Küçük bir basın açıklamasının önemi!

Serhat İncirli

Geçtiğimiz gün Kıbrıs Türk Toplum Merkezi (KTTM) bir açıklama yaptı... 

-*-*-

Basın açıklaması... 

-*-*-

Dendi ki bu açıklamada; “… Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs sorunu ile şahsen ilgilenmesini ve bu nedenle adayı ziyaret edecek olmasını büyük bir mutlulukla karşılıyoruz… Bu tarihi olayın ve oluşturduğu ciddiyetin farkındayız. Kıbrıs Türk Toplum Merkezi olarak Sayın Guterres'in barış ve federal çözüm çabalarını içtenlikle desteklediğimizi bildirir, Genel Sekreter’e çalışmalarında başarılar dileriz”…

-*-*-

Kıbrıs Türk Toplum Merkezi, Londra’da, Türkçe konuşan toplumlara çeşitli hizmetler sunan, Kıbrıslı Türklerin en eski örgütlerinden biridir…

-*-*-

Bu merkeze ait ve şu anda hayatta olmayan Toplum Postası gazetesinde yaklaşık 8 yıl görev yaptım…

-*-*-

Dünkü yazımızda belirtmiştik; “doğal asimilasyonun en çok etkilediği yer Londra’daki Kıbrıslı Türk toplumudur” diye… 

-*-*-

1994 – 2008 yılları arasında Londra’daydım…

-*-*-

Ve o yıllarda, CTP, UBP ve TKP’nin “dayanışma dernekleri” vardı… 

-*-*-

Efsane isimler söz konusuydu… 

-*-*-

Mesela UBP Dayanışma Derneği’nin kurucusu ve ilk başkanı Hasan Tatar’dı… 
Hasan Tatar, KKTC’nin 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın amcasıydı… 

-*-*-

Hasan Beyden sonra oğlu Münir Tatar bayrağı devraldı… 

-*-*-

TKP’nin dayanışma derneğinde Yücel Salih adı benim için efsanelerin en başındadır… 
Hem Hasan Tatar hem de Yücel Salih artık hayatta değil… Her ikisini de Allah rahmet eylesin… 

-*-*-

Ve CTP…

-*-*-

CTP’nin her zaman çok güçlü bir Londra örgütlenmesi söz konusuydu… 
Hem dayanışma derneği hem de Demokrasi Derneği, yaşamlarını Kıbrıs’a adamış inanılmaz devrimci insanlarla dop doluydu…

-*-*-

Ahmet Sadi Erkurt, Nurettin Seferoğlu gibi isimler Demokrasi Derneği’nde efsaneler arasındadır...

-*-*-

Hasan Raif, İlker Kılıç, Cemal Arkut... 
Üçünü de çok genç yaşta yitirdik...
Her üçü de tüm yaşamlarını CTP’ye ve Kıbrıs’ta barışa adamış kişilerdi... 

-*-*-

Onlardan önceki nesillerden Hulus İbrahim, Kamil Ahmet ve daha niceleri...

-*-*-

Bu isimler ne yazık ki göçtü... 
Barışı ve çözümü görmediler...

-*-*-

Uğruna ülkelerinden kaçmak zorunda kaldıkları barış ve çözümden söz ediyoruz elbette... 

-*-*-

90 yaşını aşmış Mustafa Denizer... 
70’ine dayanan Niyazi Enver... 
Unutamadığım isimler arasında...
Sağlık diliyorum onlara... 

-*-*-

Daha niceleri var...
Çok sayıda benden genç veya benim akran kişiler de...
İsimlerini sayamadığım için beni affetsinler; zaten sayfamız hatta gazetemi yetmeyebilir... 

-*-*-

2004 Annan Planı sonrasında, “çözüm umudu” adına en çok “hız yitiren” yer Londra oldu... 
Daha doğru ifadeyle Londra’daki ilericiler en çok kırılanların en başındaydı... 
Çünkü onların özellikle AKEL ile ilişkileri daha yakındı... 

