Maviye Yazılmış Dizeler

Serkan Soyalan

Günümüz Kıbrıs şiirinin en özgün kalemlerinden biri olan Zeki Ali, yıllardır şiirin derin yürüyüşünü sürdürüyor.

Onun şiirinde sessiz çığlıklar vardır. Büyük iddialar yoktur; insan ruhunun en kırılgan yerlerine dokunan küçük ayrıntılar vardır.

***

Kıbrıs'ın bölünmüş coğrafyasında büyüyen kuşakların ortak hafızasını taşıyan Zeki Ali, bireyin yalnızlığını, aşkın kırılganlığını, belleğin yükünü ve insanın kendi içindeki sürgünlüğünü anlatırken aslında hepimizin hikâyesini yazmaktadır.

Şiirlerinde Kıbrıs vardır ama coğrafya olarak değil; yara olarak...

Deniz vardır ama eşsiz bir manzara olarak değil; özlem olarak...

Aşk vardır ama mutluluk olarak değil; eksiklik olarak...

Belki de bu yüzden onun dizeleri okurun zihnine değil, doğrudan kalbine ulaşmaktadır.

***

Zeki Ali'nin edebiyat serüveni uzun yıllara yayılan üretken bir yolculuktur.

Şair kimliğinin yanında kültür ve sanat yaşamına yaptığı katkılarla da tanınan Ali, Kıbrıslıtürk edebiyatının gelişimine emek vermiş isimlerden biridir.

Yazdığı şiirler yalnızca kitaplarda kalmamış; çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmış, etkinliklerde seslendirilmiştir.

***

Onun şiir anlayışının merkezinde "insan" yer alır.

Çünkü Zeki Ali, insanı bütün çelişkileriyle kabul eden bir şairdir.

Hiçbir duygu tek başına bırakılmaz.

Bu nedenle onun şiirleri, bir defada tüketilecek metinler değildir.

Her yeniden okuyuşta başka bir anlam açılır.

***

1951’de Lefkoşa’da doğan Zeki Ali'nin ilk kitabı 1970’te henüz bir lise öğrencisiyken yayımlanan “Bayan Mavi” olur.

 Bu eser, şairin kimliğine, aşka, yalnızlığa ve insan ruhunun kırılganlığına yazılmış uzun bir ağıt gibidir.

Yazıldığı dönemde birçok kişiyi etkilemiştir.

Şair, kadını romantik klişeler üzerinden anlatmaz.

Onu güçlü olduğu kadar kırılgan, yalnız olduğu kadar direnen bir insan olarak resmeder.

"Bayan Mavi"nin en önemli başarısı tam da buradadır.

Okur her şiirde biraz kendini, biraz sevdiğini, biraz da kaybettiklerini bulur.

***

Ve yıllar sonra “Bayan Mavi- İkinci Buluşma” (Işık Kitabevi Yayınları) geldi.

Kitap ile ilgili şunları yazıyor Ali:

“İlk kitabım ‘Bayan Mavi’ye çok uzun bir aralıktan sonra ikinci bir basımla yeni bir hayat kazandırmaya çalışırken bir zamanlar ben olan ilk gençlik çağındaki şairinin küçücük bir dünyadan, sınırlarını aşan bir dünya yaratma çabası gözümün önünde belirdi. Dünya ve edebi bilgisi minimal bir çocuğun hayal gücüyle uçma çabası, Larnaka’nın küçücük Türk mahalleleri enklavında sınırlara çarpa çarpa kendi içine dönen bir çocukluk ve ilk gençlik… ‘Bayan Mavi’nin ikinci basımını bana birçok kez sorulduğu ve teşvik edildiği halde hep erteledim. Neredeyse çocuk yaşta ve Larnaka’nın şimdi artık zaman zaman belirsizleşen, zaman zaman farklı imge ve yaşanmışlık versiyonlarıyla ortaya çıkan bu geçmişi benim için geride bıraktığım bu şiirlerle yaşatmak artık bana yeterli gelmiyordu. Bu nedenle ikinci basımla birlikte olmak üzere ikinci bir ‘Bayan Mavi’ versiyonu üzerinde çalışmaya başladım.

(…………….)

Bayan Mavi’nin bende kalıcı olan anıları içinde gezinip yeni bir yorum çıkarmaya çalışırken emin olduğum bir şey var ki, bu artık bir ilk gençliğin aşk mektupları ve yakarışları olmaktan çıkıp eski Kıbrıs’ın içindeki Larnaka’ya bir geç kalmış bir güzelleme olduğudur. Larnaka’da küçük bir saksıda yetişen o fidan farklı topraklarda gelişip büyüdükten sonra şimdi meyvelerini deniz kenarındaki o kasabaya geri vermek istiyordur.”

***

Zeki Ali'nin son kitabı olan "Hiçliğime Giydirdiğim Şarkılar" (Işık Kitabevi Yayınları, 2026), okuru yoğun bir düşünmeye davet eder.

Çünkü burada "hiçlik" bir yok oluş değildir.

Tam tersine insanın kendi içine yaptığı en derin yolculuktur.

Şair, modern insanın yalnızlığını, kalabalıklar içindeki sessizliğini ve varoluş sancısını şiirin estetik diliyle buluşturur.

Kitaptaki şiirler zaman zaman bir günlük kadar samimi, zaman zaman ise felsefi bir metin kadar düşündürücüdür.

Hiçlik, onda karamsarlığın değil; yeniden doğmanın eşiğidir.

Şarkılar ise ses değildir.

Hatıralardır.

Kırgınlıklardır.

Çocukluk kokusudur.

Belki de bu nedenle kitap okundukça değil, yaşandıkça anlaşılmaktadır.

İyi şiirin en önemli özelliği de budur.

***

Zeki Ali'nin şiirini farklı kılan en önemli özelliklerden biri dilidir.

O, süslü cümlelerin peşinden koşmaz.

Serbest şiirin bütün imkânlarını kullanırken ritmi asla ihmal etmez.

Şiirlerinde müzikal bir akış vardır.

Her dize bir sonrakine görünmeyen bir köprüyle bağlanır.

İmgeleri modern Türk şiirinin imkânlarını taşırken yer yer Kıbrıs'ın kültürel dokusundan da beslenir.

Onun şiirinde Akdeniz'in ışığı kadar Kıbrıs'ın bölünmüşlüğü de hissedilir.

Göçlerin bıraktığı boşluklar...

Kaybolan mahalleler...

Sessiz kalan evler...

Eski fotoğraflar...

Denize bakan pencereler...

Hepsi şiirin görünmeyen kahramanlarıdır.

Belki de bu nedenle Zeki Ali okunurken yalnızca bir şair değil, aynı zamanda toplumsal belleğin de şairi olarak karşımıza çıkar.

***

Kıbrıs Türk şiiri, yıllar içinde Özker Yaşın'dan Neşe Yaşın'a, Mehmet Yaşın'dan Tamer Öncül’e birçok çağdaş şaire uzanan güçlü bir damar oluşturmuştur.

Bu damarın içinde Zeki Ali, kendi sesini oluşturmayı başaran isimlerden biridir.