“Mesarya’da zeytin ağaçları…”

Sevgül Uludağ

ESKİ FOTOĞRAFLARDA KIBRIS…

Sotiris Savva arkadaşımızın, “Kıbrıs’ın geçmiş yılları” başlıklı kendi sosyal medya sayfasında yayımladığı bu fotoğraf, değerini bilenler için çok anlamlı… Bunlardan birisi de Vitsadalı arkadaşımız Salih Olgun… Salih Olgun, bu fotoğrafı kendi sosyal medya sayfasında yayımlarken, babası ve amcasıyla ilgili bir de anekdot aktarıyor… Salih Olgun, şöyle yazıyor:

“Babamız Mehmet Asım ve amcamız Ahmet Asım 1940'lı yıllarda dağlarda büyümüş yabani zeytin ağaçlarından söküp köyümüz Vitsada'nın güney ve güneybatısında kıraçtaki tarlalarına dikmişler!

Resimdeki gibi eşeğin sırtına yükledikleri su testileri ile de, yine Ahmet amca ile kazdıkları dolap kuyusundan su taşımışlar diktikleri ve bugün hala yaşayan zeytinlerine..

Bu zeytinleri Karpazdaki ormanlık alanlardan sökmüşler ve Anceli isimli köylülerinin kamyonu ile Vitsada'ya taşımışlar!

Ahmet amcamız " O günler çok zordu! Karpaz'a Anceli'nin kamyonu ile köylümüz rumlarla birlikte gittiydik. Bütün gün sökebildiğimiz yabani zeytinlerden söktük temizledik ve kamyona sonra da köye taşıdık.

İşte bu işleri yaparken keskin yamaçlardan birinde babanın ayağı kaydı. Baban zeytine yapıştı aşağıya doğru yuvarlanarak gider! Biz " Memed zeytini bırak altında ezilecen" diye bağırmaya başladık!

Nafile duyuramadık!

Yuvarlana yuvarlana aşağıya gittiler! Hertarafı yara bere oldu.. Bereket versin sakatlanmadı daha kötü birşey olmadı o gün!" diye anlatıyor zeytinle olan hikayelerini..”


“Kıbrıs’taki Maltalılar…”

CVAR/Severis Vakfı tarafından yayımlanan “Kıbrıs’taki Maltalılar” başlıklı ilginç bir yazıyı, okurlarımız için özetle Türkçeleştirdik. Yazı şöyle:

“Siyasi egemenlikten sonra, Britanyalılar’ın ikincil önceliği de adayı kolonize etmekti… Bu çerçevede Londra, bazı Maltalıların Kıbrıs’ta az nüfuslu bölgelere yerleştirilmesini teşvik etmeye çalışmkataydı, adadaki Yunan öğelerinin artan önemini dengelemek maksadıyla yapıyorlardı bunu… Maltalılar, kendi adalarında büyük bir nüfusa sahiptiler ve işsizlikle karşı karşıyaydılar.

Sir Adrian Dingli tarafından kaleme alnınan geniş bir memorandumda Kıbrıs’ın oldukça büyük bir ada olmasına karşın, nüfusunun o kadar da büyük olmadığına işaret ediliyordu. Memorandumda hem Malta, hem de Kıbrıs’ın ikliminin aynı olduğu, Maltalılar’ın çok sadık ve çok çalışkan yurttaşlar oldukları, özellikle taş işçiliğinde uzman oldukları fakat bu tarz taş işçiliğinin Kıbrıs’ta bulunmadığı belirtilmekteydi. Ve en önemlisi de bunlar, Kıbrıslırumlar’ın Yunanistan’la birleşme arzularına karşı mücadelede kullanılabilirdi. Dingli, geniş bir alanın Maltalılar’a verilmesini istiyordu, herhangi bir vergi olmaksızın yapılmalıydı bu ve ayrıca Britanya hükümeti, yerleşecek olanların tüm hazırlıklarının ve yerleşmelerinin masraflarını da ödemeliydi.

Sir Garnet Wolseley, Britanya’nın Kıbrıs’taki ilk Yüksek Komiseri idi ve Sir Adian Dingli’nin memorandumu eline geçtiği zaman neredeyse duvarlara tırmanıyordu!

“Son postayla elime Sir Adrian Dingli’nin Maltalılar’ın Kıbrıs’a yerleştirilmesine ilişkin uzun önerisi geçti. Planı basitçe mantıksızdır… 25 mil karelik bir alanı bir hiç için istiyor, on veya oniki yıl için de hiçbir vergi verilmemesini öngörüyor” diye yazdı Wolseley.

