Masadaki temsilcimiz hangisi?

Cenk Mutluyakalı

Keşke “açık” olsa görüşmeler!
Canlı yayında hatta...
Öylece, şeffaf…
Suçlama oyunlarının düşse maskesi...

. . .

Laf çok ama geçeği bilmiyoruz.
Ve konuşanlara şüpheyle yaklaşıyoruz:
“Acaba biri bizi yönlendiriyor mu?”

Kıbrıslı Rum liderliği “yabancı askerler”in kademeli olarak adadan çekilmesini ve “garanti sistemi”nin belirli bir süre sonunda bitmesini istiyormuş.
Yani “sıfır asker sıfır garanti” ısrarı yok.
Vazgeçmiş… Böyle diyorlar...

….

Şu söylem var, bilinçli, kışkırtıcı…
- “Adada Türk askerini istemiyorlar…”
Hiç asker istemiyorlar…

İkisi çok farklı...

….

Anlamıyorum bazen!
“Federasyon” barış projesi değil mi zaten?
Ve Çavuşoğlu mu masadaki lider Akıncı mı, karıştırıyorum gerçekten!

“Garanti” anlaşmasına dair Türkiye’nin de şu açılımı konuşuluyor…
“Tek Yanlı Müdahale Hakkı” öneri dışında tutulmuş. “Önemli sayıda asker çekilmesi” masaya konmuş... Ama “askerin varlığı” da oluşturulacak bir İzleme Komitesi ile uzun senelere yayılmış...
Kıbrıslı Rumların “Kuzeyde neyimiz varsa yitirdik, şimdi sıra güneye de mi gelecek” endişesine karşı “tek yanlı müdahale”nin ortadan kaldırılması olumlu...

Yeni “federasyon”un bir garantiye ihtiyacı olabilir... “Barış”ı korumaktan söz ediyorum... Federal
düzeni… “Ayrılığı”
değil... “Kendi camisine bomba koyarak” etnik şiddeti körükleyenler ya da yolda sokakta “ırkçı saldırılar”la adayı kanatanlara karşı... Tarih, toplumların birbirine nasıl kırdırıldığını hepimize öğretti çünkü...
Meseleyi biraz da bu açıdan düşünmeli...
Ama bence “karma ordu” bunun için en iyisi... O da federal olsun.

….

Ve hatırlatalım...
Kıbrıslı Türklerin güçlü “evet”i karşılık bulsaydı eğer, hani göğsümüzü gere gere söylüyoruz, gelecek yılın sonuna doğru adada sadece 950 Yunanistan ve 650 Türkiye askeri kalacaktı!
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum askeri birlikleri ise hiç olmayacaktı…

Her türlü askeri silah, mühimmat falan “yasak” olacaktı adada, şu günlerde...
‘Evet’i biz de unutmayalım!