MARAŞ GÜVEN ARTIRABİLİR Mİ?

Aysu Basri Akter

Kapalı Maraş konusu yılan hikayesi misali yeniden gündemde.

Rum basınında yer alan haberlere göre, Rum Lider Hristodulidis Maraş’ın açılması ve karşılığında da Mağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu tarafından yönetilmesini bir Güven Yaratıcı Önlem olarak masaya getirdi.

Ancak Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, bu konunun tartışmaya açılmasına sıcak bakmadı.

Rum basınında yer alan bu haberler, resmi olarak doğrulanmadı.

Ancak yalanlanmadı da…

Kıbrıs Türk tarafı ya da Türkiye de bu konuda henüz resmi bir şey söylemiş değil.

Kapalı Maraş’ın kısmen ziyarete açılmasının üstünden dün itibariyle tam 6 yıl geçti.

8 Ekim 2020’de kısmi açılma, ardından da %3.5’lik kısmının askersizleştirilmesi kararıyla birlikte, birçok kişi Maraş’ı ziyaret etti.

Yeni sosyal medya paylaşımlarına, kısa belgesellere, hikayelere hatta düğün çekimlerine sahne oldu Maraş ama aslında aradan geçen koskoca 6 yıl içinde, çehresinde pek de bir şey değişmedi.

Yarım asırlık cinayet, talan, bir savaşın, bir anlaşmazlığın, bölünmüş hafızanın, terkedilmiş kentin, zorla yerinden edilmenin hatta bir işgalin resmi olarak canlandırıldı.

Maraş’a benzer Karanlık Turizm noktaları var.

1996’da literatüre Lennon ve Foley tarafından sokulan “Dark Tourism” (Kara Turizm) geçmiş acılar üzerinden, yeni bir ticaret tanımı da yapıyor aslında.

Ve biz de biraz karanlık, biraz Savaş Turizmi biraz da Bellek Turizmi üzerinden Maraş’ı pazarlamaya çalıştık.

Aslında, “gelin ve yarım asırdır elimizde bir müzakere kozu olarak tuttuğumuz bir kentin ne hale geldiğini görün” dedik.

“Yarım asır önce daha Türkiye’de bile olmayan ne kadar da çok turizm olanakları ve lüks varmış” dedik.

Ama aradan geçen 6 yıl içinde, Maraş’ın mülk sahiplerine yönelik bir açılım yapmadık.

Aradan geçen 6 yıl içinde “bizimdir, zaten en başından da Vakıf malıydı” diyerek, yıkıp baştan da birşeyler yapıp, bu hayalet kenti değiştirmedik.

Bu haliyle büyük bir turizm potanasiyeli olduğundan değil.

Bu halini çok sevdiğimizden de değil…

Uluslararası hukuk, bir seçim propagandasının üstünde olduğu için tek çivi çakamadık Maraş’a.

Oysa, ölümünden önce röportaj yaptığımız Andreas Lordos, “değil Erdoğan, İdi Amin açsa yine de Maraş’a dönerim” diyerek çok cesur ve iddialı bir tavır koyuyordu ortaya.

“Bugüne kadar Maraş hep resmi devlet yetkilileriyle görüşüldü, bu kez bizimle, mülk sahipleriyle görüşün. O zaman çözülür” diyordu.

2012 yılında Yenidüzen için yaptığımız röportajın linkini buraya bırakıyorum. Belki yıllar sonra ilham olur;

https://www.yeniduzen.com/lordos-marasa-donemeden-veda-etti-47442h.htm

Kapalı Maraş Kıbrıs sorunu için önemli bir mihenk taşı.

Her masada önemli bir karşılık olarak kullanıldı ancak bugüne kadar üzerinde ortak bir yakınlaşma sağlanamadı.

Peki hala kapsamlı çözüm hedefiyle Kapalı Maraş Kıbrıslı Türkler lehine önemli bir koz mudur?

İddia ediyorum ki, bugün mülk sahiplerine iadesiyle ilgili bir adım atılsa, bir takvim verilse ve uzlaşılabilecek bir yönetim modeli tartışmaya açılsa, Kıbrıs Türk tarafına da Türkiye’ye uluslararası arenada önemli bir kazanım sağlar.

Maraş’ın yeniden uluslararası hukuk zemininde hayat bulacağına dair bir takvim herşeyden önce, bölgede hatta adanın tamamında ciddi bir ekonomik hareket yaratır.

Bir çarpan etkisiyle, kurulamayan müzakere masasının yarattığı ölü toprağını silkeler üzerimizden.

Aşırı milliyetçi şovları baltalar, ortak hafıza ve ortak projeler can bulur.

Maraş’a karşılık limanlar konusunda elde edilebilecek bir kazanım, Türkiye ve Güney Kıbrıs arasındaki ticaretin de yollarını açar. Ankara Anlaşması’nın hayata geçirilmesi önündeki en büyük engel kalkar.

Ortak paydalar çoğaldıkça, ortak kazanımlar arttıkça, mülkiyet başta olmak üzere kördüğüm konularda önemli bir ilerleme sağlanır.

En önemlisi, Taşınmaz Mal Komisyonu karşısındaki önemli bir tıkanıklık aşılır.

Taşınmaz Mal Komisyonu, Kıbrıs Rum tarafının bütün itirazlarına ve yolda yaşadığı bütün sorunlara rağmen hala önemli bir adres ve hala çalışıyor.

Yani aslında paranın dini, dili ve ırkı olmadığını, biryesel çözümlerin de ne kadar önemli olduğunu anlatıyor bize. Hem önemli, hem de milliyetçi bir propaganda değil, bir hak olduğunu…

Haziran 2026 itibariyle, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun karşısında, Maraş ile ilgili 581 dosya sonuçlandırılmayı bekliyor. Komisyon, 2 Ekim 2026 tarihli açıklamasında, bugüne kadar 8807 başvurudan 3757 tanesini sonuçlandırıp, 768 milyon 594 bin 23 sterlin ödeme yaptığını söylüyor.

Yani, sadece %43’ü sonuçlandırılmış ve biliyoruz ki komisyon uluslararası hukuk çerçevesinde makul bir çare mekanizması olarak tanınmaya devam etmek için bu oranı hızla yukarı çekmek zorunda.

Maraş Kıbrıs’ta çözümün labaratuarı ve zemini olabilir.

Bu konuda inisiyatif üstlenerek, Türk tarafı süreci daha etkin şekilde yönetebilir.

Çünkü, ta Gali Fikirler dizinden bu yana, benzer formüllerle müzakere masasının kozu olan Maraş, aradan geçen yarım asır sonrasında artık yeni bir anlayışla ele alınması gereken bir konu.

Konjenktür değişiyor.

Türk tarafının elinde uzun yıllar avantaj kartı olarak tuttuğu çözüm istekliliği artık miadını çoktan doldurmuş durumda.

O yüzden cesur ve ezber bozan ama akılcı girişimlere ihtiyacımız var.

Maraş ezber bozacak en iyi adımlardan biri…

Özellikle son 5 yıl içinde uluslararası hukuk temelinde BM ile istişare edilerek, Maraş’ın kapsamlı bir çözüm beklemeden de açılabileceğini söyleyip, çeşitli öneriler yapan CTP’nin, bu alanda ışık tutacak bir konumda olması en doğal beklentilerden biri.

Maraş gerçekten bir adım olabilir…