Maypa, Kişmir ve işgal düzeninde adalet!

Serhat İncirli

Serdinç Maypa gazeteci mi değil mi?
Çok kavgası çıktı bu meselenin!

-*-*-

Gazeteci kimdir, kim gazetecidir?
Peeee, bu soruya yanıt bulmak gerçekten ülkemiz adına çok zordur!
Dünya’da iletişim teknolojisi o kadar hızlı bir şekilde gelişti ki, şu anda herkes gazetecidir, televizyoncudur, radyocudur…

-*-*-

Dileyen herkes, dilediği yerde telefonunu açar ve canlı yayınını yapar!

-*-*-

En basit ifadeyle gazeteci; “… bir bilgiyi gazete, dergi, radyo veya televizyon istasyonları veya internet izleyicilerine haber olarak sunan kişilerdir…”

-*-*-

Elbette örneğin Serdinç Maypa, “ben de yayın yapıyorum, dilediğim basın toplantısını izlerim, dilediğim kuruma, gazeteci olarak soru sorarım” diyemeyebilir ama ne yazık ki içinde yaşadığımız ülkede, kim ya da kimlerin gazeteci olduğu konusunda ipin ucu çoktaaaan kaçmıştır…

-*-*-

KKTC’de “sarı basın kartı” olmayan biri “ben gazeteciyim” diyebilir mi?
Uuuuuuu, o mesele miadını çoktan doldurmuş bir meseledir!

-*-*-

Hatırlayın, zavallı Ersin Tatar, Tayyip Erdoğan geldiğinde, basın toplantısı öncesi beni sarayından kovdurtmuştu…
O gün, sarayın avlusunda bulunanların yarıdan fazlasının basın kartı yoktu… Gazetecilikle ilgili olarak Serdinç Maypa’dan farkları, hiç izlenmiyor olmalarıydı sadece!

-*-*-

Neyse!
Maypa şu anda tutuklu!
Ali Kişmir kardeşimiz de yazdığı bir yazıdan dolayı gerçekten son derece haksız nedenlerle yargılanıyor…

-*-*-

Peki, bu ülkede örneğin, Maypa’ya getirilen suçlamalardan biri olan “özel hayatın gizliliğinin ihlali” suçunu işleyen başka yayın organı yok mu?
Var!
Her Allah’ın günü, Tatar, Ertuğruloğlu ve Töre’ye yalakalık eden ve muhaliflere küfür yağdıran, özel hayatları ile ilgili dedikodu da yapan bir internet gazetesi var!

-*-*-

Bu gazeteyi polise şikayet ettim…
Kimse kılını kıpırdatmadı…
Tatar, Tahsin bey ve Zorlu bey, bu gazeteyi kimin yayınladığını biliyor!
Peki polis ya da başsavcılık bir tek Maypa’nın mı özel hayatları ihlal ettiği inancındadır?

-*-*-

Yoksa bu bahsettiğim künyesiz ve haliyle yasadışı gazete, doğrudan sarayda ya da TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nde mi hazırlandığı için “dokunulmaz”dır?

-*-*-

Efendim Maypa veya Kişmir size hakaret mi etti?
Zem ve kadih denen mesele mi ortay açıktı?
Açarsınız hukuk davanızı, hesaplaşırsınız!

-*-*-

Ama – bu gibi durumlarda, “efendim yasada yeri var” diyerek, bizim vergilerimizle “ceza davası” açmanız, devletin kaynaklarının israfıdır… 

-*-*-

Haaa bir de Maypa’ya, “insan kaçakçılığı yapıyor” suçlaması getirildi…
Peki, Maypa’nın ses kaydını yapana getirildi mi?
Ses kaydı suç değil mi?

-*-*-

Ayrıca, İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı, bizzat ve de kurumsal olarak aynı işi yaptığını açık bir şekilde, basın toplantısında, herkesin önünde itiraf etmedi mi?
Cafer Gürcafer bu vatanı çok seven biridir ama Maypa nefret edenlerden midir?
CTP Girne Milletvekili ve avukat Ongun Talat’ın da dediği gibi, Gürcafer neden sorgulanmıyor?

