New York ve Sonrası…

Kutlay Erk

Eylül ayının son haftasında Cumhurbaşkanı (CB) Erhürman New York’ta temaslar, görüşmeler yaptı. Temmuz ayı öncesindeki beklentiler, bu ziyaret sırasında BM Genel Sekreteri (BMGS) Guterres’in Kıbrıs sorunu çözüm sürecine başlangıç vuruşu yapmak üzere 5+1 Gayri Resmi Toplantı ve 2+1 Toplantı davetlerini yapması ve ardından da 5+1 Resmi Toplantı için inisiyatif kullanması idi. Ancak, Temmuz’da Kıbrıs’a yaptığı ziyarette Guterres liderlere üç başlıkta (Güven Yaratıcı Önlemler- GYÖ, Metodoloji ve Öze İlişkin Konular) görüşmeler ve çalışmalar yapma ödevi verdi; ilerlemeler kaydetmeleri halinde de Eylül’de 5+1 Gayri Resmi Toplantı davetini yapacağını bildirdi.

Liderler görüşmeler yaptı; ilerleme yok… Guterres de Eylül’de New York’ta 2+1, 5+1 olmayacağını, liderlerle ayrı ayrı görüşeceğini açıkladı ve günü saati geldiğinde de öyle yaptı. Bu da 2+1 ve 5+1 toplantılarının gerçekleşeceğine dair iddiaları ve beklentiler ile New York’a giden Hristodulidis’te hayal kırıklığı yarattı… Elbette bunu ifade etmedi, hatta memlekete dönüşünde Kıbrıs sorunun donuğa girdiğine dair yorumların yapıldığı Güney Kıbrıs kamuoyuna, bunun doğru olmadığını, ilerleme olmamışsa bile hareketlilik olduğunu söyledi… Ve New York’ta Guterres’e sunduğu 19 maddelik önerilerinin ilgi ile karşılandığını da aktardı. Derdi ve stratejisi Guterres’in üç başlıkta verdiği ödevlerde kendi marifetiyle hiçbir ilerleme olmaması, onları gündemden düşürmek, yeni gündem yaratmak… Biraz da heyecan lazım; 19 maddenin içeriğini kamuoyu ile paylaşmayarak merakın heyecanını yaratma gayretine girdi. Bu maddelerle ilgili olarak kamuoyunda spekülatif ve özellikle CB Erhürman’ı suçlayıcı bilgi ve yorumların paylaşılması amacıyla, çok başarılı olduğu dezenformasyon yöntemiyle de el altından yayınlar yapılırsa şaşmamak gerek. 

CB Erhürman Guterres ile görüşmesinde ödevlerin yapılamamasına dair bilgi ve yorumları paylaştı. GYÖ’lerde ilerleme olmadı, Güven Azaltıcı Eylemler (GAE) de girdi gündeme… Kıbrıslı Türk heyet New York’a varınca Kıbrıs Rum yetkililer New York’taki yabancı delegasyonlara Kıbrıslı Türklerle görüşmemelerini isteyen yazı gönderdi. Gündeminde GAÖ olan birisinin bunu yapması beklenmez… Niye yaptı?! Bir neden, üçüncü taraflara Kıbrıslı Türklerle ilgili olarak verdikleri yalan-yanlış bilgiler açığa çıkmasın… Bunu çok uzun yıllar, dış ilişkilerimizde, üçüncü taraflarla görüşmelerimizde bizler de muhataplarımız da hep yaşadık, gördük. Bir de, olmaya ki Kıbrıs Türk tarafı, üçüncü taraflara BM’nin Kıbrıs sorununu çözmek üzere aldığı iki inisiyatifin (Annan Planı Referandumu ve Crans-Montana Konferansı) Kıbrıslı Rumlar tarafından çökertildiğini anlatsın…

İlginçtir ki BM tarafı, şimdiye kadar, tüm açıklama ve kayıtlarında Kıbrıslı taraflara dengeli, eşit ve suçlamadan kaçındığı sözlü ve yazlı açıklamalar geleneğini bu kez bozdu… BMGS kişisel temsilcisi Holguin bir basın söyleşisinde GAE’in müzakere ortamını bozduğunu söyledi; bu sözlerin muhatabının da Kıbrıs Rum tarafı olduğu açıktır. Bu ifade değişikliği ilk ve son olmayacaktır herhalde. Holguin Ekim’de Kıbrıs’a gelip taraflarla görüşecek, gelişmeleri yoklayacak, liderlerin ilerleme eğilimlerini sınayacak ve geri dönüp BMGS’ye aktaracak. Ardından da BMGS’nin altı ayda bir BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu Kıbrıs Raporunun taslağı hazırlanacak… Bu raporda, o alışagelmiş dil ve tarz kullanılmayabilir, nasıl olsa bir defa değişmişler; tarafların ihmal ve kusurları, günahları ve sevapları diplomatik ama doğrudan anlaşılan bir tarz ve dille yazılabilir. Kıbrıs Türk tarafının böyle bir tarz değişikliğinden gocunacağı pek bir neden yoktur.

