Masadan başka çare var mı?

Ünal Fındık

20 Ekim öncesi Anastasiadis ve Rum siyasi parti liderleri Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sismik araştırma yapacağını duyurmasını görüşme masasını terketme bahanesi olarak ilan etti ve masayı terketti.
Zaten ağır aksak yürüyen ve aslında iki tarafın da gönüllü olmadığı görüşme süreci böylece berhava oldu.
Bu gelişmelerden sonra başta BM olmak üzere ilgili tüm taraflar görüşmelerin yeniden başlaması için diplomatik girişimlere başladılar. Ama ne Anastasiadis, ne de Eroğlu görüşme masası için yanıp tutuşmuyorlar.

Anastasiadis önce Anavatan olarak gördüğü Yunanistan’ı, sonra üyesi olduğu AB’yi ve dost ülke olarak da Rusya’yı yanına alarak masaya dönerek müzakere etmek yerine başka yollarla Türkiye’yi geriletmeye çalışmaktadır.
Anlaşılan muhalefette olduğu günlerdeki çözüm yanlısı Anastasiadis gitti, yerine uzlaşmaz bir lider geldi.
Eroğlu ise tam da sevdiği rollere geri döndü.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Eroğlu’na bundan daha güzel bir jest kimse veremezdi. Tam istediği gibi. Masadan kaçan taraf olmadı. Hiçbirşey de kabul etmedi. Kendi ve yandaşlarının ifadesiyle “hiç taviz vermedi”.
Aksine masadan Rum tarafı kaçtı. Tam 5 yıl güya görüştü. Bu sürede en küçük bir ilerleme olmadı. Ama masayı Rumlar terketti. Dolayısıyle o başarılı oldu.

Çünkü ona ve yandaşlarına göre başarı ölçütü çözüm değil, masadan kaçmamaktır.
Çünkü görüşmelerin asıl amacı yarım yüzyıllık Kıbrıs sorununa çözüm bulmaktır. Taraflar bunun için masada oturuyor. BM bunun için devrededir. Türkiye ve Yunanistan bunun için görüşme sürecini desteklediklerini her fırsatta tekrarlıyorlar. AB bunun için taraflara sürekli çözüm telkini yapıyor. ABD ve diğer ilgili taraflar bu amaçla taraflara destek veriyorlar.

Bütün bunlar bu aşamada Eroğlu’nu çok da ırgalamaz. Çünkü o Rum tarafından aldığı pası iyi değerlendirerek Nisan 2015 Cumhurbaşkanlığı seçim hazırlıklarına başladı bile.
Bunun için 29 Ekim Cumhuriyet bayramında yaptığı konuşmaya bakmak yeter de artar bile. Eroğlu önceki gün kendi seçim kampanyasını başlattı. Bu konuşma seçim konuşmasıydı. Hem de KKTC ile hiçbir ilgisi olmayan TC Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama töreninde.

Bu konuşmadan sonra da cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada Eroğlu’nun halkı bilgilendirme gezilerine başlayacağı ve ilk ziyareti de yarın Karpaz’a yaparak Yeni Erenköy’de halka konuşacak.
Anastasiadis ve Rum tarafı ise bütün dünyayı ayağa kaldırarak hem “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakkını” hem de bu hakka dayanarak ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölgesi”, MEB’ini Türkiye’ye kabul ettirerek süreci kökten değiştirmek amacıyla bütün dünyayı ayağa kaldırmakla meşgul oluyor.
Böylece 2004 referandumundaki çözüm yanlısı “Evet” oylarımızla kazandığımız itibarı geriletmeyi, kendi “Hayır” oylarıyla kaybettikleri itibarı da geri kazanmayı amaçlamaktadırlar.
Masayı terkederken açıkladıkları “Türk tehdidi” gerekçesi ortadan kalkmadan geri dönmeyecekleri ve görüşmeyecekleri önşartı aslında yeni bir mevzi kazanma hedefinden başka birşey değildir.

Evet Kıbrıs’ın açıklarında savaş gemilerinin dolaşması barış ve çözüm yanlısı biz Kıbrıslı Türkler için de kabul edilemez. Ama Doğu Akdeniz’de bulunan Hidrokarbon yataklarını kendi malı olarak gören ve bu doğal kaynaklardan çözüm olmadan yararlanarak üstünlük kurmaya çalışan anlayışı da onaylamıyoruz.
Doğrusu bütün bunları bir yana bırakarak masaya yoğunlaşmak ve bir an önce Kıbrıs sorununu çözmektir.
Bu yapılmadan Kıbrıs kazanı kaynamaya, etrafında savaş gemileri dolaşmaya, gökyüzünde savaş uçakları gezinmeye devam edecek. Adadaki bölünmüşlük de giderek kalıcılaşacak. Çözüm ve barış ise hep başka bahara ertelenecek.