“Kosovalı kayıp yakını Fahriye Hoti, Yılın Avrupalısı Ödülü’nü kazandı...”

Sevgül Uludağ

Kosovalı “kayıp” yakını bir kadın olan ve eşini kaybettikten sonra hayatta kalma mücadelesi veren Fahriye Hoti, “Yılın Avrupalısı Ödülü”nü kazandı. Fahriye Hoti’nin mücadelesi, “Hive” yani “Arı Kovanı” filmine konu olmuş ve film pek çok ödül kazanmıştı geçen yıl...

Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı’nın haberini, okurlarımız için derleyip Türkçeleştirdik. Haberde özetle şöyle deniliyor:

***  Savaş esnasında eşinin “kayıp” edilmesinden sonra hayatını yeniden kurmak için mücadeleye girişen ve hayatı bir filme konu olan Fahriye Hoti’ye, Avrupa Birliği’nin Kosova ofisi tarafından “Yılın Avrupalısı Ödülü” takdim edildi.

***  Kosovalı bir “kayıp” yakını olan Fahriye Hoti, eşinin 1998-99’daki savaşta kaybettikten sonra başarılı bir iş kurmuştu ve her yıl verilen “Yılın Avrupalısı” ödülünü almaya layık görüldü.

***  Savaşın perişan ettiği Velika Kruşa yani Kruşa e Madhe köyünden olan “kayıp” yakını Fahriye Hoti, geçtiğimiz Pazartesi günü Avrupa Birliği’nin Kosova ofisinde düzenlenen törenle ödülünü aldı.

***  Ödül töreninde bir konuşma yapan Kosova’nın AB ofisi başkanı Tomas Szunyog, “Acı bir deneyimi cesaret ve direnişe nasıl döndüreceği konusunda Fahriye Hoti’nin en iyi örnek olduğunu” duyurdu.

***  Fahriye Hoti’nin eşi, Sırbistan kuvvetlerinin 25 Mart 1999’da köydeki katliamı esnasında öldürülerek “kayıp” edilen 240 Arnavut kökenli sivil arasındaydı. Hoti’nin şirketi “Kooperativa Kruşa”, savaştan sonra kurulmuş ve köyden 50 kadını istihdam ediyor. Kosova içerisinde olsun, İsviçre’ye ve Almanya dahil Avrupa ülkelerine kadınların ürettiği 43 çeşit ürünü üretip pazarlıyor.

***  Fahriye’nin öyküsü “Hive” yani “Arı Kovanı” filmiyle geçen sene dünya çapında görünür kılındı. Film, Sundance Film Festivali’nde üç büyük ödül kazanmış ve Oscarlar için geçen sene Kosova’nın resmi seçimi olarak yarışmıştı.

***  “Bu ödülü kazanmakla kendimi şanslı hissediyorum” diyen Farhiye Hoti, şöyle konuştu ödül töreninde: “Kruşa’nın kadınlarının özverileri, bir başarı öyküsüne dönüştü. Durup geçmişi düşünmedik ancak evlatlarımızın geleceği için çalışmaya giriştik...”

***  Blerta Başolli’nin çektiği “Hive” (“Zgjoi” – “Arı Kovanı”) filmi, savaş esnasında eşini kaybeden bir kadının, ataerkil bir ülke olan Kosova’da mücadele ederek nasıl hayatta kaldığını gösteriyor.

***  Filmin yönetmeni Blerta Başolli, BİRN’le yaptığı röportajda, “Fahriye’nin öyküsünün duyulması önemliydi. Bu, yalnızca Kosova’da değil tüm dünyada pek çok kadının gerçek hayat öyküsüdür, onunla özdeşleşebilirler” demişti.

***  Kosovalı bir Arnavut olan Fahriye Hoti’nin hayatını anlatan “Arı Kovanı” filmi, eşinin Sırp kuvvetler tarafından köyünde yaptığı bir katliam ardından “kayıp” edilmesinden sonra yaşadıklarını aktarıyor.

***  Başolli, New York’ta masterini yaparken, bir fotoğrafçı olan erkek arkadaşı ona bir kadınla ilgili bir öykü duyduğunu, kadının sürüş ehliyeti alıp araba sürmesi nedeniyle ayırımcılığa uğradığını anlatmış.

***  Priştine’nin daha liberal olduğunu ancak 100 kilometreden daha yakında bir bölgenin çok tutucu, ataerkil bir toplum olması nedeniyle bir kadına “evlatlarını beslemek üzere bir iş kurması” gerekçe yapılarak ayırımcılık uygulandığını anlatıyor. “Bunu çok ilginç bulmuştum... Bizler, etnik Arnavutlar olarak misafirperverliğimizle, kibarlığımız ve dayanışmamızla övünüyorduk ancak savaştan sonra iki çocuklu bir kayıp yakını eş, pek az destek bulabilmişti” diyor.

