MİMAR GIULIO SAVORGNAN’IN ESERLERİ: LEFKOŞA SURLARİÇİ VE PALMANOVA

Onur Olguner

 

Giulio Savorgnan, Lefkoşa’da doğmuş ve büyümüş olanların bile genelde bilmediği bir isimdir.

Savorgnan bugün bildiğimiz Venedik Surları’nın mimarıdır.

Lefkoşa'nın Venedik Surları, Rönesans dönemi askeri mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Bu surlar zaman içerisinde şehrin bir simgesi haline gelmiştir.

Savorgnan ailesine mensup Giulio İtalyan bir askeri mimar idi.

1567'de, Osmanlı İmparatorluğu’nun genişlemesi tehdidi karşısında Venedikliler, şehrin savunmasını yeniden tasarlaması ve orta çağdan kalan surların yıkılarak yeniden güçlü bir şekilde inşa edilmesi için Savorgnan'ı görevlendirdi.

Savorgnan'ın tasarımı, savunma ihtiyaçlarını ve kentsel yaşamı dengeli bir şekilde birleştiren ideal bir şehir yaratmayı amaçlıyordu.

Rönesans döneminin kentsel planlama ve askeri mimari yeniliklerini tipik bir şekilde ortaya koydu.

Ancak, çalışma istenilen sonucu ortaya koyamadı ve Lefkoşa Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedildi.

Bu olaylar ardından Savorgnan’ın İtalya’da tasarladığı bir diğer kent ise Palmanova şehriydi. Bu kent aslında Lefkoşa’nın ikizidir.

Lefkoşa ve Palmanova ilişkisi, bu iki şehrin tasarımında ve inşasında korunma ihtiyacının oynadığı önemli role dayanır.

Her iki şehirde de olan çalışmalar, Rönesans döneminin askeri mimari anlayışını ve özellikle de “ideal şehir” kavramını yansıtıyordu​​​​.

Palmanova'nın dokuz köşeli yıldız şekli, ütopik ideal kent tasarımı örneği bakımından Lefkoşa’dan daha düzenli bir nitelik taşır.

Düzenli ve çizgisel bir şekilde yapılanan yollar merkezde büyük bir meydanda birleşir.

Lefkoşa Surlariçi halihazırda gelişmeye başladığından bu düzenin yerini dönemler içinde gelişmiş mahallelere bırakmıştır.

Günümüz Palmanova'sı, tarihi kültürel mirası gündelik ihtiyaçlarla harmanlayan canlı bir topluluğa ev sahipliği yapar.

Her gün yaşadığımız şehrin ikizinin gündelik yaşamı ise aslında ilgi çekicidir.

5,419 nüfusa sahip olan Palmanova, küçük ve sıkı bir topluluk oluşturur.

Eskiden askerlerin törenleri için kullanılan ve yolların birleştiği merkezde bulunan Piazza Grande meydanı bugün topluluk yaşamının kalbi olarak hizmet eder​​​​.

Palmanova'nın konumu, Udine, Venedik ve Trieste gibi yakın şehirlerden turist ve ziyaretçilerin gelmesi için büyük bir avantajdır.

Benzersiz mükemmellikte ortaya çıkan yıldız şeklindeki tasarımı ve korunması başarılmış tarihi kültürel mirası ile Palmanova dünyanın birçok yanından turist çekmeyi başarır​​. Bu sayede UNESCO'nun 'Dünya Mirası' listesinde yer almayı başarmıştır.

Şehrin tarihi kültürel mirasını korumayı başaran Palmanovalılar, şehri ziyaret eden veya orada yaşayanlar için tarihi ve kültürel etkinlikler sunar. Bu sayede turizm gelirleri artar.

Turistler kaleyi keşfetmek, tarihi canlandırmalara katılmak ve Rönesans ütopyasının sakin güzelliğinin tadını çıkarmak gibi etkinlikler yaparak şehir ekonomisine büyük katkı yaparlar.

Aynı mimarın kaleminden çıkmış iki şehir arasındaki fiziksel benzerlik bizler için güzel bir ipucudur.

Palmanova az nüfusunun da avantajı ile tarihi kültürel mirasını mükemmel bir şekilde korumayı başarıyor. Bu başarının sayesinde de gelirinin büyük bir kısmını turizm üzerinden yapabiliyor.

Özellikle tarihi kültürel mirasımızı koruma konusunda sadece Lefkoşa Surlariçi özelinde değil, bütün şehirlerimizde bizlere büyük ödevler düşüyor.

Bu adımları başarmak ve tarihi şehirlerimizi güçlendirmek ise mümkündür. Bu anlayış için gerekli olan yegane yaklaşım ise çok paydaşlı çalışma olmalıdır.

Belediyeler, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı ve Mimarlar Odası’nın öncülüğünde yapılacak bir çalıştay ile hem tarihi kültürel mirasımızı güçlendirebilir hem de ülkesel turizm gelirimizi arttırabiliriz.

Bu adımların atılmasını sağlayacak gerekli teknik bilgiler ve duyarlılık ülkemizin mimarlarında mevcuttur.

Yeter ki bilim insanlarımızı sürece katalım, yeter ki bu konu için çok paydaşlı ve çok disiplinli bir çalışma için yola çıkalım.