-*-*-

Bu ülkede adaletin cılkı zaten aşırı birikmiş dosyalar nedeniyle çıkmış durumdadır!
Çünkü, adalet son derece kötü bir şekilde “gecikmeli” durumdadır!

-*-*-

Maypa ve yeri gelmişken bir daha hatırlatalım, Kişmir de, sırf gözdağı vermek maksadıyla polis ve yargı ile karşı karşıyadır…

-*-*-

KKTC’de kurulan düzen, bu düzenin yiyicileri ve bu düzenin işbirlikçileri tarafından korunmaya çalışılıyor…
Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi…
Tatar ve saz ekibi, yani TC siyasileri tarafından kontrol edilen bir grup “zavallı”; eleştirilmeyi ya da suçlanmayı hiç sevmiyor!
Eleştireni ve suçlayanı hapisle tehdit ediyor…
Olay budur!

-*-*-

Oysa, “eleştirilecek ya da suçlanacak yanlışlardan vazgeçmek” akıllarına hiç gelmiyor!


Özel hayatın gizliliği!

İletişim teknolojisi o kadar hızlı bir şekilde gelişti ki, şu anda Dünya üzerinde neredeyse tüm ülkelerin gazetelerine, televizyon kanallarına, haber portallarına, tuvalette büyük abdest yaparken ulaşabiliyorsunuz!

-*-*-

Yani illa ki alafranga tuvalete otururken, gazetenizi katlayıp, Mehmet Barlas okumak mecburiyetinde değilsiniz…

-*-*-

Bir tık ile The Guardian’dan dilediğiniz makaleyi, İngilizce bilmenize dahi gerek olmadan, hem de anında Türkçe’ye çevrilmiş şekliyle (Bozuk Türkçe olsa bile) okuyabilirsiniz…

-*-*-

Özel hayatının gizliliği meselesine geleceğim…
Mesela Fransa’da özel hayat çok gizlidir…
İngiltere’de ise “Kamuya mal olmuş kişi” terimi, “özel hayatın gizliliği” örtüsünü kaldıran bir terim olarak karşımıza çıkar…

-*-*-

İngiltere’de kamuya mal olmuş kişilerin özel veya her türlü “konuşma, hareket, tavır”ları, “özel hayata girmez”… Yani gizli kalmamalıdır… 

-*-*-

Kamuya mal olmuş kişiler kimlerdir?
Politikacılar, artistler, sporcular en başta gelenlerdir tabii ki!

-*-*-

Bazı kaynaklara göre, “… toplumu şekillendirmede önemli rol oynayan kişiler”, kamuya mal olmuş kişilerdir…  

-*-*-

Yine bazı kaynaklar der ki; “… kamuya mal olmuş kişi, basitçe belirli bir nüfusun büyük bir kitlesi tarafından tanınan kişi olarak tanımlanabilir”. 

-*-*-

Yukarıda da dediğim gibi medyanın kamuya mal olmuş kişilerin özel hayatlarının ayrıntılarını araştırmak ve yayınlamak konusunda yasal olarak ne ölçüde özgür olduğu ülkeden ülkeye değişmektedir. 

-*-*-

Kamuya mal olmuş kişilerin özel hayatları tamamen incelenmeli mi, yoksa mahremiyet hakkı da dediğimiz özel hayatın gizliliği basın özgürlüğünün önüne mi geçmeli?
Tartışalım…
Ben mi?
Ben İngilizciyim…


Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı tarafından Erenköy Lisesi’ne yapılan yeni kantin binası törenle açıldı… Vakfa binlerce kez teşekkür… Buraya kadar sıkıntı yok… Ama kantin açılış törenine, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve eşi Birgül Feyzioğlu, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Erenköy-Karpaz Belediye Başkanı Hamit Bakırcı ile bakanlık bürokratları da katılmış… Oha diyorum! Kantin be gardaş! Kantin! Bu insanların hiç mi işi yok? Yani gören duyan da sanacak ki nükleer enerji şeyisi şey ettiler! Kantin açılışı! Bu arada anladığım kadarıyla Zorlu bey ve Ersin bey bu çok önemli açılışı kaçırdılar… Haaa kantinin açılış töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlamış… Zavallı ülkem!