***  2011 yılında Kosova’ya dönen Başolli, film yıldızı Yllka Gaşi ile birlikte Fahriye Hoti’yi arayıp bulmuşlar ve o da kendilerine dört beş saat içerisinde hayatını anlatmış... “Onun olumlu duruşu ve enerjisi beni büyülemişti” diyor Başolli... “Yolunun üstündeki tüm engellere rağmen, başarmıştı...”

***  “Arı Kovanı” filminin başarısına karşın, filmciler fon bulmakta zorlanıyorlar Kosova’da... “Kosova’da üretilen her bir film, mutlaka önemli bir uluslararası festivale katılır ve ödülle döner” diyor Başolli. “Ülkemize yönelik bu ilgi çok iyidir çünkü biz sanatçılar ve atletler Kosova’yı haritaya koyduk – devlet bütçesi buna yetişecek oranda artmasa da” diyor.

***  Fahriye Hoti’nin evi, savaş esnasında yakılmış ve iki çocuğunun yanısıra, kaynanası ve kaynatasına da bakmak zorunda kalmış, eşi ise hala “kayıp”... Dul bir kadın olarak Hoti ayırımcılıkla karşı karşıya kalmış – tüm komşuları da savaştan ötürü dul kalmışlar – o da tüm bu komşularını evde yaptıkları turşuları ve biber salçalarını satarak kazanç elde edebilecekleri yönünde ikna etmeye girişmiş.

***  Hoti’nin “Kruşa Kooperatifi”, halen köyden 50-60 kadın istihdam ediyor, 43 ürün üretip satıyor... Hoti’nin bu kooperatif şirketi başlattığı dönem olan 2005-2006 yıllarında geçiyor film ve ataerkil toplumun, bu kadının mücadelesine nasıl da kötü davrandığını da yansıtıyor.

***  Filmin yapımı tamamlandığında Fahriye Hoti bunu izlemiş, “Ben çok daha fazla acı çekmiştim ancak siz yine de olayı iyi özetlediniz” demiş. Fahriye Hoti’yle görüşmelerinden sonra, Başolli kooperatifte çalışan kadınlarla kahve içiyor, onların yıllar içerisinde verdikleri röportajları izliyorlarmış... Ancak Hoti’yle çok sık buluşmamaya çalışmış, “Sürekli kötü anılarını ortaya çıkarıp da melankolik bir film yapmak istemiyordum – onun öyküsü umut dolu, insanı güçlendirici bir öyküydü çünkü” diyor.


Fahriye Hoti, biber salçası için yetiştirdiği biberleriyle...

Filmden bir sahne...


GUARDIAN gazetesi, Fahriye Hoti’nin öyküsünün anlatıldığı “Arı Kovanı” adlı filmle ilgili neler yazdı?

“İnsanların söylediklerini dinleseydim, bugün olduğum yerde olmazdım...”

GUARDIAN gazetesinden Claire Armitstead de 6 Mart 2022 tarihinde gazetede yer alan “Bir kadının savaş öyküsü: Arı kovanı, Sundance sahnesinde gerçek bir hayat öyküsü olarak Kosova’nın feminist cephesinde geçiyor” başlıklı yazısında “Arı Kovanı” (“The Hive”) filminin analizini yapmaktaydı... Okurlarımız için bu yazıyı da özetle derleyip Türkçeleştirdik. Yazıda şöyle deniliyor özetle:

***  25 Mart 1999’da küçük Kosova köyü Kruşe e Madhe’de herşey değişecekti – Sırbistan askerleri köye girerek köylüleri, köyün dışına çıkmaya zorlamışlardı. Köylülerin altın ve mücevher için aranmasından sonra, köyün camisine götürülmüşler ve burada erkekler, kadınlardan ayrılmıştı. Neredeyse 250 kadar erkek ve oğlan çocuğu öldürülmüş ya da “kayıp” edilmişti ki Kosova savaşının en korkunç katliamlarından biriydi bu. Fahriye Hoti’nin kocası da hala onlardan geride kalanlar bulunmamış olan 64 “kayıp” şahsın arasındaydı...

***  Hoti güzel bir kadın, düzgün kesilmiş kurşuni saçları var, o korkunç gülleri, kan dondurucu bir netlikle hatırlıyor, sanki de Kosova ile Sırbistan-Karadağ arasında 15 ay süren savaş, belleğine iyice kazılmış gibi... “Bizlere, bir toplu  mezar kazdıklarını ve hepsimizi de öldürüp bizi toplu mezara atacaklarını söylemişlerdi. Herkes ağlıyor ve bağırıyordu” diye anlatıyor bana Zoom bağlantısıyla evinden konuştuğumuz zaman – evi de, tüm bunların olduğu yerin hemen yakınında... O karmaşa esnasında üç yaşındaki kızından ayrı düşmüş ve üç aylık oğlunun da ölmüş olduğunu sanmış çünkü oğlu kollarından koparılıp alınarak beton zemine fırlatılmış... Ancak her nasılsa her üçü de hayatta kalmış, Fahriye’nin kaynatası da çok yaşlı olduğu için genç erkeklerle alınmayarak hayatta kalmış.

