırf etnik kimliği nedeniyle haklarından mahrum bırakılmasını, düşman ilan edilmesini, beğenmeyen Güney’e gitsin noktasına gelmeyi” savunarak, siyaset yapamaz…
-*-*-
Bu kişi, Dünya’nın neresine giderse gitsin, ırkçıdır…
-*-*-
Aynı kişiye, aynı siyasiye “ırkçı eleştiri veya saldırı” yöneltenler de, aynı şekilde ırkçıdır, insanlık düşmanıdır… Ancak suçun büyüklüğü, çok farklıdır!
-*-*-
Ne mi yapmak lazım?
-*-*-
İnsanları sevmek lazım…
Kabullenmek lazım…
Görüşlerine ve düşüncelerine saygı duymak lazım…
-*-*-
Mesela?
Evet mesela; haftada 250 yabancıya veya Türkiyeli’ye; hiç hak etmedikleri halde (hakkı olanlar ayrı), bedava pirili dağıtır gibi vatandaşlık ya da kilisede gollifa dağıtır gibi kimlik kartı çıkarılması tek kelimeyle “çirkef”tir!
-*-*-
Mesela, geleceğimdir!
Mesele, tükenmemek adına direnmektir!
-*-*-
O önceden, bu sonradan geldiydi, evet itirazım yok, ekonomi – eğitim – sağlık kaldırıyorsa, ne ala!
-*-*-
Ama geleceğimle ilgili kararı, oturduğu yere ay çiçeği çekirdeği kabuğu bırakabilenlerin vermesine karşıyım!
Üstelik belediye temizlik işçilerinin günahı ne?
-*-*-
Tamam, bu ülkeyi sevmiyorsunuz, olabilir, ama vatandaşlık dahil her hakkı istiyorsanız, o gabucukları bir sakulliye goyup, lütfen zibil vareline atınız!