Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar gibi…

Birikim Özgür


Ersin Tatar CNN Türk’e verdiği mülakatta Güney’de son günlerde yaşanan ekonomik sıkıntıları “Rumlara Allah’ın tokadı” olarak nitelendirirken şimdi Kuzey’in yıldızının parlama noktasına gelindiğini, yıldızı parlayan bir KKTC bulunduğunu iddia etti. Tatar, “Demek ki artık çözüm masasında daha gerçekçi olmak durumunda olduklarını kendilerine (Rumlara) Allah da hatırlattı” şeklinde de bir tespitte bulundu. Türkiye yetkilileri ise Güney’de yaşanan sıkıntıları Anastasiadis döneminin çözüm perspektifini güçlendirebileceği üzerinden ele alıp çözüm öncesinde adanın ortak doğal kaynaklarını teminat göstermenin sakıncalarını açıklama yolunu seçti.
Bölgemizde işbirliğine dayalı yeni bir döneme girilirken Türkiye sorumluluklarının bilincinde ve alabildiğine yapıcı bir tutum sergilemektedir. Aynı tespiti Kıbrıslı Türkler adına konuşanlar için yapmamız mümkün değildir. Karşıtlık, ötekileştirme, diğerinin acısından keyif alma ve dar milliyetçilik temelinde ilerlemeyi öngörme devri artık bölgemizde tüm taraflar için kapanmışken Eroğlu-UBP iktidarının bu değişimleri kavrayıp içselleştirmeden mütemadiyen birilerine laf dokundurma yolunu tercih etmesi Kıbrıslı Türklerin imajına da ciddi zararlar vermektedir.
Bölgemizde önemli değişimler yaşanırken toplumsal varlığımız ve gelişimimiz için bizim de bir aktör olarak Kıbrıs sorununda ve diğer bölgesel gelişmelerde etkinliğimizi artırabilmemiz gerekir. Günün getirdiği yeni anlayışları temsil edemeyen Eroğlu-UBP iktidarının öncülüğünde bunu başarmamız maalesef mümkün görünmemektedir.
Ersin Tatar’ın bölgesel değişimlerle çelişen karşıtlık paradigması ile bezenmiş açıklamaları, Servet-i Fünun edebiyatının önemli isimlerinden Cenap Şahabbetin’in, “Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar çok kez kendilerini meşe fidanı sanırlar” sözünü anımsatmaktadır. Kıbrıslı Türkler demagojiden medet ummayan bir siyasi liderlik tarafından temsil edilmeyi hak edecek kadar birikim sahibidir. Kendimizi güçlü ve başarılı hissedebilmemizin yegâne kaynağı Türkiye’nin gelişen siyasi ve ekonomik gücü değil bölgesel gelişmelerle uyumlu kendi doğrularımız ve atacağımız adımlar olmalıdır. Bu adımların başında ise sorumlu olduğumuz kendi idaremizin çözüme hazır hale getirilmesi yer almaktadır.
Her ne kadar kendi ülkesel vizyonları ışığında Türkiye yetkilileri “istikrar” diyerek uzun yıllara dayanan statükomuzu korur vaziyette tutumlar sergilese dahi gerçekte KKTC yıldızı parlayan bir yapı değil çağın çok gerisinde kalan yapılanmasıyla kayan bir yıldız gibidir. Ersin Tatar da kayan yıldızı görüp mutlu olmak için güzel dileklerde bulunan bir hayalperest gibi konuşmaktadır.
Bu yapıyı çözüme hazırlamak gibi alabildiğine zor bir görevle karşı karşıyayız. Siyasetimizin Türkiye’nin gölgesine sığınmaktan ziyade bu zorunlu göreve yoğunlaşması gerekir. Söz konusu olan bizim geleceğimizdir ve ekonomimizi Türkiye’den gelen yardımlara bağımlı hale getiren yapısal sorunlarımızı aşma konusunda sergileyeceğimiz duyarlılık dünya indindeki saygınlığımızı ve çözüme katkı yapabilme kapasitemizi belirleyecek en önemli unsura dönüşmüştür. Bu konudaki yetersizliğimiz, çözüm sürecinde artacak işbirliği imkânlarına paralel oluşacak ekonomik büyümeden kısıtlı düzeylerde faydalanabilmemizi ve çözümle özdeş umutların ciddi hayal kırıklıklarına dönüşmesini beraberinde getirebilecektir.
Siyasetimiz, iktidarıyla ve muhalefetiyle, Rumlara akıl satmayı veyahut Türkiye’nin niyetlerini okuma eksersizlerini bir yana bırakıp kendi ev ödevlerine yoğunlaşmalıdır. Sürdürülebilir büyümeye geçiş için hangi adımlar atılmalıdır? Vergi sistemimizi nasıl iyileştirebiliriz? Aşırı düzeylere varan kamu sektörü harcamalarımızı nasıl yeniden düzenleyebiliriz? Sağlık ve eğitim hizmetlerinin kalitesindeki düşüşü nasıl ters-yüz edebiliriz? Sosyal yardım ve emeklilik sistemlerimizi nasıl düzlüğe çıkaracağız? Bu gibi sorulara verilecek ağızlı yüzlü cevaplarımız yoksa ve meşe gölgesinde filizlenen yosunlar gibi kendimizi meşe fidanı sanırsak, çözüm öncesinde veya sonrasında gün yüzü görmemiz pek de olanaklı olmayacaktır.
Adamızın özgürleşmesi ve ülkemizde barışın yeşermesi bu politikanın her iki tarafta da kusursuz bir biçimde hayata geçirilmesine bağlı olacaktır.