Yani çok özür dilerim, psikoloji veya psikiyatri ile “uzmanlık” olarak bir yakınlığım olmasa da, “hasta” olarak, herkes gibi benim de her ikisiyle alakam olabilir…
-*-*-
Hemen konuya dalayım!
-*-*-
KKTC’de iç siyaset ve tabii ki “Kıbrıs meselesi” bağlamında sürdürülen “Türk siyaseti”ne “psikoloji” veya “psikiyatri” bilimlerinin ya da sağlık uzmanlıklarının gözüyle de bakmak lazım!
-*-*-
Mesela çok dikkatli inceleme yaparsanız, KKTC’deki iç siyaseti de, Kıbrıs meselesindeki Türk duruşu veya Türk görüşünü de temsil eden kişilerde, daha önce de yazmaya çalıştığım bir “pozcu” havası söz konusudur!
-*-*-
Özellikle TC İçişleri Bakanı’nın KKTC ziyareti sırasında, dışarıdan görünen tavrı, tam anlamıyla buydu!
Adam geldi, tabii ki daha öncekiler gibi, “efendi – köle” veya “ağa – maraba” tavrında endam eyledi ve gitti!
-*-*-
Talimatlar verdi; ziyaretler yaptı, denetledi!
-*-*-
“Pozcu” dedim!
-*-*-
Bir arkadaşım, “konuya da hakim biri”; “Narsist” dedi!
-*-*-
Nedir narsist?
-*-*-
Narsist; “… kendine aşırı hayranlık duyan, sürekli takdir ve ilgi bekleyen, başkalarının duygu ve ihtiyaçlarına karşı yeterince empati göstermekte zorlanan kişiyi tanımlamak için kullanılan bir terimdir.”
-*-*-
Sözlükler öyle diyor!
-*-*-
Kendilerini diğer insanlardan üstün görme eğilimindedirler; sürekli övgü ve onay bekleme pozisyonunda fermaya yatmış durumdadırlar; eleştiriye karşı aşırı hassastırlar, asla tahammül etmezler ve kesinlikle sadece kendi çıkarlarını ön planda tutarlar…
-*-*-
“Narsist birinden asla empati bekleme” dedi sevgili dostum ve ekledi; “… başkalarını kullanma veya manipüle etme eğilimindedirler hatta bunu çok iyi becerirler ve hepsinden önemlisi başarılarını ve özelliklerini abartmaya bayılırlar!”
-*-*-
Tam da budur!
Başarılarını abartma!
Bakınız KKTC yani!
-*-*-
Size bir örnek vereyim…
Birçok uzmana göre Donald Trump tam bir narsist örneğidir!
-*-*-
Psikolojik veya psikiyatrik anlamda teşhis koyabilmek elbette mümkün değildir; konunun uzmanlarından ve doktorlardan af diliyorum ama Amerikan Başkanı’nda en sık görülen üç özellik “… kendini övme, takdir bekleme ve eleştiriye sert tepki verme” değil mi?
-*-*-
Tarihte en ciddi narsist devlet adamları arasında bir çok kaynak, Napoleon Bonaparte, Benito Mussolini, Adolf Hitler, Joseph Stalin, Muammar Gaddafi ve Saddam Hüseyin’i sayar!
-*-*-
Tamamı ciddi katildir ve tamamına yakınının sonu çok kötüdür!
-*-*-
Bir siyasetçiye veya bir devlet adamına “… kesin psikiyatrik tanı koymak mümkün değildir” diyen çok araştırma vardır elbette ama yukarıda isimlerini saydıklarım ve “korkudan” sayamadığım bir kişi daha var; tümünün ortak özelliklerini sıralayacak olursak; liste şöyle ortaya çıkar:
-*-*-
Tümü, kendilerini vazgeçilmez görür; tümü sürekli övgü bekler ve bundan hoşlanır; tümünün eleştiriye tahammülü yoktur ve eleştirenler yanar; muhalife tahammülsüzlük açıktır; kişisel başarıları abartmak adeta sanatları haline gelmiştir; en acısı devlete ait kurumları kendisiyle özdeşleştirirler – kendi malları sanırlar ve hepsinden önemlisi gücü paylaşmak istemeyip; tam bir kontrol manyağı haline gelirler!
