Mucizelere de inanmalıyız…

Ünal Fındık

 

Kıbrıslılar bir kez daha İsviçre’nin Crans-Montana kasabasına taşındılar. Avrupa jet sosyetesinin ilgi gösterdiği bu güzel kasaba bu kez Kıbrıs sorunu gibi yarım yüzyıldan fazla bir zamandır çözümsüz bekleyen kangrenleşmiş bir sorunun çözümü için bütün tarafları ağırlamaktadır.

Bölgemizde sıcaklar her geçen gün artıyor. Bu nedenle bütün taraflar serin İsviçre’de bulunmaktan memnundurlar. Zaten bu konu Türk ve Yunan dışişleri bakanları arasında espri konusu oldu.

Dün müzakerelerin ikinci günü de tamamlandı. Benim bu yazıyı kaleme aldığım dün akşam saatlerinde masa 1, yani 5’li toplantı henüz başlamamıştı. Ama BM Genel Sekreteri bugün sabah saatlerinde Crans-Montana’da olacağına göre New York’tan ayrılmış olması gerekir.

Dolayısıyle masa 1’den de beklenmedik sonuçlar çıkmaz diye düşünüyorum. Aksi durumda Gutteres yola çıkmazdı.

Müzakerelerde ilk iki gün çok yoğun geçti. Bu iki günde öne çıkan birkaç nokta var. Bunlardan biri BM sürece ağırlığını koydu. İkincisi de Türkiye ilk kez garanti sistemini tartışabileceğini söyleyerek garantilerle ilgili elini açtı.

Türkiye’nin Türk askerinin çekilmesi ile ilgili takvimlendirme önerisi yeni değil. Annan planında da aynen vardı. Ama Türk dışişlerinin 5 maddelik önerisinin birinci maddesi “mevcut Garanti anlaşması Türk ve Rum kurucu devletlerinin eşitliği temelinde oluşacak yeni federal yapıya göre revize edilecek” demektedir.

Türkiye ilk kez garanti sisteminin yeni federal yapıya göre revize edileceğini kabul ediyor. Kabul etmekten öte kendisi öneriyor.

Geçen haftaki yazımda “eğer taraflar kendi görüşlerinde ısrar ederlerse, yani Türk tarafı 1960 garanti anlaşmalarının aynen devamı, Rum tarafı da sıfır asker, sıfır garanti demeyi sürdürürse çözüm olmaz” demiştim.

Anladığım kadarıyla Türkiye bir adım atarak garanti sistemini tartışmayı masaya koydu. Rum tarafı ilk anda bu önerileri yeterli bulmadığını söyleyerek herhangi bir adım atmadı. Ama bu atmayacak anlamına gelmez.

Bugün toplantılara BM Genel Sekreteri de katılacağına göre taraflardan herhangi biri Crans-Montana’dan erken ayrılamayacak demektir. Ya da erken ayrılmak isteyen için bundan sonrası hiç de iyi olmayacak demektir.

Garantörlerden İngiltere dışişleri bakanı ve AB işlerinden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı resmi açılış yemeğinden sonra kendi parlamentolarında yapılacak kritik oylama için ayrıldı. Ama İngiltere masada temsil edilmekte, ayrıca acil oylama için Londra’ya dönen dışişleri bakan yardımcısı Alan Duncan bugün yeniden Crans-Montana’da heyetinin başında olacak.

İlk iki günden anladığımız BM bu kez işin şansa bırakmak istemiyor. O nedenle heyetler bir süre daha İsviçre’de kalacaklar.

Çözüm gerçekleşir mi? Bilemem. Mucize elbette olabilir. Ama olmazsa BM’nin de istediği bir ara anlaşma, ya da gelinen aşamanın kayıt altına alınarak bugüne kadar sağlanan ilerlemelerin heba olmasının önüne geçmilmesi olabilir diye düşünüyorum.

Bence bu konjonktürde böyle bir gelişme de büyük başarıdır. Umarım herşey Kıbrısı yeniden birleştirmeye çalışan Kıbrıslıların istediği doğrultuda gelişir.

Ben mucizelere de inanırım. Siz de inanın bir kaybınız olmaz.