Kültür, bir toplumun tarih boyunca oluşturduğu ve nesilden nesle aktardığı maddi ve manevi değerlerin bütünüdür.
Bu değerler arasında şunlar yer alır:
Dil…
Din ve inançlar…
Gelenek ve görenekler…
Sanat ve edebiyat…
Ahlak kuralları…
Yaşam biçimi ve düşünce tarzı…
Kısaca kültür, insanların nasıl düşündüğünü, nasıl yaşadığını ve dünyayı nasıl anlamlandırdığını belirleyen ortak bir birikimdir.
-*-*-
Kültür, bir toplumun tarihsel süreçte ürettiği, kuşaktan kuşağa aktardığı, kendine özgü maddi (mimari, giyim, eşya) ve manevi (dil, inanç, gelenek, sanat, değerler) değerlerin bütünüdür. Toplumu diğerlerinden ayıran, yaşam ve düşünüş tarzını şekillendiren bir kimlik unsuru olan kültür, UNESCO'ya göre bireylerin etkileşimlerini ve dünyayı algılayışlarını da belirler.
-*-*-
Yukarıdakileri ben uydurmadım!
İki farklı kaynaktan kopyaladım!
-*-*-
Başbakan Ünal Üstel geçtiğimiz hafta sonu Büyükkonuk köyündeki eko güne katılmış ve demiş ki; “… Kültürüne sahip çıkan halklar ayakta kalır!”
-*-*-
Çok doğru bir saptama!
-*-*-
Kültürümüz…
Mesela dilimiz…
-*-*-
Kıbrıs Türk toplumu veya Ünal abimin dediği gibi diyelim, “Kıbrıs Türk halkının” “DİLİ”; tabii ki Türkçedir…
-*-*-
Ama bu Türkçe, “… tarihsel süreçte üretilmiş, kuşaktan kuşağa aktarılmış, kendine özgü”dür!
-*-*-
Ve bunun en canlı örneklerinin başında bizzat Ünal abim gelir!
Ünal Üstel, Kıbrıs Türk halkının Baf yöresi, Mandirga köyü ağzına sahip bir kardeşimizdir…
Ve hala bu ağızla konuşuyor olması, bazılarımızın sıklıkla yaptığı gibi “alay edilecek” bir durum değil, tam tersine “gurur duyulması gereken” bir ağızdır…
-*-*-
Gezdiririm gendi gendimi!
Hellim peyniri!
-*-*-
Son yazdığım iki ifade, deli saçmalığı bile değildir; bu arada belirtmekte fayda görüyorum!
Ayrıca “Kıbrıslılar tembeldir” diyen her guelloya da “yörü bre hollo oyanı” demeyi görev biliyorum!
-*-*-
Din ve inançlar da kültürün en önemli bölümleridir…
Elhamdülillah!
Müslümanız!
Sıkıntı yok!
-*-*-
Ama her Müslüman illa ki Türkiye’deki bazı Müslümanların istediği gibi Müslümanlaşmak zorunda mıdır?
-*-*-
Kıbrıs’ta, dini inanç veya inançlar son derece özgür ya da laik bir gelişim yaşamıştır ve hiç kimse, ama hiç kimse, bir başkasının inanç ve ibadet özgürlüğüne müdahale hakkına sahip değildir!
-*-*-
Şu andaki durum ve gidişat bu açıdan son derece “kötü”dür ve “kültürel yapıya açıkça tecavüzdür!”
-*-*-
Kul Nesimi ne demiş?
“… Sofular haram demişler / Bu aşkın şarabına / Ben doldurur ben içerim / Günah benim kime ne!”
-*-*-
Geleneklerimiz, göreneklerimiz elbette Anadolu ile benzeşebilir ama hiç benzeşmeyebilir…
-*-*-
Yemeklerimiz de öyle!
-*-*-
Ama şeftali kebabı, hellim, samarella, helik benimdir!
Lahmacunu bilemem!
