Muratağa’dan Palekitre’ye “savaş silahı” olarak tecavüzler…

Sevgül Uludağ

“Savaş ve çatışmalarda cinsel taciz ve tecavüzün silah olarak kullanılmasına karşı alınacak önlemlerin” ele alındığı halen Londra’da devam eden global zirve toplantısı çerçevesinde Kıbrıs’ta da İngiliz Yüksek Komiserliği’nin British Council’da düzenlediği etkinlikte Kıbrıs’ta savaş aracı olarak tecavüzleri anlattık.

Dün (11 Haziran 2014 Çarşamba) saat 10.30-12.00 saatlerinde Lefkoşa’nın güneyindeki British Council binasında düzenlenen toplantıya İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ve BM özel temsilcisi Angelina Jolie birer video mesajıyla katıldılar.

İngiltere Yüksek Komiseri Matthew Kidd’in açılış konuşması yaptığı etkinlikte Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Kıbrıs Başkanı Damtew Dessalegne ve Dünya Vizyonu Enternasyonal’den Clare Seddon da birer konuşma yaptı.

Biz ise Kıbrıs’tan tek konuk konuşmacı olarak Kıbrıs’ta savaş aracı olarak tecavüzleri bir power point sunuşuyla anlattık ve özetle şunları söyledik:

***  Öncelikle İngiltere Yüksek Komiserliği’nin girişimiyle bu konunun burada ilk kez tartışılıyor olması nedeniyle teşekkür ederiz. Kıbrıs’ta her iki taraf da tecavüzleri bir savaş aracı olarak kullandı ancak iki toplum genelde kendini “kurban” olarak gördüğü ve hep “karşı tarafı” suçlayarak “kendine yapılanları” anlatıp “kendi yaptıkları” hakkında sessiz kalmayı yeğlediği için çatışmalar esnasında yaşanmış olan tecavüzler de hiçbir zaman bu şekilde tartışılmadı. Zaten “tecavüzler” hala “tabu” bir konu olduğu için insanlar bunun tartışılmasından kaçınıyor.  İlk kez burada her iki toplumda da yaşanmış olan tecavüzleri ele alacağız.

***  Bir savaş silahı olarak tecavüzler konusuyla, “kayıplar”ı araştırırken karşılaştım ve araştırmacı bir gazeteci olarak yaşadığım en büyük şok bu tecavüzlerin ne kadar yaygın olduğunu öğrenmek oldu…

***  1963-1974 çatışmalarında yaşanmış olan tecavüzlerin tümünü burada anlatmak yerine, belli başlı katliamlarla bağlantılı tecavüz olaylarını, tecavüz tehditlerini ve tecavüz girişimlerini size aktarmaya çalışacağım.

***  Koççinodrimitya’dan bazı Kıbrıslırumlar’dan oluşan bir ekip önce Ayvasıl köyünde 1963’ün Aralık ayı sonlarında bir katliam gerçekleştirdikten sonra, Ayvasıl’a komşu köy olan Aymarina’ya gittiler. Aymarina, Kıbrıslımaronitler’le Kıbrıslıtürkler’in birlikte yaşadığı, karma evliliklerin de yaygın olduğu karma bir köydü. Koççinodrimitya’dan giden ekibin amacı, bu köyde yaşayan Kıbrıslıtürkler’i de öldürmekti. Ancak köyün papazı olan Profiti İlias Kilisesi’nden Pader Andreas böylesi bir katliamın önüne geçmeyi başardı ve “Burası karma bir köydür, biz Kıbrıslıtürkler’le çok dostça yaşıyoruz, aramızda hiçbir sorun yoktur, pek çok karma evlilik da vardır. Onları öldüremezsiniz, kıllarına bile zarar veremezsiniz. Önce beni öldürmeniz gerekir” diyerek olası bir katliamı önledi. Katliam yapmayı başaramayan bu ekip bu kez bir gece yanlarına birkaç Maronit genci de alarak bazı Kıbrıslıtürk genç kızlara tecavüz girişiminde bulundu ve bunun üzerine Kıbrıslıtürkler can güvenlikleri için köyü terketmek zorunda kaldılar. Bir daha köylerine geri dönemediler. 1974’te bu köy askeri bir köye dönüştü ve adı da “Gürpınar” olarak değiştirildi. Bir daha Maronitler de köylerine geri dönemediler…

***  1974 yılında Muratağa-Atlılar-Sandallar’da bu üç köyün erkeklerini tutuklayarak Leymosun’a esir kampına gönderen Piperisterona, Aysergi, Monarga gibi köylerden bir EOKA-B ekibi, 20 Temmuz’dan itibaren 14 Ağustos’a kadar geçen süre içerisinde bu köylerde tecavüzlere giriştiler. 14 Ağustos’ta ikinci harekatın başlamasıyla birlikte paniğe kapılan EOKA-B ekibi, bu üç köyde bulunan ve ağırlıkla kadınlar ve çocuklardan oluşan 126 kişiyi katliama tabi tuttular, tecavüzlerle ilgili geride tek bir tanık bırakmamak üzere birkaç aylık bebekler dahil herkesi öldürdüler ve toplu mezarlara gömdüler.

