Nüfus kaç ?

Erdinç Gündüz

Her şeyi Devlet’ten beklemekten vazgeçin artık. Biraz aritmetiğiniz varsa, kağıt-kalem almaya bile gerek yok elinize. Birkaç şeye dikkatinizi toplamanız yeterli.
Örneğin, arabanıza atlayın trafiğe çıkın. Park edin bir köşeye 60 dakikacık için sadece. Saymaya başlayın önünüzden geçen araçların tümünü... Örneğin,  aktif olan cep telefonlarının sayısını düşünün... Örneğin, elektrik tüketimine, su tüketimine bakın... Yollardaki kalabalığa, inşaatlara dikkat edin... Ve benzeri diğer bilgileri toparlayın ve hesaplamaya başlayın ufaktan ufaktan.  Göreceksiniz ki, bazı rakamlara ulaşacaksınız kolayca. Sonuçta 600 bin civarında mı dersiniz ? 800 bin kadar mı dersiniz ?
Haaa.... Bir de, ülkede yaşamakta olan nüfus için, her gün, şöyle veya böyle gelip yerleşenleri de katmayı unutmayın bulacağınız toplama.
Devlet’in Resmi Açıklama yapmasına ne gerek var ki !!!!!
***
Devlet’ten ‘Resmi Rakam’ yok... Başbakanımız, Başbakan Yardımcılarımız bile bilmiyorlar Resmi Rakamı. Arada ağızlarından kaçırdıkları rakamlar da aldatmasın sizi.... 600 küsur bin diyen de var, 800 bin küsur diyen de...
En iyisi, hiç takmayın kafanıza. Yormayın beyninizi. Bırakın da Anastasiadis düşünsün çözüm için biraz daha gecikilirse daha neler olabileceğini....


                            Politikacı olmanın koşulları....

Bir yerlerde mi okudumdu.  Ben mi yazdımdı hiç hatırlayamadım.  Bilgisaayarımdaki özel notlarım arasından çıktı. Paylaşmak istedim. Eklemek istedikleriniz varsa diye de merak içindeyim...

•             Burnu çok hassas olmalı... Çevreden gelecek her kokuyu ayırdedebilmeli....

•             Gözleri çok hassas olmalı... Çevredeki her şeyi görebilmeli, ayırdedebilmeli...

•             Kulakları çok hassas olmalı... Çevreden gelecek her sesi duyabilmeli, ‘ses’in kimden geldiğini ayırdedebilmeli...

•             Atletik bir yapıya sahip olmalı... Dansöz gibi, her an dört bir yanına dönebilecek kıvraklığa sahip olmalı...

•             Matematiği iyi düzeyde olmalı... ’Mesleğe’ atıldığı andan itibaren çok hesap yapmak zorunda kalacağını unutmamalı...

•             Edebiyatı iyi düzeyde olmalı... İsteklisi olduğu mesleğin ana koşullarından birinin de güzel ‘konuşma’ olduğunu bilmeli.

•             Hitap yeteneğini geliştirmeli... Seçilmeyi başarırsa, Meclis kürsüsünde boy göstermesi, hatta zaman zaman kükremesi gerektiğini bilmeli...

•             Argo, küfür, hakaret konularında uzmanlık derecesinde olmalı... Fazlaca gerekecektir, bilmeli...

•             Politikacıların ‘bebek bezine’ benzediği, sıkça değiştirilmek istendiğinin bilincinde olmalı...

•             ‘Yalan’ ve ‘palavra’ yeteneğini geliştirmeli... Seçmenleri için bunun şart olduğunu bilmeli.....

•             Hava güneşliyken şemsiye dağıtması, yağmur yağdığında da dağıttığı şemsiyeleri geri istemesini bilmeli...

•             Yalakalık konusunda özel eğitim görmeli... Yapar veya yapmaz bilinmez ama her an gerekebileceğini bilmeli...

•             Politikayı bırakmayı hiç düşünmemesi gerektiğini, ömür boyu politikacı olarak kalmak için her türlü fedakarlığa (!) katlanmasının şart olduğunun bilincinde olmalı...

•             Partisi’ne yürekten çok da fazlaca bağlanmamalı... Gerektiğinde Parti değiştirmesinin utanılacak birşey olmadığını bilmeli...

•             Satıldıktan sonra ‘satılmış’ olarak kalmanın ‘dürüstlük’ olduğunu bilmeli...

•             Bir gün başka ertesi gün başka şeyler söyleyebilme yeteneğini geliştirmeli.

•             Kalabalıklardan korkmamalı... Seçilmezden önce ve seçildikten sonra, düğün, sünnet, cenaze, kokteyl, yemek, açılışlar ve benzeri kalabalık olacak her toplantıda boy göstermesi gerektiğini bilmeli...

•             Hakkında hiç bilgisi olmadığını bilse bile, toplantılara katılmakta hiç sakınca görmemesi gerektiğini bilmeli...

•             Başkanının kaç yaşında olduğunu bilmesinin şart olmadığını ama doğum günlerini de hiç unutmaması gerektiğini bilmeli...


                                       Sokak Ağzı

“Güneyden Kuzeye sürekli geçen Rumlar, Kuzey’deki büyük değişimin farkındadırlar, eminim.  Anastasiadis’i  de bir hafta boyunca misafir etsek, Kuzey’in her tarafını gezdirsek, o bildikleri Kıbrısın çok ama çok değiştiğini göstersek,  belki aklı başına gelir diyorum ben.”

***
“65 km hızla giderseymişik, kırmızı ışıklara yakalanmayacakmışık....  Belli ki, o yolda 65 km hızla gitmek nelere mal olabilir hiç bilmiyor Sayın Bakan. Çukurlar, delikler, altında ne olduğu belli olmayan su birikintileri ile 65 km hız nasıl yapılır Sayın Bakan ?”

***
“Türkiye’deki futbol maçları öncesinde okunan İstiklal Marşı artık biraz komik olmaya başlamadı mı ? Takımlarda –özellikle büyüklerde- Türk futbolcu kalmadı ki. Hepsi de İstiklal Marşı okunurken aptal aptal bakınıyorlar.”

***
“Çözüm istemeyenlerin ne istemediklerini biliyoruz. Birleşik Kıbrıs, Federasyon v.s. istemiyorlar. Ne istediklerini açık açık söyleseler de öğrensek artık biz de.”

***
“Yoğun yorumlara göre esas ekonomik felaket Türkiyedeki seçimlerden sonra yaşanacak. Malum, onlar grip olurken biz zatürre oluruz. Hazır mıyız ?”

***
“Gönyeli’deki alt-üst geçit sorunu çözülmedi daha.  Çözüleceğe de benzemiyor. Olan gene halka oluyor.”


                                         Anlayana

“Dünya, kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbirşey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.” (A.Einstein)