Kukla rezil olmaz ki!

Serhat İncirli

Birleşmiş Milletler’in (BM) Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabaları devam edecek mi?

Edecek!

Peki ne zaman?

Her zaman olduğu gibi, “seçimlerden sonra”...

-*-*-

Hangi seçimler?

Tabii ki en önemlisi, önümüzdeki hafta Türkiye’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçimi!

Ve bugün yani 21 Mayıs 2023 Yunanistan Genel Seçimleri...

-*-*-

Aslında şu gerçeği vurgulamakta fayda var; müzakerelerin yeniden başlayıp başlamaması konusunda Yunanistan’ın etkisi, Türkiye’nin etkisine oranla devede kulak kadardır!

Yunanistan’ın Güney Kıbrıs üzerindeki etkisi ile Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs arasındaki etkisini kıyaslayacak olursak, bunun için kulak – deve değil, bit ve deve benzetmesini yapabiliriz!

-*-*-

Türkiye şu anda “eşit egemen iki devlet” diye bir modeli savunuyor.

Tabii Ersin Tatar bile, bunun “çözümsüzlüğü savunuyor olmak” olduğunu gayet iyi biliyor.

BM de biliyor, AB de biliyor, Kıbrıs Rum Tarafı da biliyor...

-*-*-

Haliyle, “eşit egemen iki devlet” modelinin “kabul edilebilir” bir çözüm modeli olmadığını da Türkiye çok iyi biliyor!

-*-*-

Şu anda bir bekleme süreci söz konusu...

Ancak, dün bu konuyu İki Toplumlu Barış İnisiyatifi’nden Şener Elcil ile konuştuk...

Elcil, inisiyatif olarak BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart ile görüştüklerini aktardı...

“Stewart ne diyor?” diye sordum...

Özetledi:

“... Müzakereler önümüzdeki iki – üç ay içinde yeniden başlayacak. Bu kesin... Kesin olan bir şey daha var; iki devletli bir çözüm modeli kesinlikle masada olmayacak... Ve yine kesin olan bir şey var, iki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm konuşulacak...”

-*-*-

Colin Stewart’a göre, yeni geçiş kapılarının veya noktalarının açılması, iki toplumun daha çok bir araya gelmesi gibi gelişmeler, çözüme yardımcı olur...

-*-*-

Kıbrıs Rum Tarafı, Yunanistan’da iktidarda kim isterse olsun, “kaldığı yerden devam etmeye hazırız, biz masadayız” diyor...

Kıbrıs Türk Tarafı’nın bu konuda görüş belirtme yetkisinin olmadığı apaçık görülebiliyor...

Yani Ersin Tatar’a “kukla” diyoruz, kızıyor ama görüntü net!

-*-*-

Haliyle, 27 Mayıs 2023’ü bekleyeceğiz...

“Kemal Kılıçdaroğlu kazanırsa kesin masadayız” beklentisi; “Tayyip Erdoğan kazanırsa bu iş biter, masa falan kalmaz” beklentisi kadar doğrudur!

Yani şöyle açıklamak lazım; “Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu’nun değil Türkiye’nin çıkarları etkili olacak”...

-*-*-

Veya şöyle izah edeyim; Kılıçdaroğlu kazanırsa, daha çözümcül, daha AB’ci, daha barışçı bir atmosferle geleceğinden, masaya oturma şansı yüksektir.

Ama şu da apaçıktır ki Erdoğan kazanırsa, “Tamam, bu adam artık yobazlarıyla birlikte AB’ye, Batı’ya sırtını dönecek, Kıbrıs’ta çözümü unutun” beklentisinde olmak, yanlıştır...

Hatta şöyle diyelim, belki de masaya geri dönme şansı daha yüksektir...

-*-*-

Uluslararası, küresel, bölgesel, ulusal çıkarlar falan derken; bir takım ilişkiler, bir takım kazanımlar, bir takım tavizler gündeme gelecek ve Colin Stewart’ın da belirttiği gibi, önümüzdeki bir kaç, üç beş ay içinde masa yeniden kurulacak.

Bu beklentimizdir...

Ama kesin olan şudur; masaya oturulacaksa, çözüm müzakereleri yeniden başlayacaksa, iki devletli çözüm modeli diy e bir model kesinlikle konuşulmayacak!

Beklemedeyiz!

27’sinin akşamını görelim...

27’sinin sonrasındaki bir kaç haftaya bakalım; çok daha rahat konuşabiliriz...

-*-*-

Efendim, Ersin Tatar bu durumda rezil mi olacak?

Hiç gerek yok!

Mevcut pozisyonu, rezil olmaktan çok daha kötüdür!

Bunu da belirtmekte fayda görüyorum!

Yani siz bir cansız kuklanın rezil olabileceğine mi inanıyorsunuz?

Olsa olsa, kukla oynatıcısı rezil olur!

-*-*-

Ersin Tatar’a, “oturuyorsun, iki bölgei, iki toplumlu federasyonu konuşuyorsun” denir; “Toroslar çok güzel, Anavatan yanımızda” diye köpeciği ile yürüyüş fotoğrafı paylaşır, devam!

***

Almanya, Türkiye’yi bu yüzden mi kıskanıyor!

Geçenlerde önüme bir sosyal medya paylaşımı geldi...

Bir miktar “rakam karşılaştırması” içeriyordu...

Bazılarını kontrol ettim, hayret verici şekilde “doğru” çıktı!

-*-*-

Bu yazıda kullanılan rakamlar “yaklaşık” olarak verilmiştir...

Bu uyarıyı da yapmış olayım...

-*-*-

200 TL’lik banknot 2009’da piyasaya çıktı...

2009’da 200 TL, 140  Amerikan Doları ediyordu...

Şimdi, 10 Dolar etmiyor!

-*-*-

2009’da 200 TL’ye, yaklaşık 5 kilogram altın alınıyordu...

Şimdi 15 gram altın alınabiliyor...

-*-*-

2009 yılında neredeyse 75 litre akaryakıt alabiliyordunuz...

Şimdi 10 litre alabiliyorsunuz...

-*-*-

2009’da 200 TL ile 20 kilogram et alabiliyordunuz...

Şimdi 200 TL ile yarım kilo kuzu şiş bulan varsa, bana da bildirsin!

-*-*-

2009’da 1 Bulgar Levası ile 1 TL eşitti...

Şimdi 1 Bulgar Levası, 12 TL civarında...

-*-*-

Tanzanya Şilini mi?

Tanzanya şilini, TL karşısında 8 kat değer kazanmış!

***

Ve sonunda dördüncü maymun da geldi... Günümüzün görüntüsü... “İlk üçünün toplamı” diyor yazıda... Kimseyi görmüyor, kimseyi işitmiyor, kimseyle de konuşmuyor... İyi pazarlar...