“Ne güzel yapmışlar” diyebilecek miyiz?

Tayfun Çağra

 

Ülke kaynakları, doğası tahrip edilmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Yenidüzen ekibi taşocaklarının yarattığı doğa tahribatını havadan tespit ettiler.
Geri dönülmesi neredeyse imkânsız, korkunç bir görüntü.
Kaldı ki bu durumu havadan tespit etmeye de gerek yok.
Sürekli taşocaklarının bulunduğu yerlerden geçiyoruz, dağların, tepelerin nasıl eridiğini, yok olduğunu içimiz acıyarak izliyoruz.
Yakınından geçmesek, uzaktan baksak da tahribat kabak gibi karşımızda duruyor zaten…
Beşparmak dağlarının her köşesi oyulmuş, devrilmiş, patlamış, delinmiş… Bir çirkin görüntü…
Ya yansımaları!..
O taşocaklarının neredeyse dibinde yaşayan insanlar var, yerleşim yerlerinin hemen yanında olan ocaklar var… Patlayan dinamitler evlerin camlarını sallarken, etrafa kireci, toprağı salarken, ağaçlar, ovalar, dağlar tozla, kireçle kaplanırken, su kaynaklarının yolu değişirken veya yok olurken ne insanın ne de doğanın sağlığının iyi olduğundan söz etmek doğru olmaz.
“Gereklilikmiş” taşocaklarının bulunması…
Ancak kimse taşocaklarının sayısı hakkında tam bir bilgi veremiyor… Sürekli farklı rakamlar duyuyoruz sayıları hakkında… Devletin elinde olanlar var, bir de özeldekiler… Gazetemizin en son haberinde özelde 15 taşocağı olduğu ortaya konuyor.
“Gereklilik” açıklamaları ortadayken Taşocakları Birliği Başkanı Metin Uluğ bile 7-8 taşocağının yeterli olacağını söylüyor. Buna rağmen son zamanlarda olmasa bile sürekli yeni taşocakları izni verildiği de biliniyor.

***

Tahribat devam ediyor… Doğa katliamları sadece taşocaklarıyla ilgili de değil… Taşocakları bağlamında belki betonlaşma sürekli artarken, derelerin önü kapanırken, özellikle köylerdeki çöpler derelerin içine dökülürken, ağaçlar ve özellikle zeytin ağaçları katledilirken, denizler kirletilirken bir de yine ülkemize özgü kaplumbağaların üreme alanları da bilinçsizce yok ediliyor.
En son örneği Esentepe Belediyesi… Plajda kumların üstüne beton bir bina yapılıyor ve plajda etkinlik yapılacak diye kaplumbağa yumurtlama alanları traktörle düzeltiyor. ‘Cilindiri’yle kumu basıyor, altında yumurtaların yaşama şansı yok. Yumurtalardan yavruların çıkması mümkün değil.
Peki yerleri işaretlenmiş yuvalar görülmüyor mu, bilinmiyor mu?
Biliniyor… Peki niye bu işlem?
Görülebildiğine göre umursuzluk ve bilinçsizlik diyebiliriz. O yuvalardan kaplumbağalardan çıkmamasının veya çıkmasının öneminin farkında olamamak… Böyleyse eğer, belki bağışlanabilir! “Bunu yapanlara demek ki birileri bir şey dememiş, onların da bilgileri yok ki! Böyle bir katliamı yapmışlar” diyebiliriz.
Ama bunu bilerek yapmak, sonuçlarının ne olacağının farkında olarak yapmak affedilebilecek bir şey değil. 
Peki neden engel olunamıyor?
Engel olma yetkisi olanlar için de aynı cümleleri kurabiliriz o zaman…
Ancak Kaymakamlık ve Çevre Dairesi yetkililerinin çalışmayı durdurmak için bölgeye gittikleri ama Belediye Başkanı’nın buna izin vermediği haberi de var. O zaman iş CTP’ye ve de Mehmet Ali Talat’a düşüyor çünkü Belediye CTP’nin…