Memleket sevgisiz seçim mi olur?

Cenk Mutluyakalı

Onca baskı ve tahakküm altında bir seçim hem incitiyor insanı hem de kaygılandırıyor.
Toprağı ürkütüyor yabancı seslerin boğuk nefesi…
Denizin ötesinden gelen talimattan çok daha acısı kendi insanımızın aymazlığı, rezilliği, utanmazlığı…
Hani “baltanın sapı ağaçtandır ama gider ağacı keser” derler ya…
Tam da bu yaşadığımız.
İçimizdeki “yalakalık” dıştan gelen talimattan çok daha fazla koyuyor herkese...
Özümüz dövüyor bizi böylesi zamanlarda…

***

Talimatı öpüp koklayanlar ve hoşlukla karşılayanlar var.
Baskıdan medet umanlar var.
Gönüllü biat bekçileri var ada yarısında…
Yaranmaktan, yalvarmaktan, yakarmaktan utanmıyorlar.
Böyle böyle büyüyorlar çünkü…

Yeni krediler, ihaleler, ödenekler; affedilen vergiler ve silinen borçlar, kirli hesapların arasına karışmış gösterişli hayatlar, köpüren servetler uğuruna esareti umursamıyor, kulluğu kutsuyorlar.

***

Ruhi Su’nun ırmağı akar içime böylesi zamanlarda…
Ağaç demiş ki baltaya
Sen beni kesemezdin ama
Ne yapayım ki sapın benden
Bak şu ağacın bilincine sen
Ölen ben, öldüren benden

Bunca analar ağlayıp durur da
Akıp gider gelinciklerden
Kör müdür sağır mıdır bu ırmak
Ölen ben, öldüren benden

Her yerde böyle olmuş bu
Önce dağa, taşa, ağaca söyletmiş halk
Sonunda sabahın bir yerinden
Uyanıp kalmış ayağa ırmak
Ölen ben, öldüren benden.


***

Seçimi “Türkiye’yi sever misin sevmez misin” sorusuna kilitlediler.
Böyle bir demokrasi mi olur?
İnsana yurdunu unutturuyorlar.
Osmanlı padişahı II. Abdülhamit’in İngiliz’e kiraladığı ve 82 yıl sömürgede yaşarken dahi bilincini koruyan bir topluma soruyorlar bunu!
Yeni yeni padişahlar…
Siz "Kıbrıslıları gerçekten sevdiniz mi?”
Toprağı değil insanı…
O zaman sandık başında asıl soru şudur:
Kıbrıs’ı seviyor musunuz?”
Memleket sevgisiz seçim mi olur!
Önce yurdunu sevmeliymiş insan…