-*-*-

Haaa, Kıbrıs’tan kopamamış nesiller tükendikçe ya da azaldıkça; sağdan veya soldan, meseleye büyük bir soğukluk veya uzaklık pozisyonu oluştu... 

-*-*-

Haliyle, yeni nesillerin doğal asimilasyonu da geçmişteki kadar güçlü bir gruplaşmayı önledi...

-*-*-

İşte bu açıdan Kıbrıs Türk Toplum Merkezi’nin hala ses veriyor olması veya hala ses vermiş olması, kesinlikle çok önemlidir...

-*-*-

Kıbrıs Türk toplumunun en yoğun yaşadığı yer İngiltere genelinde, Londra özelidir...

-*-*-

Umarım, Kıbrıs Türk Toplum Merkezi’nin de desteklediği federal çözüm gerçekleşir ve daha çok insanımızı kaybetmeden, Ada’da özlediğimiz barışa – çözüme ulaşırız... 


Kuzey – Güney meselesi!

Yine bir Kuzey – Güney kıyaslamasında birlikteyiz değerli izleyenler!

-*-*-

Hafta sonunu Baf’ta geçireceğiz... 

-*-*-

Neden Baf?

-*-*-

Karpaz veya Yeşilırmak da olabilirdi!

-*-*-

Her ikisine de “taparım!”... 

-*-*-

Hele Yeşilırmak!

-*-*-

Orada kalabileceğiniz tek otel Vuni King’tir ve kesinlikle mükemmeldir... 

-*-*-

Ama az değişiklik; az Avrupa ve ne acıdır “çok daha ucuz”luk adına Baf da Protaras da tercihlerin önüne geçiyor!

-*-*-

Haaa Baf’ta çok çok pahalı yerler yok mu?
Var tabii ki!
Mesela Poli bölgesinde Anassa diye bir otel var, iki gece en ucuz bulacağınız iki kişilik yarım pansiyon odanın fiyatı bin 500 avrodan başlıyor!

-*-*-

Dört yıldızlı bir otelde yer ayırttım... 
Bu yazıyı yazarken henüz oteli görmüş değiliz ama fiyat, inanın Karpaz ve Yeşilırmak fiyatının altında!
Üzgünüm!

-*-*-

Haaa bunun da ötesi!

-*-*-

Trodos üzerinden gittik!

-*-*-

İki – üç köyde, yol kenarında “yerel ürünler” satılıyor... 
Kiraz, erik, şeftali, üzüm, formoza, paluze, sucuk, bal gibi... 
Hepsi yerli!

-*-*-

Bir restoranda yemek yedik; şarap yerli, salata yerli, su yerli, sebzeler yerli!
Balık mı?
“Kuzey’den de geliyor...” dedi işletmeci...

-*-*-

Ve ortalık turist kaynıyor!

-*-*-

Larnaka’daki gibi olmasa da, Baf Havaalanı’na da uçağın biri iniyor – öteki kalkıyor!

-*-*-

İnsanlar, para kazanıyor!

-*-*-

Biz mi?

-*-*-

TBMM’de adımızı değiştirmek için öneri sunan salyalarla uğraşıyoruz!
Çözmeyin sakın Kıbrıs meselesini; böyle iyiyiz!
Gökte bayrak, camide ezan, anavatan, filan ve de feşmikan!
Daha ne isteriz ki!
Rumlar bizi kesecek!
Guterres bıçakları getiriyormuş!


Mesela bizim hiç yapamadığımız bir şeyin fotoğrafını çektim... Nedir bizim yapamadığımız? Baf bölgesinde, bir çok deniz sahili rüzgara çok açık... Bizde de var benzer sahiller... Gaziveren – Yalya - Akdeniz sahili mesela... Güzelyurt Körfezi... Baf’ta ne yapmışlar? Yaklaşık 200 metre denizin içine kayalar dökmüşler, yerleştirmişler ve dalgaları kesip sahilde turistleri rahatsız etmesin engellemişler... Ne kazanmışlar? Daha çok denize girilebilecek yer; daha çok turist be canım!