Eğer bu plan uygulanacak olsa, Maltalılar, büyük aileleriyle birlikte ada nüfusunun önemli bir oranına ulaşacaklar ve Katolik ile Ortodoks Kiliseleri arasındaki husumet, daha da komplike hale getirilmiş olacaktı. Ancak 22 Aralık 1878 tarihinde Wolseley ajandasına bir not daha düşecekti ki bu da Maltalılar’ın gerçekten de Kıbrıs’a göç ettirilmiş olduklarını düşündürüyor. Wolseley şöyle yazmıştı:

“M’Calmont ve White ile birlikte Kiti’ye gittik. Maltalılar kolonisi için alanı inceledik, aynı zamanda efgalipto plantasyonları için alanı inceledik…”

Görülen oydu ki özel girişimciler arazi satın alarak bu arazilerde çalıştırılmak üzere belli sayıda yerleşik getirmişlerdi. 1880 yılına gelindiğinde Bay Fenech gibi Maltalı girişimciler, Kıbrıs’ta çok daha geniş araziler satın almışlar ve kendi memleketlerinden insanları buraya getirerek bunların geliştirilmesine girişmişlerdi.

1881 yılında Britanya Hükümeti tarafından yapılan sayımda, Kıbrıs’ta 174 Maltalı’nın yaşamakta olduğu görülmekteydi.

8 Mart 1888 tarihinde ise Fenech Kukla ile Galopsida köyleri arasında 200 dönümlük bir araziyi satın almış olduğunu bildirdi, bu arazide binalar ve akar sular bulunmaktaydı ve böylece “Maltalı sömürgeciler aracılığıyla buraların ekilip biçilmesine başlandı” diye yazıyordu.

Maltalı kolonide dokuz aile bulunmaktaydı – bunlar 42 kişiydi – ki bunları Bay Fenech, Britanya hükümetiyle yaptığı bir kontrat çerçevesinde Kıbrıs’a getirerek onları sade köylülerin evlerine yerleştirmişti. Bir diğer grup ise Baf Kuklası’ndaki Orides bölgesine yerleştirilmişti… Ancak bu insiyatif kısa sürede sıtma ve öteki ateşli hastalıklar nedeniyle yenilgiye uğrayacaktı… Ancak yine de bazı Maltalı yerleşikler bunları atlatarak adada kalmaya devam edeceklerdi…

1925 yılında Kıbrıs, bir Kraliyet Kolonisi olarak ilan edilmiş ve iki yıl kadar sonra da Yarbay Harman Griesewood tarafından Dingli planına benzer bir plan Maltalı yetkililere sunulmuştu… Bu da, 2 bin Maltalı’nın Kıbrıs’a göç ettirilmesini öngörmekteydi… Maltalılar’ın yerleştirilmesinin öngörüldüğü arazi ise Margo Çiftliği olarak bilinen yerdi… Burası geçmişte Yahudiler’e aitti fakat Yahudiler burayı terk ederek Filistin’e gitmişlerdi… Temmuz 1928’de üç Maltalı çiftçi, Kıbrıs’a gitmek üzere hareket etmişlerdi. Margo Çiftliği’ni de ziyaret ederek çok iyi izlenimler edinmişlerdi. Bu ziyaretin bir sonucu olarak Malta’dan gelecek yerleşiklere çiftçilik için nakite veya kolaylıklar sağlanacak taksitlendirmeye dayalı çiftlik arazileri önerilmekteydi. Ancak bu plan da yine başarısız olacaktı. Onca çok sayıda Kıbrıslı’nın bizzat Kuzey Amerika ve Avustralya’ya göç etmek üzere adadan ayrıldıkları bir dönemde, Maltalılar neden Kıbrıs’a yerleşecekti ki?

Kıbrıs’a Maltalılar’ın göç ettirilmesini öngören üçüncü bir olay da Yunanistan ve Türkiye’de Britanya yurttaşı olarak yaşamakta olan Maltalılar’ın 1941’de Almanlar’ın Balkanlar’da ilerlemeleri üzerine Kıbrıs’a tahliye edilmeleriyle ilgiliydi. 1949 yılında Kıbrıs’ta, Dikelya’da bir kamp açılarak Hindistan’dan 400 Britanya yurttaşı buraya yerleştirilmişti çünkü bunlar savaştan sonra ülkelerine dönemiyorlardı.  Bunlar hala “Maltalı” olarak adlandırılıyor ve İngiliz yurttaşlarıydılar çünkü kökenleri Maltalı idi, hiçbiri kendi ana dilini konuşamıyor olsalardı da… Aralık 1950’ye gelindiğinde bu 400 kişiden 70 kadarı başka ülkelere yerleşmişti çünkü kendilerine iş güvencesi verilmişti ve ayrıca Kıbrıs hükümeti de geriye kalanları başka yerlere yerleştirmeyi öngörmekteydi… Britanya hükümetinin ana kaygısı, bu insanların Kıbrıs’ta kalmalarının yarattığı masraflardı… Hepsi de işsizdi, iş yoktu… Daha da kötüsü, bu insanlar başka yerlere yerleştirilmek istemiyordu… 1950 yılında bunlardan 100 kadarı Avustralya’ya yerleşmeye gittiler. Geriye kalanlar ise, Kıbrıs’ta çeşitli işlere girmeye teşvik edildiler… Bugün hala Kıbrıs’ta Malta kökenli Kıbrıslılar yaşamaktadır…”

(CVAR/SEVERIS Vakfı sosyal medya sayfasından özetle Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ/YENİDÜZEN).