Nefes aldığın sürece...

Eralp Adanır

 

Geçmişe bakmaktan, geleceği kaçırdığımız çok olmuştur.
Geçmişle yaşar, geleceği kurgular ama ne dün’e ne de yarın’a yaranamadan yaşamımızı bir yıl daha geçirmek üzere dilek ve temennilerle karşılarız yeni yılı.
Bir oyun gibi sanki.
Dilemek, dilek tutmak, dileksiz olmaksızın, bir yeni yıla merhaba demenin mecburiyetindeyiz sanki.
Evet insan; hayal kurmanın bir diğer şekli ya da telafuzu olan “dilek” yapmanın yaşamsal zarureti içerisindedir.
Çünkü bizleri yaşatan hatta hayata bağlayan hep dilediklerimiz ve beklentilerimiz değil midir? Yaşama tutunmanın iksiri değil midir ki sürekli ileriye dönük projeler kurup hayaller üretiyoruz.
Bizi yaşatan bu’dur demek ki.
Geçmişe çakılmadan; hatta elinin tersiyle tüm olumsuzlukları itip, sadece ve sadece günü ve geleceği planlamanın, yapabileceğin şeylerin hayallerini kurarak bir “merhaba” çeksek şu 2015’e fena mı olur.
Tahmin ediyorum ki her insan bu söylediklerimi; yani elinin tersini kullanmayı çok düşünmüş, çokça uygulamak istemiştir.
Belki de ilk etapta bunu başarmıştır ama maalesef unuttuğumuz bir gerçek vardır ki o da; çevremizin bize olan etkisidir.
“tamam” diyorsun “yoluma artık böyle devam edeceğim.”
Kararını verdin ya başlıyorsun yüreğinin sesini gerçekten dinlemeye: Kırgınlıkları, tatsızlıkları, ölümleri ve acıları, abuk sabık sözleri, söylenenleri, söyletenleri ve söylediklerini elinin tersiyle geçmişe itersin.
Yeni bir yıl ile yeni kararlar alırsın ve dersin ki; bu hayallerimi gerçekleştirmek için çalışacağım, insanlara artık böyle davranıp, ne söylenirse söylensin; söylenen yerden ve söylentilerden uzak duracağım.
Şunu yapacağım bunu yapacağım diye diye yoluna başlamış olursun.
İlk birkaç gün hatta hafta; yaşamın anlamındaki tadı gerçekten duyumsarsın.
Ne kızmaların sinir olmaların kaldı, ne mutsuzlukların, ne de zihinsel ağrıların.
Sonra çevrenden etkilenmeye yine başlarsın.
Sen kaçtıkça, çevrenin olumsuz etkileri peşinden koşar.
Bir yerde yakalanırsın.
Seni kolundan tuttukları gibi çamura batırılırsın.
Üstün başın çamur, gözlerin balçık, neredeyse nefes alamazsın.
Sonra elinin tersiyle önce gözlerini ardından ağzını burnunu sıyırırsın.
Kalktığın çamurdan bir silkinip üstünü de temizlersin.
Umut ve huzur kovasından suyu alıp başından aşağıya döker, yoluna tertemiz, verdiğin kararlarla yürümeye yine devam edersin.
Ta ki birileri yine kolundan çekip seni çamura batırana kadar.
Ama kendi yolunda yürümeye karar verip inanmışsan, yine o çamurdan kalkıp, umut ve huzur kovasını başından aşağıya döküp yoluna devam edersin, nefes aldığın sürece...