Nedir tam olarak rengi?

Cenk Mutluyakalı

Saatler “yerinde” sayacak.
Müşavirler artacak.
Plakalar “beyaz” olacak.
Makamlar “siyah” (!)

O siyah makamların, beyaz plakaları çamura batacak sonra...

***

İhanetin rengi sarı.
Devrimin kızıl.
Açlığın rengi nedir sahi?

Birisi Meclis'in önünde yürüse, yaklaşsa şemsiyenin altına, yüzleşse...
Hani o iki bin kusur maaşlı insanların yanına gitse, gidebilse...
“Sendikalı” oldular diye işlerine son verilen insanların gözlerine baksa yeşil, siyah, kahverengi, ela!

Sahi nedir “utancın” rengi!
Eğer varsa...

***

Gün doğumunun rengi kızıl.
Peki ya karanlığın?
Henüz yola çıkmışken çocuklar, 15 yaşında ölmenin rengi nedir acaba?

Yeşildir tabut...
Mezar taşı gri...
Beyaz gelinliktir, bir genç kızın hayali...

Gözyaşının var mı rengi?

***

Sömürünün rengi nedir?
İnsan emeğine saygısızlar güruhu ile “alın tersiz haksız gelir” dişleyicilerinin adeta yarıştığı bir çağda, adaletin rengi var mı!

***

Mavidir pırıl pırıl gökyüzünün rengi.
Okyanus gibi!
“Bir renk değildir mavi huydur bende” der, Edip Casever...
“Motorları maviliklere sürer” Nazım...
Barışın rengi mavidir galiba!
Savaşın nedir, “siyah”tan başka!

***

Siyasetin rengi var mı?
Giderek “ortaya karışık” bir hal almıştır ana akım, idealler örselenmiş, “taraf” olmak lanetlenmiştir adeta!
Renksizleşmiştir politik merkez!

***

İnsanın yüzü “kızarınca”' nedir rengi?
Yüzü varsa!..
Ve İşsiz insanlar beklerken soğukta...
Bir “ah” bölerken yeniden şehri...
Küfrün, kahrın, öfkenin rengi nedir acaba?