‘Kurtarıcı’ rolü

Cenk Mutluyakalı

 

Seçimlerde her aday kendine ‘ayırt edici’ bir özellik belirliyor.
- ‘Siyasi partilerden bağımsızım...’
- ‘Kadınım...’
- ‘Komutana rest çektim...’
- ‘Tecrübeliyim...’
Ve uzuyor, gidiyor bu liste...

***

Oysa bu özellikler, ülkeyi iyi bir geleceğe taşımak adına çok da anlamlı gelmiyor.
Dürüst, adil, çalışkan olmak gibi özellikler önemli mesela...
Ama yetmiyor...
Tüm bunlarla birlikte bilgili olmak da gerekiyor...
Yani ‘bilginiz’ varsa, ‘dürüst’ değilseniz işe yaramıyor...
‘Çalışkan’ olmanız ama ‘ilkesiz’ durmanız yarar getirmiyor.
‘Donanım’la gelmek ancak ‘kibirli’ durmak ürkütüyor.

***

Siyasetteki güvensizliği en temel iki sebebi var sanırım...
Laf ile icraat birbirini tutmuyor, bir...
‘Statüko’ denen yanlışlara, hiçbir başka çare yokmuş gibi ayak uyduruluyor, iki...
Yani...
Biri, iki yüzlülük...
Öteki, aynılaşma, benzeşme...

***

En ilginci de şu ki, belirli bir dönemde, tüm bu ‘defo’lara ortak olan ya da ‘egemen siyasi sistem’le uyumlaşan tüm unsurlar, kendini aradan çekerek ‘kurtarıcı’ rolüne bürünebiliyor.
‘Kendi’ dışındakiler ‘bozuk düzen’in suçlusu olurken, kocaman bir bataklık içerisinde ‘temiz’ kalabiliyor kimileri...

***

Oysa çok daha ‘samimi’ bir yerden başlamak gerekiyor sanırım...
“Çok hatalarımız oldu” diyerek...
‘İnkar’dan vazgeçip, yüzleşerek...
“Çok hatalar izledik, sessiz kaldık” gibi bir samimiyeti ortaya dökerek...

***

Kimse bu ‘sistem’in sorumluluğunu üzerine almıyor...
Ya da kendine ‘pay’ biçmiyor...
Hep ‘öteki’ var...
Hep ‘bir başka’ suçlu...
Ve herkes ‘kurtarıcı’ olduğunu söylüyor, ısrarla...
Sonrasında hep birlikte uğraşıyoruz, ‘kurtarıcıdan kurtulmaya...’