Severek yerim ama Ermeni midir, Lübnanlı mıdır yoksa Türk müdür karışmam!
Yiyene de afiyet olsun derim!
-*-*-
Yoğurt, Türktür!
Ama Avrupa ve Dünya “Yunan usulü”nü daha çok bilmektedir!
Ki yoğurda bayılırım; norun da hastasıyım!
Sahi nor kimindir?
O da bizimdir!
-*-*-
Rakı içmem!
Rakı içenlere karışmam!
-*-*-
Zivaniya hastasıyım!
-*-*-
İskoçlar kızacak, viskilerine buz da koyarım su da koyarım ve yemekte tüketirim!
-*-*-
Ünal abim ne demiş?
-*-*-
“Kültürümüze sahip çıkalım!”
“Çıkarsak ayakta kalırız!”.
-*-*-
Katılıyorum abi!
Yoksa, şalgamcılara teslim olacağız!
Üzgünüm!
-*-*-
Ya da, daha üzgünüm ama şalgamsız, ince belli çaysız ve de rakısız masalarda şeftali kebabı yemek için ne acıdır, Baf’a, Larnaka’ya, Lefkara’ya gitmek zorunda kalacağız!
Yabancı düşmanlığı!
Hastanelerde hastalar yabancı!
Mahkemelerde yargılananlar yabancı!
Devlet okullarında öğrenciler yabancı!
Yollarda sürücüler yabancı!
Hastabakıcılar, evde bakıcılar yabancı!
Market çalışanları yabancı!
İnşaat çalışanları hep yabancı!
Köylerde bile işçiler yabancı!
Genelev – pardon – gece kulübü çalışanları yabancı!
-*-*-
Bu insanların çoğu sömürülüyor!
-*-*-
Sömüren de var elbette!
-*-*-
Tüm kazandığını memleketine gönderen, tek kuruş vergi vermeyen çok!
-*-*-
El altından sigortasız çalıştırılan daha çok!
-*-*-
Araç sahibi olanların tamamına yakını seyrüsefer ve sigorta çıkarmıyor (iddia!)
Yine iddia eder ve derim ki, zaten çoğunun kullandığı araçlar “muayenesiz”dir ve hatta “muayeneye giremeyecek kadar” da sağlıksız ve eskidir!
nliği adına ciddi risktir!
-*-*-
Sonuç?
-*-*-
Yabancı düşmanlığı!
-*-*-
Ve ırkçılık!
-*-*-
Ve bu konuda devlet olarak veya hükümet olarak plansız ve de programsız!
-*-*-
Bu gidişat iyi değil!
“Bir şeyler yapmak lazım” diyecektim ama vazgeçtim!
Cyprus Mail gazetesi yazdı: Kıbrıs Otelciler Birliği Genel Direktörü Christos Angelides Pazartesi günü yaptığı açıklamada, yaklaşan yaz sezonu için yapılan tatil rezervasyonlarının şu ana kadar yüzde 25 oranında düştüğünü söyledi. "Rezervasyon seviyesindeki artış, genel bir güven duygusu yaratılması ve son iki aydır yaşanan iptal senaryosunun yazın geri kalanı için tersine çevrilmesi açısından çok yavaş bir hızda gerçekleşiyor. Bu bizi endişelendiriyor. Durumu yakından takip ediyoruz," dedi. Angelides'e göre, yaz aylarındaki otel doluluk oranları şu anda yüzde 40 ile 50 arasında değişiyor; bu oran geçen yılın aynı döneminde yaklaşık yüzde 75'ti . Peki bizde? Şey diyecektim, yanlış da anlaşılmasın ama düşünün, çözüm olmuş, anlaşma imzalamışız, ülkede federal bir devlet kurmuşuz ve 40 gün 40 gece eğlenceler, partiler düzenliyormuşuz! Ne İran savaşı ne Amerika! Turizm patlar mı patlamaz mı? Yoksa Rum bizi kesecek mi? Böyle iyi diyorsunuz ha? Siz bilirsiniz tabii ki!