Ayrıntılı ve detaylı bir şekilde cinayeti öğrendik!
-*-*-
Eline görüntü geçen de hemen paylaştı!
-*-*-
Kan revan içinde bir kadın yerde yatıyor, bir adam da aynı görüntüde ama o ayakta!
-*-*-
Sosyal medya çılgınlığı!
-*-*-
Ve yorumlar, yorumlar…
-*-*-
Genelde en çok yapılan yorum “bu ülkede yaşanmaz…” ve “burası artık Türkiye…”
-*-*-
“Yabancı düşmanlığı” tavan yapıyor!
-*-*-
Geçtiğimiz haftaki acı trafik cinayeti de ekleniyor ve ağır bir genelleme ile, “tüm yabancılar” katillerle aynı kefeye konabiliyor!
-*-*-
Bu yanlış!
-*-*-
Yanlış ama yorum yapanlara da hak vermemek doğru değil!
-*-*-
Sokakta ciddi bir güvenlik kaygısı var!
-*-*-
Sorma gir – sor sür ülkesine döndük!
-*-*-
Bir yığın insan, "Bu bana ya da aileme de olabilir" diye endişe belirtiyor…
-*-*-
Bir yanda genç kadının ölümü, öte yanda korku ve endişe ile insanlar ciddi anlamda şoka girmiş durumda!
-*-*-
Ve yukarıda da bahsettiğimiz genelleme ile “Suçu işleyen kişiye” olan öfke, “tüm yabancılara öfkeye” dönüşebiliyor!
-*-*-
Peki güvenlik?
-*-*-
Mesela askerimiz – ordumuz – polisimiz bizi sadece “Rumlara karşı mı koruyacak?”
-*-*-
Acaba bugün Kıbrıs Gazetesi, “güvende değiliz”le başlayıp, Türkiye’nin Savunma Bakanı’nın “korkmayın yanınızdayız” diye bir demecini manşetten patlatır mı?
-*-*-
Gece veya gündüz fark etmez, sokağa çıkmaktan korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?
-*-*-
Türk Ordusu güvencemiz mi?
-*-*-
Bir Rum askerinin bize kurşun sıkma olasılığı, canı çeken herhangi bir canının boğazımıza, ciğerimize bıçak saplamasından daha yüksek mi yoksa daha düşük mü olasılıktır?
-*-*-
Kapıları, pencereleri daha dikkatli mi kilitlemeliyiz?
-*-*-
Alış – verişte güvende olmak için, RMMO korumasındaki Kıbrıs Cumhuriyeti’ne mi gidelim?
-*-*-
Güney’de daha güvendeyiz…
Yürürken, bisiklet kullanırken, parkta dolaşırken, alış veriş yaparken çok rahatız!
-*-*-
Peki Kuzey’de?
Markete silahlı mı gidelim?
-*-*-
Yarın sabah saat 11.00 gibi Lefkoşa’daki bir markete, elimde av tüfeği, belimde gargılık ve 25 fişekle girdiğimi düşünün…
-*-*-
Kasaya geldik, bir elimizle troliyi itiyoruz, öteki elde tüfek…
Tabancası olanlar şanslı da olmayanlar ne yapsın!
-*-*-
Sizinki neydi?
Fişekleri elde doldurdum; bilyalı!
Türkiye Kürt ve Kıbrıs sorunlarını çözerse…
BBC’de bir haber…
Abdullah Öcalan, PKK'lıların topluma kazandırılmasıyla ilgili çıkarılması beklenen çerçeve yasa hakkında, "En az Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız" dedi.
-*-*-
Çok önemli bir açıklama…
-*-*-
En basit ifadeyle Türkiye’de Kürt sorununun çözülmesi demek, daha çok insanın – daha mutlu yaşaması demektir!
-*-*-
Habere bakalım…
DEM Parti İmralı heyeti, çerçeve yasa görüşmeleri kapsamında İmralı Adası'nda ziyaret ettikleri PKK lideri Abdullah Öcalan'ın mesajlarını kamuoyuyla paylaştı.
-*-*-
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu avukatı Özgür Faik Erol'dan oluşan DEM Parti İmralı heyeti 2 Ağustos Pazar günü Abdullah Öcalan ile görüşmüştü.
-*-*-
Abdullah Öcalan'ın mesajı, "Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz" sözleriyle başlıyor.
-*-*-
"En az Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız" ifadeleriyle devam ediyor.
-*-*-
Öcalan yasayı "sadece Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacı" olarak tanımlıyor "Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir" diyor!
-*-*-
Kürt sorunu ile birlikte Kıbrıs sorununu çözen bir Türkiye düşünün!
-*-*-
Elbette Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün şu veya bu şekilde kaymağını yiyen bir tabaka vardır ve kışkırtmaları da açıktır ama gerçekten Kürt ve Kıbrıs sorunu birlikte çözülürse, Öcalan’ın da dediği gibi, ekonomik olanaklar büyüyecek, demokrasi ve hukuk gelişecektir…
-*-*-
Türkiye, çok ciddi büyüklükteki güvenlik harcamalarının önemli bir kısmı farklı alanlara yönlendirilebilir.
-*-*-
Uzun süredir gündemde olan çatışma ve kimlik tartışmaları azalır; Avrupa ve bazı Batılı ülkelerle ilişkilerde insan hakları ve hukuk devleti başlıklarında olumlu bir algı oluşur... Bu da diplomatik iş birliği ve ekonomik ilişkiler açısından avantaj sağlar…
-*-*-
Doğu Akdeniz'de enerji ve deniz yetki alanları konusunda iş birliği ihtimali yükselir, daha önce de yazdık Türkiye - Yunanistan ilişkilerinde gerilim sıfırlanır… Avrupa Birliği ile ilişkilerde olumlu bir rüzgar esmeye başlar… Ticaret ve turizm gelişir!
-*-*-
İyi bir şey mi kötü bir şey mi bunların olması?
Abdullah Öcalan önümüzdeki hafta geçmesi beklenen yasayı "sadece Kürtlerin veya bir kesimin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ihtiyacı" olarak tanımlıyor "Atılacak adım, ülkenin ve bölgenin kaderini etkileyecek; demokratik hukukun gelişmesinin, ekonomik olanakların büyümesinin önünü açacaktır. Bu, 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir" diyor! Kürt sorunu ile birlikte Kıbrıs sorununu çözen bir Türkiye düşünün!