Lurucina’da “Dev Yarığı”nda yüzey araştırmaları başlatıldı... (4)

Sevgül Uludağ

Yıllar önce, 3 Nisan 2008’de bu sayfalarda hakkında çeşitli şahitlerden elde etmiş olduğumuz bilgileri ve yerinde ziyarette çekmiş olduğumuz fotoğrafları yayınlamış olduğumuz Lurucina’daki “Dev Yarığı”nda, 18 sene aradan sonra Kayıplar Komitesi yüzey araştırması başlattı.

21 Mayıs ile 28 Mayıs 2008 tarihleri arasında bu sayfalarda yayınlarımıza devam etmiş ve Lurucina’daki “kayıplar”ın izini sürmeyi sürdürmüştük... Yazımızda devamla şöyle diyorduk:

“Lurucina’dan “kayıp” Hristos Sokratus Yuannu’nun kızkardeşi Eleni Yuannidu anlatıyor...

“Annem Alzheimer olduğunda bile, kayıp kardeşimi unutmamıştı...”

Lurucina’dan “kayıp” Hristos Sokratus Yuannu’nun kızkardeşi Eleni Yuannidu’yla kardeşini konuşuyoruz... Onunla röportajımız şöyle:

SORU: Eleni Hanım, kardeşiniz Sokratus ne iş yapıyordu?

ELENİ YUANNİDU: Kardeşim Hristos Sokratus yapıcıydı, babamla birlikte çalışıyordu. Henüz 20 yaşındaydı... Askerlik falan yapmamıştı çünkü o tarihlerde henüz Milli Muhafız Ordusu oluşturulmamıştı... Babamla birlikte yapıcılık yapıyordu... Babamızın adı Sokratus Yuannu’ydu. Kıbrıs’ta çok tanınan birisiydi babam çünkü fırın inşa etme ustasıydı...

SORU: Sokratus ailesi nerelidir Eleni?

ELENİ YUANNİDU: Babam Lefkoşa’nın Ayluga mahallesindendir. Uzun yıllar Omorfita Neapolis’te (Küçük Kaymaklı/Yenişehir bölgesinde) yaşamışlardı. Ben orada doğmuştum. Babamın kardeşi olan Andonis Blakis, yani amcam öldürülünce, oradan ayrılmıştık.

O nedenle babam için çok üzüldüm hep – çünkü önce erkek kardeşini kaybetti, ardından oğlunu kaybetti...

SORU: Andonis Blakis nasıl öldürülmüştü?

ELENİ YUANNİDU: Belediye’de beklerken, TMT’ci bir Kıbrıslıtürk, onu bıçaklayarak öldürmüştü... 1959’da olmuştu bu...

SORU: Amcanız EOKA’da mıydı?

ELENİ YUANNİDU: Hayır, hayır...

SORU: Neden öldürülmüştü amcanız? Hiç nedenini bulabildiniz mi?

ELENİ YUANNİDU: Mezarlıkta birisiyle karşılaşmıştım – onun da babası, TMT’den aynı şahıs tarafından 1959’da öldürülmüştü... İşçi haklarından falan bahsettikleri için öldürüldüklerini anlatmıştı bana... Zoppas’ta... Başka bir şey bilmiyorum... Kardeşim Hristos Sokratus ile Andreas’ın TMT tarafından tutuklandığını biliyorum... Senin söylediğin “takas”ta kullanılmak üzere tutuklanmış oldukları, benim için yeni bir bilgidir – şoke olmuştum bunu duyduğumda... Geçen yıl ve bu yıl yazdıkların için sana teşekkür ederim...

1990 yılında 26 Kasım tarihinde SİMERİNİ gazetesinde bir haber çıkmıştı. İki Kıbrıslıtürk Ayanapa’da hırsızlık yaparken yakalanmışlardı. Bunlardan birisinin Lurucina’daki iki Kıbrıslırum’u öldürmüş olduğu yazıyordu. Bu yazıda, bu iki Kıbrıslırum’un bir kuyuya atılmış oldukları da belirtiliyordu.

SORU: Ayanapa’da yakalanan bu iki Kıbrıslıtürk, kaç yaşlarındaydı?

ELENİ YUANNİDU: Bir tanesi 56 yaşlarındaydı, diğeri daha gençti... Haberde başka bir şey yoktu...

Ancak kardeşimin dosyasında onu kimlerin öldürdüğünün isimleri yazılıdır... Bir tanesinin lakabı “Ş.” idi... Tekrar o dosyalara gidip bakarsam, kimler olduğunu hatırlayabilirim...

