Kritik toplantı ve bayrak fetişistleri

Sami Özuslu

 

Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) ile Kıbrıs Futbol Federasyonu (KOP) yarın Zürih’te kritik bir toplantı yapacak. UEFA ve FİFA’nın gözetimindeki bu toplantı nedeniyle gürültü çıkaranlar, 50 senedir bu toplumun gelecekle bağlarını koparan zihniyetin son kalıntılarıdır.
----------------------------------


Kıbrıslı Türklerin bugünkü dünyadan izole edilmişliğinin yüzde 95’lik payı onlara aittir.
‘Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlama’ hayalini kuranlardır bugünlerin asıl müsebbibi…
İngiliz Sömürge Yönetimi’nin teşvikiyle Kıbrıslı Rum milliyetçiliğine karşı geliştirilen ‘Türk milliyetçiliği’, soğuk savaş taktikleriyle şekillenen ‘derin devlet’ usulü İstirdat Planları bir yönüyle masumdur ve “adadaki Müslüman Cemaat’in canını, malını koruma”yı öngördüğü için meşrudur.
Ama diğer yönüyle ‘gizli emeller’ barındırdığı, adım adım ‘taksim’i planladığı, hatta zaman zaman daha da ileri giderek ‘bütün Kıbrıs’ı Türkiye’ye entegre etme’ gibi ideallere yelken açtığı için gayrı meşrudur, gayrı hukukidir.
Nitekim 1964’ten itibaren ‘Türk tarafı’nı oluşturan Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin sürekli ‘sanık sandalyesi’nde oturmuş olması rastlantı değildir.
Zira söylem ne olursa olsun, pratikte uygulananlar ayrılıkçılıktan başka bir amaca hizmet etmiyordu.

**

İşte o siyasetin geldiği noktadayız biz…
Son 10 yılda pozisyon değişmiş olsak, referandumda güçlü bir ‘evet’ demiş olsak da, 50 yıl önce çizilen kaderimizi henüz değiştirebilmiş değiliz.
Hala ‘kapalı bir bölge’de yaşıyoruz.
Uçaklar Türkiye’ye inmeden Ercan’a gelemiyor.
Doğrudan ticaret yapamıyor, ürettiğimizi satamıyoruz.
Bir yere gideceğimizde kendi devletimizin verdiğini değil, başkalarının pasaportunu kullanıyoruz.
Posta adresimizde Türkiye’nin bir ilinin, Mersin’in adı yazıyor.
Telefon kodumuz bile yok. O da Türkiye’nin!..

**

Gençlerimiz, sporcularımız ‘dar alanda kısa paslaşmalar’ dışında kendini gösterecek açılımlar yapamıyor.
Bırakın yabancılarla müsabaka yapmayı, “KKTC’yi tanıyan, Lefkoşa’da Büyükelçiliği bulunan, anavatanımız, canımız, ciğerimiz” Türkiye’den bir takım gelip de Kıbrıs’ta bizim takımlarla antrenman maçı dahi yapamıyor!
Ama aynı “KKTC’yi tanıyan, Lefkoşa’da Büyükelçiliği bulunan, anavatanımız, canımız, ciğerimiz” Türkiye’nin takımları Kıbrıslı Rum takımlarla hem orada, hem burada her türlü maça çıkabiliyor!
Ve yine aynı “KKTC’yi tanıyan, Lefkoşa’da Büyükelçiliği bulunan, anavatanımız, canımız, ciğerimiz” Türkiye’de düzenlenen müsabakalarda Kıbrıslı Rum sporcular ‘Kıbrıs Cumhuriyeti bayrakları ve marşları’ ile resm-i geçit yaparken, bizimkiler boynu bükük, televizyondan canlı izlemekle yetiniyor!

**

Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) ile Kıbrıs Futbol Federasyonu (KOP) yarın Zürih’te kritik bir toplantı yapacak.
UEFA ve FİFA’nın gözetimindeki bu toplantı nedeniyle gürültü çıkaranlar, 50 senedir bu toplumun gelecekle bağlarını koparan zihniyetin son kalıntılarıdır.
Onlara bir tek tavsiyem vardır: Çok meraklısı oldukları KKTC bayrağını alıp Trabzon’a gitsinler. Limasol Apollon ile oynanacak maçta o bayrağı Avni Aker Stadı’na sokmaya çalışsınlar. Ve maç sırasında çıkarıp alenen sallasınlar.
“KKTC’yi tanıyan, Lefkoşa’da Büyükelçiliği bulunan, anavatanımız, canımız, ciğerimiz” Türkiye’nin bir ilinde, yani Trabzon’da bunu yapabilirlerse eğer, o zaman KTFF’nun yaptıklarına istedikleri lafı etsinler.
Yok KKTC bayrağını “KKTC’yi tanıyan, Lefkoşa’da Büyükelçiliği bulunan, anavatanımız, canımız, ciğerimiz” Türkiye’nin bir ilinde, yani Trabzon’da bile stada sokamaz ve çıkarıp alenen sallayamazlarsa, bir daha ağızlarını açmasınlar!
Bu toplumun sizden çektiği yetti.
Susun artık!