-*-*-
Bu tip siyasetçileri ayıklamak demokrasilerde halkın görevidir…
-*-*-
Ama bu tip siyasetçiler, göreve gelip de güçlendikten sonra ilk ele geçirdikleri şey, “demokrasi” olur!
-*-*-
Bakın; belki geçmişte var olan mütevazılıklarını – uzun iktidarları süresince yitirmişlerdir…
-*-*-
Ve yönettikleri ülkeler, asla hayır etmemiştir!
-*-*-
Şimdi gelelim çok önemli bir soruya; Kıbrıs sorununu çözmek ve AB’li olmak, neden Kıbrıslı Türkler için çok önemlidir?
-*-*-
Narsist, gerici, sadece kendini ve kendi yakın çevresini düşünüp, bir toplumun yok olmasını zerre kadar umursamayanların tamamından kurtulmak için tabii ki!
-*-*-
Peki kimlerdir bunlar?
Açık açık yazmanın bir anlamı yok!
-*-*-
Ama bunlar, kendi keyifleri, kendi çıkarları için bu toplumu rahatlıkla feda edenlerdir…
-*-*-
Bunlar, “sizi biz kurtardık” diye övünürken, şu anda açıkça yok etmek için rahat şekilde davranabilenlerdir…
-*-*-
Ve bunlar, kendilerine biat edenlerle birlikte kurdukları sistemi resmen soyanlardır!
-*-*-
Pozculukları da zaten doktor olmanıza hiç gerek olmadan teşhisi koymanızı kolaylaştırmaktadır!
Bir tartışma…
Kemal Kılıçdaroğlu…
Efendim Kılıçdaroğlu “narsist” mi?
Elbette bu konuda benim “teşhis” koymam mümkün değil!
-*-*-
“Herhangi bir kişinin narsist olup olmadığını uzaktan ve görebildiğiniz bazı davranışlarına bakarak kesin şekilde söylemek mümkün değildir.
-*-*-
Narsistik Kişilik Bozukluğu bir ruh sağlığı tanısıdır ve bunu ancak uzmanlar kapsamlı değerlendirmeler sonucunda koyabilir.
-*-*-
Kemal Kılıçdaroğlu hakkında kamuoyunun farklı değerlendirmeleri olabilir… Mesela var mı bilmiyorum ama “destekçileri” onu daha çok sakin, uzlaşmacı ve mütevazı bir siyasetçi olarak tanımlayabilir…
-*-*-
Eleştirenler hatta şu anda hakaret yağmuruna tutanlara göreyse uzun süre parti liderliğini sürdürmesi, seçim yenilgilerine rağmen görevde kalması veya bazı siyasi kararları nedeniyle aşırı hırslı ya da koltuğa bağlı olması; “narsist” olması kaynaklıdır!
-*-*-
Ancak tekrar ediyorum, bazı eleştirilerden yola çıkarak, kişinin klinik anlamda narsist olduğu anlamına gelemeyiz…
-*-*-
Haaa bu arada belirtmekte fayda var; Kılıçdaroğlu geçmişte Recep Tayyip Erdoğan için "narsist" ifadesini kullanmıştır…
-*-*-
Tıp bilimi, Kemal Kılıçdaroğlu'nun narsist olduğuna dair bir bulguya rastlanıp rastlanmadığını açıkça saptama hakkına sahip bilim dalıdır da şu andaki görüntü; “narsist olduğunu kanıtlayan bir görüntüdür” dersem; pek de yanıldığım söylenemez!