SORU: Ayanapa’da yakalanan bu iki Kıbrıslıtürk, Lurucina’da olup bitenlerle ilgili sorgulanmış mıydı?

ELENİ YUANNİDU: Elbette... Sorgulanmışlardı... Hatta Venyamin “Onları serbest bıraktık çünkü bize bilgi verdiler” demişti... 1990’da SİMERİNİ’nin ön sayfasında bu haberi okuduğumda şoke olmuştum, çok üzülmüştüm...

SORU: Kardeşiniz Sokratus evli değildi...

ELENİ YUANNİDU: Hayır, henüz 20 yaşındaydı, yapıcıydı... Sevdiği, beğendiği bir kız var mıydı acaba? Bilmiyorum... Uzun boylu, güçlü birisiydi – bir motosikleti daha vardı... Bu motosiklete atlayıp sürdüğünde, annem onun için “Rüzgar gibi gider” derdi! İngiltere’den gelmişti... Herhangi bir sorun çıkaran birisi değildi – babamla birlikte çalışıyordu.

SORU: İngiltere’de ne yapıyordu kardeşiniz?

ELENİ YUANNİDU: Kızkardeşim İngiltere’de çalışıyordu, onu görmeye gitmişti... Şimdi hayatta değil bu kızkardeşim... Onu ziyarete gitmişti – geri döndükten kısa süre sonra, tutuklanmıştı...

SORU: “Kayıp” oldukları gün, Andreas Petru’yla ne yapacaklardı?

ELENİ YUANNİDU: Andreas’la çok iyi arkadaştılar... Andreas ile kardeşim Sokratus kaçırıldıktan sonra, Andreas’ın annesiyle benim annemin buluştuklarını hatırlıyorum... Gallu ve Evdokia... Babamın adı da Sokratis... Senin kitabını okudum, orada yaseminlerden bahsettiğini gördüm... Bu beni çok etkiledi çünkü babam da anneme yaseminlerle ilgili şarkılar söylerdi... “Ah! Sevgül de yasemini seviyor, annem, babam, benim ailem de yasemini çok severdi” diye düşündüm... Bugün sana yasemin getirmek isterdim ama bulamadım...

SORU: Yaseminler yeni yeni açmaya başlıyor çünkü...

ELENİ YUANNİDU: Sana anlatmak istediğim başka şeyler de var... Amcam öldürüldükten sonra ailem Kaymaklı’dan (Omorfita) taşınmıştı – Pallaryotissa’daki cimnasiyonun yanında yaşamaya başlamıştık. TMT’den bazı kişilerin buraya gittiğini hatırlıyorum... Bir keresinde babamı durdurmuşlardı ... Babam çok üzülmüş ve korkmuştu... Bazı kişiler, Kaymaklı’da, bizim bölgemizdeki bazı Kıbrıslıtürkler’in evlerini yakmışlardı. Ben o zamanlar küçüktüm – tam olarak ne olup bittiğini anlamıyordum... Mesela bazı Kıbrıslırumlar, durup bu yakılan evleri seyretmişlerdi... Aralarında kardeşim Kostas da vardı... Ben de içimden “Niye öylece durup seyrediyorlar ki?” diye düşünmüştüm... “Şimdi belki de bu evleri bu çocukların yaktığını düşünecekler” demiştim... Belki de öyle düşünmüşlerdi... Evimize İngiliz askerlerinin geldiğini hatırlıyorum – evin etrafına bir duvar örüyorduk – altı kızkardeş, dört erkek kardeşti ailemiz... On kardeştik yani... Yoksul bir aileydik... Kardeşim “kayıp” olduktan sonra, bir daha bu İngilizler’i görmedik... Bilmiyorum, belki de TMT, o evleri bu Kıbrıslırum gençlerin yaktığını düşünmüştür... O zamanlar ben ilkokula gidiyordum... Sonraları kardeşim Kostas’a, “Evlerin yakıldığını hatırlıyor musun?” diye sormuştum... “Evet” demişti... “Niye öylece durup seyretmiştin?” demiştim... “Çünkü mahallemizde bir olay vardı” demişti... “Belki de TMT, kardeşlerim Andreas’ı, Kostas’ı bu yangını seyrederken görüp yangını onların çıkardığını sanmıştır” diye düşünmüştüm...

