Muallaktayız…

Tayfun Çağra

Farkında mısınız bilmiyorum,

En azından ben öyle hissediyorum;

Sanki böyle muallakta, boşlukta asılı bir şekilde yaşıyoruz.

Bir yerlere, bir şeylere bağlı değiliz, bir yerlerden destek yokmuş gibi, sanki rüzgârla savrulan, hatta en hafif esintiyle bile bir o yana, bir bu yana yalpalanan bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz.

Tutunacak bir dal yok.

***

Geleni kabul ediyoruz, gidene hoşça kal diyoruz.

Bunu nüfus politikaları veya siyasi anlamda almayın sakın…

Herhangi bir şey için, ne olursa, hayatımızda ne oluyorsa, ne yaşanıyorsa…

Daha genel bir algı bu;

Bir boşluk.

***

Doğarız, yaşamaya çalışırız, okuruz, iş buluruz veya bulamayız…

Para kazanırız veya kazanamayız…

Bir aylık maaş gelir belki veya o da gelmez…

Gelmiş olsa da o maaşın garantisi nedir ki!

TL eridiydi, döviz çıktıydı, enflasyondu, zamdı derken ertesi gün cebinizdeki para yarıya düşmüş…

Ne olacak peki, nasıl önlenecek, kim ne yapacak?

Ne yapılacak bir şey var, ne de yapabilecek olan…

Bekliyoruz.

Rahibin verilip verilmeyeceğini bekleriz…

Bizimle ilgisi olmadan ama varmış gibi yapmak durumundayız,

Arapların petrolü ne yapacağını bekleriz,

ABD’nin doları nasıl yöneteceğini bekleriz,

Erdoğan’ın kime kızacağını, akşam yatıp sabah kalkınca ne diyeceğini bekleriz de bekleriz…

Neden?

Öyle işte…

Yapacak başka bir şeyimiz yok da ondan…

Ondan dolayı muallaktayız, ondan dolayı bir o yana, bir bu yana savrulup gidiyoruz.

***

Evet bir yerlere istemeden de olsa bağlıyız ama bu bağlılık bir sallantı…

Bir boşluk, pamuk ipliği hesabı…

Bir anda bir yerlere savrulabilecek bir ilinti…

***

Bir toplum liderimiz varmış, müzakereleri o yaparmış,

Ama Akıncı’nın haberi yok, ‘iki tanınmış devlet’ görüşüyor…

Akıncı muallakta…

Federasyon mu, konfederasyon mu!

Hükümet boşlukta…

Sallanıyoruz işte!...

Bir o yana bir bu yana…

Bakıyoruz öylesine,

Bakarmışçasına!...