Mesleki Teknik Öğretimde Nereye Gidiyor?

Salih Sarpten



Lefkoşa Belediye Başkanlığı seçimleri yaklaştıkça tartışmaların gündemini de Lefkoşa Belediyesi oluşturmaya devam ediyor. Tartışmaların temelinde ise Lefkoşa Belediyesi’ndeki verimsizlik var…

Hiç kuşku yok ki nitelikli iş gücü, verimli bir yapılanmanın vazgeçilmez unsurdur. Nitelikli iş gücüne sahip olmanın yolu ise iyi planlanmış mesleki eğitimle mümkündür. Peki, ama bizde Mesleki Teknik Öğretim nereye gidiyor?

Öncelikle mesleki teknik öğretimle ilgili bazı sayılamalara bakalım. Mesleki Teknik Öğretim Dairesi web sitesinde yayımlanan verilere göre 2012-2013 öğretim yılı için toplam 3089 öğrenci meslek lisesi öğrencisidir. 3089 öğrencinin Genel ortaöğretim liselerinde ise 6674 öğrenci bulunmaktadır. Başka bir ifade ile lise döneminde öğrenim gören toplam öğrencinin %32’si mesleki teknik öğretimde, %68’ide genel ortaöğretim okullarında okumaktadır. Oysa çağdaş eğitim sistemlerinde bu oranlar tam tersi konumdadır…

3089 sayısının içinde 801 öğrencinin 9. sınıf, 170’inin de ilahiyat alanı öğrencisi olduğu düşünüldüğünde,  gerçek anlamda mesleki eğitim alan öğrenci sayısı 2148 dir. Yani, toplam öğrencinin sadece %22’si mesleki eğitim alıyor. Kısacası bu rakamlar, ihtiyaç duyulan nitelikli ara eleman işgücünü yetiştirmesi için yeterli olmadığının en açık göstergesidir…

Yukarıdaki rakamlardan da anlaşılacağı gibi çarpık bir yapılanma olmasına rağmen, eğitim yaklaşımı açısından, modüler eğitim ve yaşam boyu öğrenme anlayışını içerdiğinden genel orta öğretime kıyasla çok daha doğru temeller üzerine oturduğu söylenebilir. Ancak mesleki teknik öğretim yapılanmamızın çok ciddi olumsuzlar taşıdığı aşikardır. Bu olumsuzlukların büyük bir kısmı Mesleki Teknik Öğretim Dairesi tarafından hazırlanan stratejik planda da kendini gösteriyor. İşte mesleki teknik öğretimimizdeki olumsuzluklar:
• İşgücü piyasası hakkında yetersiz bilgi, bürokratik işleyişin yavaşlığı ve yetersiz esnek yapı,
• Eğitim politikalarındaki istikrarsızlık, MTÖ Dairesinde ve okullarında yetersiz araştırma ve geliştirme faaliyetleri,
• Mesleki eğitimin zayıf imajı, yetersiz kurumsallaşma, yasaların yetersizliği ve eğitim planlamada yetersiz bütünsel yaklaşım,
• Öğretmen ve müdürler için yetersiz hizmet-içi eğitim ve yetersiz katılım, kurumlararası yetersiz iletişim, yeniliğe ve değişime karşı direnç,
• Ve dıştan işgücü istihdamı…

Özetin özeti; mesleki teknik öğretimde çok ciddi yapısal sıkıntılar bulunmaktadır. Gerçek anlamda %20’lerde olan mesleki eğitim öğretimini %50’lilerin üzerine çıkartamadığımız sürece de bu anlamda etkili bir yapılanma kurulması pek mümkün olmayacaktır…

O halde yapılması gereken şey; iş piyasası ile tam bir uyum halinde, piyasa ihtiyaçlarına uygun, mesleki sertifikasyon sistemine dayalı, “Mesleki Yeterlilik Kurulu”nu oluşturmaktır. Ülkedeki her mesleği sertifikalaştırmayı sağlamayı başarmalıyız. Aksi halde meslek liselerimizin bugün yaşadığı olumsuzluklardan çok daha kötülerini gelecekte yaşamaya mahkûm olacaktır.

***

BURAYA DİKKAT

2013-YGS

2013  Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), dün yapıldı. Toplamda 1,923,033 öğrencin başvurduğu 2013-YGS’ye KKTC’den  3905  aday  katıldı. Bu adaylardan sadece 1283’ü 2012-2013 öğretim yılında Genel Liseler, Meslek Liseleri ve Özel Liseler’in son sınıflarında öğrenim gören öğrencilerdir.

Adaylara sonuç belgesi gönderilmeyecek, 2013 YGS sonuçları http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden öğrenilebilecektir. Sınavda 140-180 arası puan alan adaylar sadece meslek yüksekokulu ön lisans programları ile açıköğretim programlarını tercih edebilecek. YGS puanlarının en az biri 180 olan adaylar LYS‘ye girmeye hak kazanabilecek.   

Türkiye üniversitelerine girişte ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları’na  (LYS) 22-29 Nisan 2013 tarihleri arasında başvurulacak. Sınavlar, 15-16 Haziran  ve 22-23 Haziran tarihlerinde 5 oturumda gerçekleştirilecek.
  

***                                                                            

ANLAYANA GÜLMECE


Sınav ve Risk

Uçuk kaçık soruları ile nam yapmış hoca sınavında şöyle bir soru soruyor: “Risk Nedir?”. Öğrencilerden biri; sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kâğıdını. Kâğıdın üst kısmında sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak
En altta ise  “İşte risk budur!” diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en
yüksek notu alıyor.

Hocanın bir sonraki sınavında yine “Risk Nedir?”  sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer sıfır alıyor. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor. Hocanın yanıt kısa ve öz oluyor:

- Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!

***

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

Sınıfta Nereye Oturmalı?

Okullarımızda geleneksel oturma düzeni uygulanıyor. Öğrencilerin arka arkaya oturduğu bir sıra düzeni var. Okulun ilk günlerinde öğretmen bu oturuş düzenine müdahale etse de ilerleyen günlerde öğrenciler oturma düzenlerini kendileri belirliyor. Peki, ama öğrencileri sınıfta nereye oturacağını neye göre belirliyor?

TÜBİTAK tarafından yapılan bir proje kapsamında 600 öğrenciyle oturma düzenlerine yönelik bir çalışma düzenlendi. Çalışmada, sınıftaki oturma düzeninin başarı düzeyiyle ne derece örtüştüğü ortaya konuldu. 

Çalışmanın sonucuna göre; ön ve orta sırada oturan öğrencilerin daha başarılı, ancak özgüvenlerinin düşük olduğunu, arka sırada oturanların ise başarısız, fakat daha sosyal olduklarını ortaya çıktı.