Bana şunu söyle lütfen: Onları altı ay hayatta mı tuttular? Yani Temmuz’da mı öldürüldüler?

SORU: Altı ay hayatta tutuldukları anlatılıyor...

ELENİ YUANNİDU: Bunu biliyordum, hissediyordum... Her Temmuz ayında, onu anıyorum...  Nereye baksam onun ruhunu hissediyordum... 1990’da SİMERİNİ’deki o haberi okuduktan sonra da bunu hissediyordum... Aklıma “4 Temmuz” tarihi takılmıştı – belki de güleceksin bana ama böyle hissediyordum. Onu hiçbir zaman rüyamda görmedim... Ancak senin onların altı ay sonra öldürüldüklerini yazdığını görünce, o zaman oturup hesapladım... Her Temmuz ayında gidip kardeşimin dosyasına bakıyordum Kayıplar Komitesi’nde... Bu İlias Yeorgiadu’nun ya da Kallis’in ofisi değildir – başka bir yerdedir...

SORU: Sanırım onları öldürmelerinin nedeni, bir tanesinin – yani Andreas’ın – çok ağır hasta olmasıydı. Bir de, iki Kıbrıslıtürk çobanla onları “takas” edemeyeceklerini anlamışlardı çünkü çobanların hayatından umutlarını kesmişlerdi... Sanırım nedeni buydu... Çok hastaydı...

ELENİ YUANNİDU: Lurucina’dan bir kadın, TMT’cilere “Bırakın gitsinler! Onları serbest bırakın!” demiş... Onlara yemek pişiren bir kadınmış, onlara bakan kadınmış bu... Bu kadına teşekkür etmek istiyorum, onlara baktığı için...

SORU: Bu kadının eşi, her zaman onları hatırlıyor ve çocuklarına da anlatıyormuş... Onları kurtarmaya çalışmış ama elinden bir şey gelmiyormuş... Bu yüzden kendini çok kötü hissediyormuş... Ve hayatı boyunca, bu iki Kıbrıslırum genci hatırlamış ve anmış... Bir gece başkaları gelip onları kaldıkları yerden alıp götürmüşler ve bu ailenin itirazları bir işe yaramamış...

ELENİ YUANNİDU: Babamın ağladığını hatırlıyorum... Bir tek defa ağladığını hatırlarım babamın, kardeşim Hristos “kayıp” olduğunda ağlamıştı bir tek... Annem çok güçlü bir kadındı, on çocuğu vardı – sürekli kardeşimin geri dönmesini bekliyordu. Gösterilere katılıyordu. Bunu biliyor musun? O günlerde gösteri yapıyorlardı, Makarios’a gidiyorlardı, Grivas’a gidiyorlardı... Kardeşim U-Thant’a telgraflar gönderiyordu. U-Thant o zamanlar BM Genel Sekreteri idi... Annem 80 yaşına geldiğinde Alzheimer hastalığına yakalanmıştı. Herşeyi unutuyordu, bir tek “kayıp” oğlu Hristos’u unutmuyordu...

Bana “Hatırlıyor musun? Hristos diye bir oğlum vardı” diyordu... “Lurucina’daydı ve Lurucina’da öldürülmüştü... Hatırlıyor musun?” diyordu bana...

En önemlisini anlatmayı unuttum: Kardeşim Kostas, annem ve bir Kıbrıslı’yla evli olan bir İsveçli, bir taksi kiralayıp Lurucina’ya bile gitmişlerdi! 1964’te yapmışlardı bunu... Kardeşim Kostas’ı da buraya getirmek isterdim ancak üzülmesini istemiyorum çünkü üç yıl önce çok hastalanmıştı – 12 yaşında küçük bir oğlu var... Kardeşim Kostas, üç yıl önce bir ay süreyle hastanede yatmıştı, bir ay süreyle komada kalmıştı...

Kardeşim Kostas’ın, annemin ve o İsveçli beyin Lurucina’ya gittiği o gün yağmur yağıyordu... Birisi onlara Andreas ile Hristos’un Lurucina’da tutulduğunu söylemişti. Taksiyle gittiler, sonra geri döndüler. Ne yapabilirlerdi?...

SORU: Ancak 1974’ten sonra Kıbrıslırum “kayıplar” için düzenlenen listeler, yalnızca 1974 “kaybı” Kıbrıslırumlar için yapılmıştı. Bu listelerde 63-65 “kaybı” Kıbrıslırumlar yoktu...

