Siyaset tamam, yapınız!
Bir diyeceğim yok!
Ama lütfen, kurumlarımızı hırpalayarak ya da yıkılmaları için uğraşarak siyaset yapmayınız!
-*-*-
Yani, Elyeli kahvehane işletmecisinin, köylü bir motosiklet tutkunu gence dediği gibi; “… cayırdadacağsan cayırdat ayağam ama önce gavedekilere masga dağıt!”
-*-*-
Müstafi tümamiraller de anlasın diye Elyeli kardeşimin söylediğini bir de onların ağzıyla yazayım; “… Canım evladım, motosikletini dilediğin gibi kullan, dilersen patinaj da yaptırt ama lütfen öncesinde kahvehanemdeki müşterilere birer gaz maskesi dağıt!”…
-*-*-
Evet!
Dilediğiniz kadar siyaset yapabilirsiniz!
Ama kurumlara zarar vermek doğru değil!
-*-*-
Geçmişte bunun acılarını çektik!
-*-*-
İster özel olsun, ister devlet!
İster küçük ölçekli olsun, ister çok büyük!
-*-*-
Mesela Ercan Havaalanı!
-*-*-
Bu havaalanını işleten şirketin devletle sıkıntıları olabilir ve bildiğim kadarıyla vardır da!
Alacak – verecek işleri, devletle şirketi bağlar; anlaşamazlarsa da mahkemeleri!
Vatandaşı ilgilendirmesi gereken, devlet veya şirketin tarafını tutmak değil; Ercan’ın çok önemli olduğunu bilmektir!
-*-*-
Mesela Güzelyurt’taki ünlü üniversite!
-*-*-
Bu üniversitede sahte diploma meselesi, kişi olarak beni de rahatsız etti!
Üniversitenin sahibinin Türkiyeli ve MHP vekili olması; bu nedenle dokunulmaz kabul edilmesi, “kabul edemediğim” bir konuydu!
-*-*-
Ayrıca, sahte diploma varsa, bundan sadece üç beş kişinin sorumlu tutulmaması gerektiğini; o diplomalarda imzası bulunan mesela rektör ve ilgili bakanın da sorumlu olması gerektiğini savundum!
-*-*-
Ancak, “kapatın gitsin” demedim!
-*-*-
Tam tersine, o üniversitenin, akademik kalitesi ile ilgili belki yorum yapamam ama bölge ve Güzelyurt açısından değeri – önemi apaçıktır!
-*-*-
Ne yapmak lazım?
Sahip çıkmak!
-*-*-
Şu anda üniversiteye yeni bir rektör atandı!
-*-*-
Lise yıllarından, ardından İngiltere’deki eğitim günlerinden tanıdığım ve çok güvendiğim bir sporcu, bir akademisyen ve bölgeli biri!
-*-*-
Profesör Akın Cellatoğlu!
-*-*-
Aslen Ayannili!
Haliyle Dünya’nın en güzel sucuk yapan insanların oğlu!
-*-*-
Lefke Avrupa Üniversitesi’ndeki (LAÜ) rektör yardımcılığı görevinden YÖDAK üyeliğine, oradan da şu anda Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi (KSTU) rektörlüğüne uzanan bir başarı öyküsü…
-*-*-
Bölgenin çocuğu…
Aynı şekilde bölgeli bir genç akademisyen arkadaşımız, Hasan Bozer kadroya dahil oldu…
-*-*-
El verelim; sahip çıkalım…
Siyaset yapmayalım…
Rüşvete dalmayalım…
Ortalık kokmasın, bu üniversite büyüsün, bölge de kazansın!
-*-*-
Rektörün bölgeli olmasının avantajı vardır…
LAÜ’de bu avantajı yıllardır yaşıyoruz…
-*-*-
Haaaa, LAÜ’de, Yeniden Doğuş Partisi’nin (YDP) Yönetim Kurulu’ndaki ağırlığı mı?
Kesinlikle tebrik etmek lazım…
-*-*-
Efendim hatalar, yanlışlar var mıdır?
Hangi gözlükle baktığınıza bağlı!
Eminim vardır ama önemli olan, LAÜ’nün başarısı, ayakta olması, büyümesi, bölgeye canlılık ve heyecan katmaktadır!
Gelin, aynısını KSTÜ’de de yaşayalım, yaşatalım, yaşatılmasına sahip çıkalım!
-*-*-
DAÜ neden sıkıntılı?
Bu konu da önemli!
-*-*-
Çünkü DAÜ’yü siyasi çiftlik olarak görme alışkanlığı çok ileri boyutta!
-*-*-
DAÜ’deki örneğin “iş olanaklarını”; “alım – satım olanaklarını”; “ihale – mihale kontilerini” değerlendirmek isteyen “siyaset kurumu”; bu üniversitemizin ağzına eden en önemli kurumdur!
-*-*-
Bugün yaşananlar da DAÜ’yü bu ülkenin en büyük ve en önemli değeri olarak görmemekten kaynaklanmaktadır!
-*-*-
DAÜ olmazsa ya da DAÜ ezilirse, ne rektör kaybeder ne de VYK!
DAÜ olmazsa, DAÜ küçülürse, önce Mağusa sonra KKTC kaybeder!
-*-*-
DAÜ’ye sahip çıkılmamasının en birincil sebebi; evet siyasettir…
Ama siyaset içerisindeki genel anlayış, “sevmeye gerek yok, dilediğince kullan” anlayışıdır!
Bu anlayışı yıkmamız gerekiyor!
-*-*-
Üniversitelerimizin; akademik değeri bir yana; ekonomik ve sosyal değeri çok önemlidir…
Ama elbette akademik değeri tamamen bir yana iterek, sadece ekonomik değere odaklanmak ayrı bir felakettir!
-*-*-
İşte bu noktada, DAÜ’nün, LAÜ’nün devlet veya siyasilerin hakimiyetinden daha uzağa çekilmesi, bir vatanseverlik görevi olmalıdır!
-*-*-
Tüm özel üniversitelere gözümüz gibi bakmak da vatanseverlik görevidir…
-*-*-
Özellikle Türkiyeli veya üçüncü ülkelerden öğrencilere, kendi evladımız, kendi torunumuz gibi davranabilmek, onları öyle görebilmek de vatanseverliğin emridir!
-*-*-
Peki, neden bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim?
-*-*-
Neden İngiltere’de veya Finlandiya’da ya da Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bu tür yazı yazanlar yoktur?
Olmadığından emin miyim?
Evet eminim!
-*-*-
Çünkü bahsettiğim ülkelerde hatta Dünya’daki tüm ülkelerde, vatandaşlar, gazeteciler, ülkelerine sahip çıkar!
Siyasi görüşleri ne olursa olsun, etnik kökenleri ne isterse olsun; kimse “ganimettir, gavurun malıdır” diyerek, sadece soymak ya da kullanıp atmak için toprağa – kurumlara sahip çıkmaz!
-*-*-
Bana göre KKTC “geçici, değilse sözde ya da sahte bir devlet”tir ki o ayrı mesele ancak milliyetçilerimizde bile boyut o noktaya gelmiştir ki; bırakın üniversiteleri ya da kurumları; “devlet kurduk yaşatacağız” diyenler, önceliklerini başka bir devletin çıkarlarına verirken, KKTC’yi de sürekli soyuyor!