Esas konu Hristodulidis’in ne yapmaya çalıştığı, stratejisinin ne olduğudur. Şubat 2028’de seçimleri var ve adaydır; iddialı karşı adaylar da bir bir sökün ediyor. Kendisine destek veren siyasi parti ve gruplar Kıbrıs’ta BM Ölçütlerinde çözüme karşı… Dolayısıyla BM’nin 5+1 süreci şimdilerde başlatması riskli, engel olma şansı ise BM ve AB’den gelecek tepkiler nedeniyle daha riskli… 5+1 başlasın diye hep demeç verdi ama Guterres’in istediği gibi zaman tahditli ve sonuç odaklı olmasını da hiç istemedi; açıklamalarında da zaten bunlara atıfta bulunmuyor. Bu nedenledir ki Guterres “yeni süreç eskisi gibi olmayacak; eski hataları tekrarlamayacağız” diyor. Hristodulidis’in kendi hedefine ulaşmasının bir yolu, şimdiki süreci bu yılın sonuna kadar oyalamak; 19 madde, ardından başka öneriler, mazeretler ile uzatmak… Yeni yılda görevi devralacak olan yeni BMGS ile sürecin zaman tahditli ve sonuç odaklı olması kurgusunu da ortadan kaldırmayı denemek… Görüşme lay-lay-lom devam etsin, sonra da seçim kampanyası çalışmaları mazereti ile görüşmelere ara verilsin; Anastasiadis’in Crans-Momntana Konferansı’nda yaptığı gibi…

Dedik ya, Hristodulidis dezanformasyon yayıp yol almayı denemekte başarılıdır; Kıbrıs Türk kamuoyunda tartışılan üç dezenformasyon bilgisi üzerinde durmakta da fayda var. Birincisi, Hristodulidis 2+1 görüşmenin CB Erhürman’nın reddi nedeniyle gerçekleşmediğini yaydı… Sonradan açıklık kazandı ki, bu görüşme kendisinin önerisi idi… New York’ta ev sahibi olan BMGS var, BM çatısı altında yapılacak 2+1 görüşmeyi organize edecek olan da ev sahibi BM olmalıdır. Hristodulidis bu görüşmeyi BMGS’den talep ettiğinde, Erhürman da soramaz mı yani yeni ne var ki daha önce BMGS’nin böyle bir daveti yapmayacağını açıklamasına rağmen şimdi davet yapsın? Sormuş; yeni bir şey yok… O zaman niye kabul etsindi ki?! Çağrıyı yapan ev sahibi değil, toplanmak için de yeni bir gelişme yok; CB Erhürman emir eri mi ki çağrıldığında sormadan-etmeden gitsin. İkinci konu da Hristodulidis’in 19 maddelik önerisini CB Erhürman reddetmiş… BMGS’nin üç başlıktaki ödevini kaale alma ve sen kendin yeni öneri sun?! O zaman CB Erhürman da kendi önerilerini sunsun; BMGS de kendi verdiği ödevleri dikkate almayan Kıbrıslı liderlerin ayak oyunlarını seyreylesin?! Üçüncüsü de BM’nin hazırladığı geçmiş müzakerelerde tarafların mutabık kaldıkları konuların raporunu CB Erhürman istememiş… O rapor 2+1, 5+1 masasında kullanılacak bir evraktır, “Al da ofisine götür” evrağı değildir… Ayrıca, Holguin gene BM’nin alışagelmiş ‘Dengeli – eşit muameleli’ ifade tarzını es geçerek, masaya oturmadan bu evrağın taraflara verilmesinin süreci olumsuz etkileyecek tartışmaların başlamasına neden olacağını açıkladı…

Bu dezenformasyonların KKTC kamuoyunda Hristodulidis’ın murat ettiği etkisi olduğu inkâr edilemez… Bazı entelektüeller CB Erhürman’ı eleştirdi ve dahi suçladı. Tamam, sorun yok; ifade özgürlüğü var… Da… Holguin doğru bilgiyi açıklayınca ne oldu bu entelektüellere?!  Hristodulidis’in başka ve yeni dezenformasyonlarında konuşmak üzere, sus-pus… Ve şikayet… CB Erhürman basın toplantısında ve sosyal medyada uzun açıklamalar yapıyormuş… Hristodulidis’in bir cümlelik dezenformasyonuna kananlar ve CB Erhürman’ı uzun uzun eleştirenler, doğrusunu öğrenmek için ayrıntılı bilgi içeren açıklamalardan rahatsız…

Şimdi önümüzde bekleyen ödevler üzerinde tarafların görüşmeleri, Holguin’in Eylül ziyareti, taraflarla temasları ve BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacak olan altı aylık Kıbrıs raporu; hemi de yoğun yaşanmış sürecin raporu var. Yani süreç yoğunluk kaybetmeden devam edecek… BMGS ile benzer düşünen CB Erhürman’ın değil de BM’nin inisiyatifini üçüncü kez çökertme olasılığı olan Hristodulidis telaştadır ki Holguin’i bile Türk tezlerine yakın diye nitelemeye başladılar…