Ne kalacak geride?

Cenk Mutluyakalı

Yine bir eylem günü, yine gerilim, yine aynı yorgun isyan…

Yine bir dayanışma günü…
Yine direniş…

AKP-MHP kurmacası “Üstel Ortaklığı” için geriye sayım başladı.
Beş ay sonra belki…
Belki 8 ay…
Bir seneleri daha yok artık…
Gidecekler!
Hiçbir şüphe yok bundan…

Asıl soru daha ağır...
Ne kalacak geride?

***
Bir mahkeme haberi okudum geçenlerde… Eski sevgilisine tehdit ve cinsel taciz iddiasıyla tutuklanan biri… Daha önce ihraç edilmiş ülkeden… “Af” çıkmış ve geri gelmiş (!)

2024’te atmışlar ülkeden!
2026’da geri almışlar…
Şimdi yeniden gönderecekler muhtemelen…

Böyle bir karanlık alan yarattılar; kontrolsüz nüfus, adaletsiz yurttaşlık düzeni; “turist” turiste benzemiyor, “öğrenci” de öğrenciye…

İyiyle kötüyü ayırt edemiyorsunuz…
Hangisi “sahte” hangisi “gerçek” bilemiyorsunuz.
Toplum, kendini tanıma yeteneğini yitiriyor giderek...

Geriye kalacaklardan biri de bu duygu maalesef...

***
“Tüp Bebek Merkezleri”ne dair rezilliğimizi bütün dünya gördü.

Şimdi merak edilen soru şu...
Böylesi bir kayıtsızlık, etik dışılık, denetimsizlik varsa, gelecekte kim bilir kaç “akraba” evliliği olacak?

Denetimsiz üreme teknolojileri ve biyolojik bağların takibinin imkansız hale gelmesi dünyanın üzerine titrediği bir risk... Bu ortam "kalıtsal hastalıkların artışı" gibi ciddi bir tehdit demek... Birileri para kazanma hırsıyla tutuşurken...

***
Evet, gidecekler. Bundan şüphe yok. Ama bu bataklık sadece aktörler değişince kurumayacak. Çünkü "devlet" dedikleri yapı, bir üretim merkezi olmaktan çıkıp tam bir dağıtım mekanizmasına dönüştü.

Adaletin yerini "rant dağıtım rejiminin" aldığı bu düzende, insanlar üretmenin değil, pay kapmanın; hak etmenin değil, yakın olmanın peşine düştüler.

Bu karanlık yönetim çekip gidecek ama arkasında bıraktığı "rantçı zihniyeti" de beraberinde götürecek mi?

Şu temel soruya samimi bir yanıt vermedikçe döngü kırılmayacak: “Toplum, refahını üretimden mi, yoksa eşitsiz ve adaletsiz dağıtımdan mı elde edecek?

***
Bugün yine sokaklarda gerilim var. Memuru, hekimi, öğretmeni, belediye çalışanı... Yaşam koşullarının yarattığı o derin ve sessiz ayrışma bir kez daha görünür olacak. Biri kaçacak, diğeri kovalayacak; biri kavga verirken, diğeri uzaktan izleyecek.

Ama en acısı…
Çok acısı hem de…
Bu oyunun yazarı burada değil.
Uzakta…
Denizin ötesinde…
Ve biz, kendi hikâyemizi başkalarının kaleminden okumaya devam ediyoruz yine...