MARAŞ BU SEFER AÇILACAK MI?

Sami Özuslu

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay bizim devlet televizyonuna çıkıp dünyaya ilan etti, 'Maraş yarından itibaren açılmalıdır' diye.

Bunu 'yüksek yerden emir' diye okuyanlar behemehal harekete geçti, demeçler patlattı.

Mesela Başbakan Tatar, Fuat Oktay'dan hemen sonra 'Maraş'ı açmak için hızla hareket edileceğini' söyledi ve Dışişleri Bakanlığı bünyesinde sürmekte olan çalışmalara ek olarak Başbakanlık bünyesinde de bir ekip kuracağını duyurdu.

Bu son kısmı koalisyon ortakları arasındaki uyumsuzluğu ve güvensizliği de açığa veriyor ama zaten kendi partisinden olan Sağlık Bakanı'na dahi güvenmediği için de başka komiteler kurmuştu Tatar.

Neyse, konumuz bu basit kavgalar çekememezlikler, adeta 'ergen' tavırlar değil.

***

Pandemi krizi ve ona bağlı ekonomik sorunlar çığ gibi büyürken Maraş meselesinin gündeme gelmesi bizim için sürpriz oldu. Oysa bölgede bazı gelişmeler oldu ve  bunlar Kıbrıs'ın da içinde olduğu  denklemde kimi değişiklikler getirebilir.

En önemli üçünü hatırlayalım.

Birincisi, EASTMED adı verilen projenin hayata geçeceği yönünde açıklamalar devam ediyor.

İkincisi Türkiye bazı Yunan adaları etrafında petrol aramak için ruhsat başvurusu yaptı.

Üçüncüsü, Türkiye'nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin Hafter'i geriletip Libya'da kontrolü büyük ölçüde ele geçirdiği, böylece Türkiye'nin elini güçlendirdiği Batı basınına da yansıdı.

Maraş meselesinin yeniden gündeme gelmesini bu önemli gelişmelerle beraber okumakta yarar var.

***

Türkiye ile Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti 27 Kasım 2018'de 'deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakat muhtırası'nı imzalamış, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti buna çok sert tepki göstermişti.

Ankara'nın en büyük zaafı, bölgede hiçbir ülke ile münhasır ekonomik bölge anlaşması bulunmamasıydı ve bu hamle için o günlerde 'Türkiye uluslararası hukuka girmek için Libya kartını oynuyor' yorumları yapılmıştı.

Bu tespit doğruydu, çünkü Ankara'nın dev petrol şirketleri Akdeniz'de arama ve kazı yaparken 'kaba kuvvet' naraları atması günün sonunda bir işe yaramayacaktı. Türkiye'nin yapması gereken hukuk çerçevesi içine girmek ve talep ettiği payı alabilmekti.

Doğu Akdeniz'de iddia ettiği hakları ileri götürmenin yolu ancak buydu. Zira KKTC ile imzalanan ikili anlaşmaların uluslararası hiçbir hükmü yoktu. Bu ancak Ankara ile Kuzey Lefkoşa'nın kendi kendilerini kandırmasıydı.

***

Libya ile yapılan o mutabakat şimdi daha önemli hale geldi. Zira Libya'da güç dengesi Türkiye'nin lehine değişti.

Ankara'nın bazı Yunan adaları etrafında petrol arama ruhsatı başvurusunun nedeni de budur.

Çünkü o mutabakatta çizilen sınırlarda Libya ve Türkiye Ege'deki -zaten Ankara ile Atina arasında kıta sahanlığı tartışmalı olan- birçok ada etrafında hak iddia ediyor.

Yunanistan'da bu gelişmeler endişe ve tepki ile izlenirken, eski Başbakan Çipras şimdiki hükümete 'Erdoğan ile derhal görüşün ve müzakereye oturun' çağrısı yaptı.

Çünkü ülkede 'Türkiye ile çatışmaya hazırız havası esiyor ve kuşkusuz bunun akıl ve mantıkla bir alakası olamaz.

***

Maraş işte bu koşullar altında yeniden gündeme geldi.

Peki Maraş açılacak mı?

Yok, zaten Ankara'nın niyeti Kıbrıs'ta elinde tuttuğu en önemli kozlardan birini hemen açmak değil. Olabildiğince oyunda kalmak, gerektiğinde rest çekmek, belki gerekirse taviz vermek...

Maraş konusunda 'mülkiyet kime ait' tartışması yaptırıp Rum toplumunda bir beklenti ve tartışma yaratmak, Maraş'ı askeri bölge olmaktan çıkarıp Taşınmaz Mal Komisyonu'nu devreye sokmak...

Yakın vadede olabilecekler bunlar.

Ancak resmin büyüğü Maraş'ın çok ötesinde. Kah Tripoli ve Trablus'ta, kah Ege'de, kah denizin dibindeki hidrokarbonda...

Biz Covid 19 ve ona bağlı sosyal ve ekonomik sorunlar dışında birşey düşünemiyoruz ama bölgedeki dengeler Kıbrıs'ta yeni ve hızlı süreçleri tetikleyebilir.