Neden Eğri?

Ünal Fındık


Bilinen hikayedir. Deveye sormuşlar “boynun neden eğri?”, deve yanıtlamış “nerem doğru?”.

KKTC’nin bugünkü durumu tam da budur. Bugün bir cumhurbaşkanımız, bir parlamentomuz, 50 milletvekilimiz, 10 tane bakanımız, 1 başbakanımız bir sürü müdür, müsteşar, danışman falan, filan atanmış bürokratımız ve amirler, memurlar bir yığın kamu çalışanımız var.

Ama verimli bir kamu yönetimimiz yok. Okullarımız dökülüyor. Hastahanelerimiz dökülüyor. Polisimiz ülke asayişini sağlamaktan aciz, kamuda hiçbir iş zamanında çözülemiyor. En basit işinizi bile torpil olmadan halledemiyorsunuz.

Sevgili Cenk’in acısını bir kenara bırakarak bürokratik işlemleri çözmek için kapı kapı dolaşmak zorunda kalması karşısında isyanını günlerdir köşesinde okuyoruz.

İşte böyle bir devlet yarattık. Ne kadar gururlansak azdır.

3 ay önce kurulan bir yamalı bohça hükümetimiz var. Büyük umutlarla geçen yıl kurulan CTP-UBP koalisyonu TC hükümetiyle yaşanan su krizi, uzun uğraşlardan sonra su krizi aşıldıktan sonra da ekonomik protokol krizi ve TC tarafının “protokol imzalanmadan para vermeyiz” yaklaşımı sonucu Nisan ayı maaşları 3 gün geç ödendiği için UBP tarafından bozulmuştu.

Ardından UBP-DP ve 4 bağımsız milletvekili ile kurulan yamalı bohça hükümeti 3 ayda ne yaptı?

1- 3’lü kararname ile 100’den fazla üst kademe yöneticisi atadı. Gözümüzün içine baka baka atanan memura başta müşavirlik hakkı olmak üzere bir sürü maddi çıkar sağlayan atamaları hiç çekinmeden yaptı.

2- Bu atamaları yaparken bağımsız milletvekilleri dahil her milletvekiline “kontenjan” verildiği basına yansıdı. Milletvekilleri de başta başbakanın kendisi olmak üzere hemen hepsi bu kontenjanları kendi en yakınları için kullandı.

3- Bu atamaların bütçeye getirdiği ek yük açıklanmadı. Kaba bir hesapla toplamda, yani ikramiye, maaş ve emekliliğinde alacağı maaşları toplarsak her bir atama en az yarım milyon TL ek yük getirecek. Bu durumda yuvarlak hesap 100 kişi atanmışsa bunun bütçeye maliyeti 50 milyon TL’dir.

4- Bu hükümet başka ne yaptı? Kurumlara yönetim kurulu üyeleri atadı. Bunlar da aynı zihniyetle atandı. Koop. Merkez Bankası yönetim kurulu üyelerinin kendi kendilerine 3500 TL ile 6500 TL aylık maaş bağlama kararı bu zihniyetin en açık kanıtıdır.

5- Bu kararı aldılar, ama paraları alamadılar. Koop. Şirketler Mukayyidi kararı uygun bulmadı. Ama bu kişiler görevlerine devam ediyorlar. Bu kararı alanlara toplum nasıl itimat edecek, hangi güvenle o koltukları işgal edecekler. Unutmayın bahsedilen ülkenin en büyük kamu bankasıdır. Üstelik esas sahibi de köy kooperatifleridir. Yani siyasilerin oralardan çoktan elini çekmesi bankayı sahiplerine teslim etmesi gerekirdi.

6- Hükümet icraatlarıyla ilgili burnumuza acayip kokular da geliyor. Ama ispatı olmadığı için bunlar şimdilik sadece duyum olarak kalıyor. Buna rağmen her yerden koku geliyor. Açık söylüyorum her daireden, her kurumdan, her kamu bankasından devletin hemen her noktasından pis kokular geliyor.

Bu hükümet uzun süreli olur mu?

Olmayacağını kurulduğu gün söylemiştim. Geçen gün başbakan Özgürgün de itiraf etti. Kadın örgütünün ziyaretinde konuşurken seçimin yakın olduğunu söyledi. Ağzından mı kaçırdı, yoksa bilerek mi söyledi bilmiyorum. Ama bildiğim yıl sonu, bilemediniz 2017’nin ilk yarısı bu ülke erken seçime gidecek.
Ama halk bu hükümetten rahatsız olduğu için değil. Kendi iç çekişmelerinden, daha doğrusu çıkar çatısmasından gidecekler.

Halka gelince belirli kişiler dışında bu atamalardan rahatsız olanı duydunuz mu?

“Bulacan canım, bulamazsan gidecen canım” diyen sendikalardan en küçük bir serzeniş duydunuz mu?
Bir önceki hükümetin 3 gün gecikmeli ödediği maaşlar gününde ödendi ya, çiftçi, hayvancı, narenciyeci geçmiş alacaklarının hepsini aldı, bu yılın alacaklarını da Eylül’de alacağı sözünü aldı ya yeter.

Her şey tamamdır. Bu hükümet buldu ödedi, ödeyecek. Genel kesimler için bu yeter.

Bu ödemeler için paralar nasıl bulundu, ne karşılığı alındı? Sponsöre ne sözler verildi? Hangi metinlerin altına imzalar atıldı?

Toplum bu imzalarla hangi haklarını birilerine devretti?

Bu sorular uzatılabilir. Ama belli ki birkaç kişi dışında bu yapıdan memnun olmayan yoktur.

Unutmayın bedel ödemeden hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Ya bedel ödemeye hazır olacaksınız, ya da toplum olarak her gün biraz daha hızlı biçimde yok olmaya doğru yol alacaksınız.