Fransa’da aslında çok tartışılıp tartışılmadığını pek bilemem ama II. Dünya Savaşı sırasında “Nazi işbirlikçisi Fransızlar” olduğunu yazan çok sayıda kitap vardır…
-*-*-
Almanya, II. Dünya Savaşı2nın hemen başında Fransa’ya girdi…
Savaşı kazandı…
Fransa’yı işgal etti…
-*-*-
Fransız direnişi veya direnişçileri ile ilgili efsane filmler izlediğinizden eminim…
-*-*-
Ancak, Fransa’nın tüm Kuzey kesimlerine Naziler hakim olduktan sonra, Vichy isimli kaplıcaları ile ünlü kentte bir hükümet kuruldu…
-*-*-
Vichy, Fransa’nın orta “Auvergne-Rhône-Alpes” diye adlandırılan bölgesinde yer alır…
Kaplıcaları yanında muhteşem 19’uncu yüzyıl mimarisiyle ve tabii ki II. Dünya Savaşı’ndaki “Vichy Fransası” yönetimiyle tanınır.
-*-*-
Paris’in yaklaşık 360 km güneyindedir.
-*-*-
Tarih kitaplarında adını çok sık okuyabilirsiniz çünkü 1940–1944 arasında Alman işgali döneminde Fransız işbirlikçi hükümetinin merkezidir…
-*-*-
Philippe Pétain adını hiç duymadık değil mi?
Pek duymadık!
Ama bizim nesil yani şu anda yaşı 45 ve üzeri olanlar sanırım Charles de Gaulle adını çok işitmiştir…
-*-*-
Charles de Gaulle, Nazilere karşı direnenlerin efsane liderlerindendir…
1940’ta Fransa Almanya’nın kontrolüne girince, birçok yönetici teslimiyetçi bir çizgiye kaydı.
-*-*-
De Gaulle, Londra’ya giderek teslimiyeti kabul etmedi ve “Özgür Fransa” hareketini başlattı. Ünlü 18 Haziran 1940 çağrısında Fransızlara mücadeleyi sürdürme çağrısı yaptı. Bu konuşma Fransız direnişinin sembollerinden biri oldu.
Sonradan Fransa Cumhurbaşkanı seçildi…
-*-*-
Philippe Pétain başkanlığındaki işgalci yalakası Fransız yönetimi ise Nazi Almanyası ile siyasi ve ekonomik iş birliği yaptı, direnişçilere baskı uyguladı, direnişçileri Nazilere ihbar etti, hatta en kötüsü ki bu konu çok tartışılmaz ama Yahudilerin ülkeden kovulmasında hatta ve hatta öldürülmelerinde Almanlarla birlikte hareket etti…
Philippe Pétain, bazı Fransız polis güçlerini Nazi politikaları için kullandı.
-*-*-
Philippe Pétain ve arkadaşları aslında koltuk uğruna, kendi uluslarına ihanet etmiş kişilerdir dersek bence hata yapmış olmayız ancak dediğim gibi, Fransızlar o dönemi konuşmayı fazla sevmez!
-*-*-
Philippe Pétain yönetimindeki bir çok üst düzey bürokrat ve polis de Nazilere çalıştı!
Hatta ne ilginçtir, Fransız olup Nazi yanlısı milis örgüt kuranlar oldu… Alman ordusunda Sovyetlere karşı savaşan bazı Fransız gönüllülerin varlığı dahi biliniyor…
-*-*-
Ve mesleki açıdan beni en çok ilgilendiren, bahse konu Philippe Pétain başkanlığındaki dönemde, Nazilerin propagandasını yapan Fransız gazeteciler ve aydınlar da az değildi…
-*-*-
Haaaa, üniversitedeyken rahmetli hocam Kadir Cangızbay, gerçek bir Fransız hayranıydı…
Fransızların en az İngilizler, Portekizliler, Hollandalılar, Belçikalılar, İspanyollar ve Danimarkalılar kadar vahşi sömürgeciler olduğu iddiama çok kızmıştı…
-*-*-
Efendim Fransızlar, tabii ki Philippe Pétain gibi değildi…
-*-*-
Çok hem de çok büyük bir direniş hareketi söz konusuydu…
“Nazi işgaline karşı Fransız Direnişi hareketi” evet bir efsanedir…
Ve yukarıda da bahsettik, bu direnişin sembol isimlerinden biri Charles de Gaulle’dür…
-*-*-
Amerikan destekli müttefik orduları 1944’te Fransa’yı Nazi işgalinden kurtardı…
Evet, birçok işbirlikçi yargılandı, idam edilenler var…
Tamamı ya hapse atıldı ya da toplum onları dışladı ki en büyük ceza buydu…
Pétain ölüm cezasına çarptırıldı ancak daha sonra bu ceza müebbet hapse çevrildi.
-*-*-
Birçok kaynağa göre bu dönem, Fransa’da, hâlâ tarihî ve siyasi açıdan çok hassas bir konudur.
-*-*-
Bu insanlar neden Nazilerle iş birliği yaptı?
Elbette Nazi ideolojisi bir etken olabilir ama en önemlisi, tamamına yakını, Nazilere yakın durup hem canlarını kurtardılar hem de nemalandılar!
-*-*-
Aslında bir şekilde vatanlarını da toplumlarını da halklarını da satmışlardı!
-*-*-
Efendim, Charles de Gaulle mi?
-*-*-
Charles de Gaulle da tabiri caizse “milliyetçi”ydi!
Ama Fransız milliyetçisi!
-*-*-
Sağcıydı anlayacağınız!
Ama bazı söylem ya da inançları, örneğin “ne Amerika ne Rusya, yaşasın tam bağımsız güçlü Fransa” şeklinde açıklayabildiğim düşüncesi, “Gaullizm” adı verilen siyasi düşünceye evrilecekti…
-*-*-
Kısacası sevgili kardeşlerim; “soyuna ihanet eden keklik” yani Philippe Pétain olmamak çok önemlidir…
-*-*-
Charles de Gaulle mi?
Vatanını, arkadaşlarını, insanlarını makam – mevki uğruna satmadı!
-*-*-
Kıssadan hisseye gelince; avcı kekliği canlı yakalar, kafese koyar… O keklik ötmeye başlayınca başka keklikler de toplanır ve avcılar o keklikleri vurur…
Bu da Yavuz Sultan Selim’e bağlanan bir hikayedir…
Bazılarına göre “soyuna ihanet eden keklik” sözü, Yavuz Sultan Selim’in Philippe Pétain gibilere asırlar önce söylediği sözdür!
19 Mayıs’ı kutlamak… Yarın 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı… Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışını simgeleyen bayram… Bu tarih yani 19 Mayıs 1919 Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç tarihidir… I. Dünya Savaşı sonrası işgal altındaki Osmanlı Devleti’nde Mustafa Kemal, millî direniş sürecini bu tarihte başlattı… Anadolu’daki örgütlenme hızlandı, genç Sovyetler’in de yardımıyla bağımsızlık mücadelesinin temelleri atıldı. Ve Atatürk, bu önemli bayramı gençlere armağan etti… Kutlu olsun…