***  1974 yılında Aşşa’da (şimdiki adıyla Paşaköy) köyün erkekleri ve kadınları ayrı yerlere kondular, erkekler otobüslere bindirilerek “kayıp” edildiler, kadınlara ve çocuk yaştaki genç kızlara çok yaygın biçimde tecavüz ettiler. Aşşa’daki tecavüzleri Aşşalı şair Hristoforos Skarparis, bizimle röportajında ayrıntılı biçimde anlattı…

***  Voni köyünde de korkunç tecavüzler yaşandı. Voni (şimdiki adıyla Gökhan) bir esir kampına dönüştürüldü ve gerek Voni’den, gerekse civar köylerden toplanan Kıbrıslırum esirler Voni kilisesinde savaş esiri olarak tutulmaya başlandılar. Bazı Kıbrıslıtürkler, kilisenin en kutsal sayılan yerinde genç kızlara tecavüz ettiler. Voni esir kampından 36 genç kız, savaş esnasında uğradıkları tecavüzler nedeniyle hamile kaldıkları için, kürtaj olmak üzere Kıbrıs’ın güneyine gönderildiler.

***  Dohni’de de Kıbrıslıtürk erkekler tutuklanarak iki otobüse dolduruldu ve “kayıp” edildi. Dohni’de bazı genç kızlar bir eve konarak onlara tecavüz edildi. Dohni’de eşleri alınıp “kayıp” edilen kadınlar, olağanüstü koşullarda Kıbrıs’ın kuzeyine taşındı ve Vuno (şimdiki adıyla Taşkent) köyüne yerleştirildi. Eşleri “kayıp” edilmiş olduğu için bu köy uzun süre “Dullar Köyü” olarak anılıyordu. İki “kayıp” otobüsten birinde bulunan “kayıp” Kıbrıslıtürkler’den geride kalanlar Yerasa’da, ikinci otobüste bulunan “kayıp” Kıbrıslıtürkler’den geride kalanlar ise Pareklişa’da bulundu. Pareklişa’daki kazı halen devam ediyor.

***  Palekitire köyünde de (şimdiki adıyla Balıkesir) bazı Kıbrıslıtürkler bir eve sığınmış olan Suppuris ve Liasi ailelerine ait inekleri çaldılar, dönüp Suppurisler’den para istediler, paraları da aldılar. Sonra da dönüp bu eve sığınmış olan genç kızlara ve kadınlara tecavüz ettiler. Sonra da tıpkı EOKA-B’nin Muratağa-Atlılar-Sandallar’da yaptığı gibi katliam yaparak geride tecavüzlere tanıklık edecek kimse bırakmadılar. Ağırlıkla kadınlar ve çocuklardan oluşan bu grubu öldürdüler. Bu katliamın ardında da tecavüzler vardı…

***  Karpaz’da da Kıbrıslırum genç kızlara yaygın biçimde tecavüz edildiğini biliyoruz.

***  Tecavüz suçu işleyenler, ne Kıbrıslıtürk toplumunda, ne Kıbrıslırum toplumunda asla cezalandırılmadılar.

***  Tecavüzlerle ilgili bilgilere ben “kayıplar”ı araştırırken ulaştım. Umarım uluslararası toplumun da desteğiyle bunları belgeleyebiliriz.

***  Ünlü İngiliz yazar James Burke, “Geleceği kurarken neden geçmişe bakmamız gerekir? Çünkü bakabileceğimiz başka bir şey yoktur” diye yazmış… İşte bizim geçmişimiz de bu…

Etkinliğin sonunda tiyatro sanatçıları Aleksia Paraskeva ve Andreas Arauzos, bazı tecavüz kurbanlarının tanıklıklarını okudular.

ZİRVE TOPLANTISI’NIN HEDEFLERİ


Londra'da şimdiye dek yapılan en büyük zirve toplantısının hedefleri şöyle:

***  Çatışmalarda işlenen cinsel şiddet suçlarının belgelenmesi ve soruşturulması için uluslararası bir protokol hazırlanması ve hükümetlerin iç hukuk mevzuatlarını soruşturma açılmasına olanak sağlayacak şekilde güçlendirmeleri için cesaretlendirilmesi.

***  Ülkelere, cinsel şiddetin önlenmesi için askerlerin ve barış gücü görevlilerin eğitimi çağrısı yapılması.

***  Cinsel şiddet mağdurlarına destek sağlamak için kaynakların arttırılması.

***  Çatışmalarda tecavüz konusundaki tavırların değiştirilmesi için eylem planı.