ELENİ YUANNİDU: Evet, bunu biliyoruz... Bunu söyledik onlara... Çünkü Kıbrıs’ın o zamandan bu yana siyasi bir sorunu olduğunu göstermek istemiyorlardı... Ancak bu doğru değildir... 1950’li yıllardan beridir sorun var...

Kardeşim tutuklandığında ben sekiz yaşındaydım... O benim abimdi... Dördüncü çocuktu ailemizde... 4 Şubat 1964’te tutuklanmıştı... Onunla ilgili olarak hep “4” rakamı çıkıyor karşımıza... Bu konuda bir kitap yazmaya başladım... Kardeşim Kostas’ın da onun için yazdığı şiirler vardır.

SORU: Hristos nasıl birisiydi? Onu nasıl hatırlıyorsun?

ELENİ YUANNİDU: Cesur bir insandı... Tutuklandığı zaman, onun öylece oturup bekleyecek bir insan olmadığını düşünüyordum. Belki de kaçmaya çalışmıştı...

SORU: Bir yere gittiği zaman, sana neler getiriyordu?

ELENİ YUANNİDU: Bir keresinde bize şapkalar getirmişti... Londra’dan ne getirdiğini hatırlamıyorum. Çok sigara içiyordu, bunu hatırlıyorum. Ona bir kahve bile yapamamıştım... Kız arkadaşının kim olduğunu bilmiyordum... İçimdeki çok büyük bir yaradır – ve şimdi öteki tarafın yaralarını da anlıyorum, sen bana öteki tarafın yaralarını anlamakta yardım ettin... Kimse bana bu konuda yardım etmedi, bir tek sen yardım ettin ve bunu anlamamı sağladın. “İncisini Kaybeden İstiridyeler”i okudum ve anladım... Sana yemin ederim, yazdıklarından hiç haberim yoktu, bilmiyordum...

SORU: Acı, aynı acıdır...

ELENİ YUANNİDU: Evet.. Ben artık kardeşimin geri dönmesini beklemiyorum çünkü öldürülmüş olduğundan eminim. Ama kemiklerini geri almak istiyoruz... Hristos ve Andreas’tan artakalanlar bunlardır ve bunları geri istiyoruz... Tüm bunları ortaya çıkardığın için sana teşekkür ederim çünkü 1990’lardan beridir yetkililer onları unutmuşlardı... Ama biz unutmadık...

Geçen hafta yazdıklarını da okudum, Lurucina’ya başkaları da götürülmüş diye... Evet, buna inanıyorum çünkü Lurucina’da bir polis merkezi vardı... O nedenle kaçırdıklarını oraya götürüyorlardı... Kardeşim Kostas, o yıllarda “kayıp” olanların fotoğraflarını toparlayıp bir albüm çıkarmıştı...

SORU: Kimler serbest bırakılmıştı o dönem?

ELENİ YUANNİDU: Atienu’dan (Kiracıköy) bir kişi serbest bırakılmıştı Lurucina’dan, o da bir Kıbrıslıtürk’tü... Englezakis de serbest bırakılmıştı – o da İngiliz üslerinde çalışıyordu...

SORU: Leymosunlu bir Kıbrıslırum tutuklanmıştı, Anglia marka bir arabası vardı, o serbest bırakılmış mıydı?

ELENİ YUANNİDU: Bunu hiç duymadım...

SORU: Arabası köydeydi ama kendisi yoktu – kimilerine göre o adam öldürülmüştü – kimilerine göre serbest bırakılmıştı... Ama arabası köyde kalmıştı...

ELENİ YUANNİDU: Benim hatırladığım Englezakis serbest bırakılmıştı, onu Leymosun’da bulmuştum... Burada bir albüm vardır, kardeşim Kostas Sokratus hazırladı bu albümü, 1963-65 “kayıpları”nın resimlerini toparlayıp yayımladı...  Bu “kayıp” kişilerin bazıları Omorfita’da (Kaymaklı) tutuklanmışlardı, bazıları başka yerlerde... Bu dönemin “kayıpları” 42 kişidir... Ancak yetkililer daha onlar yaşarken “Onlar öldüler” demişlerdi... Lurucina’ya başka Kıbrıslırumlar’ın götürülüp de “kayıp” olup olmadığını bilmiyorum...  Geçen yıl 63-65 “kayıpları”nın yakınları olarak bir toplantı yapmıştık...

 

Andreas Petru                                              Hristos Sokratus Yuannu

Eleni Yuannidu