***  Eşinin ailesine mensup 12 kişi katliamda öldürülmüş diye anlatıyor Fahriye ve kaynı ile onun 16 yaşındaki oğlundan geride kalanların kimliklendirilmesinde kendisi yer almak durumunda kalmış...

***  Onun hayatını konu alan Arı Kovanı başlıklı film, köye dönüşü ve hayatını yeniden kurmasını ele alıyor. Kosovalı film yönetmeni Blerta Başolli’nin çektiği film, geçen sene Sundance Festivalinde dünya sineması drama yarışmasında üç ana ödülün tümünü de kazanan ilk film olmuş...

***  Başolli, “Fahriye’nin öyküsü beni çok etkiledi” diyor. “Bir kadın ve bir anne olarak, savaşı da bizzat yaşamış biri olarak bu konuda çok güçlü duygularım vardı, bu filmin dünyanın her yerinde insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalan tüm kadınlara birşeyler söyleyeceğine inanıyordum” diyor.

***  En kötüsü geçtikten sonra yaşananlara odaknaıyor film. Öykü Hoti’yle başlıyor, onu Yılka Gaşi oynuyor... Bir kamyonda bulunan kalıntılar arasında, eşinden bir iz arıyor. Ailenin tek geliri bal ve onu arılar sürekli sokuyor... “Arılar acıyla ve öfkeyle başedemezler, bu nedenle arılardan vazgeçtim” diyor Fahriye.

***  Çaresizlik içinde köy kadınlarının çoğunun çok tutucu toplumu içerisinde sergilemesine izin verilen tek yetenek olan yemek yapmaya sarılmış...  Çok geçmeden Fahriye Hoti, bodrumunda biber salçası üretmekteymiş – eski bir arabayı ödünç almış ve araba sürmeyi öğrenmiş çünkü yerel bakkalda bunları satışa götürmek istiyormuş, böylece bir çizmiyi geçmiş olmuş. Kadınlar ona sırt çevirmiş, erkekler ise işini sürekli sabote etmeye girişmişler. Kendi kızı dahi ondan bu işten vazgeçmesini istemiş çünkü aileyi utandırıyormuş ona göre...

***  Fahriye Hoti’nin buna yanıtı ise, arabasının parçalanmış pencerelerini yapıştırmak, pisliği temizlemek ve işine devam etmek olmuş – film onun kadınları yavaş yavaş nasıl kazandığını, erkeklerin ise oturdukları kahvehaneden onu nasıl aşağılayıp ona taş attıklarını gösteriyor. Film aslında tek bir kadına odaklansa da, tüm dünyada savaşla karşı karşıya kalan ve ataerkil sistemlerin kuşatmış olduğu kadınların bunlara karşı kararlılığı ve direnişini de simgeliyor.

***  Filmin yönetmeni Başolli de Hoti gibi etnik bir Arnavut – genç bir kızken Kosova’nın başkenti Priştine’de yaşıyormuş savaş çıktığında. Ailesinin yarısı Makedonya’dan geçip Almanya’ya kaçmış, diğer yarısı ise sınırlar kapanınca ülkede kısılıp kalmış. Hoti’den ona erkek arkadaşı bahsetmiş ve Gaşi ve bir diğer aktörle birlikte Hoti’nin köyüne gidip ona kendisi hakkında bir film yapmak istediklerini anlatmış.

***  Ona eşinin dönmesini bekleyip beklemediğini sorduğum zaman, ‘Evet, hala merak ediyorum, acaba sağ olarak geriye dönecek mi?’ deyince bu beni şoke etmişti” diye hatırlıyor Başolli. “O kadar uzun zaman bekleyip, umut edip de hala herhangi bir yanıta sahip olmamak çok korkunç olmalı... İşte bu nedenle Yılka Gaşi’yle birlikte çok çalışıp Fahriye Hoti olmanın ne demek olduğunu anlamaya çalıştık” diyor.

***  Kruşe e Madhe köyü savaşta o kadar zarar görmüş ki, filmi komşu köyde çekmek zorunda kalmışlar... Filmde köylüler de oynamış – feministlerin unutmuş olduğu tutucu bir topluma bir bakış da atıyor. Hoti, görücü usülü evlenmiş, yine de çok şanslı hissediyor kendini çünkü kaynanası ve kaynatası açık fikirli insanlarmış. Yeni evli bir çift olarak makine mühendisi eşiyle birlikte Almanya’ya gitmişler, eşi inşaatlarda kaçak işçi olarak çalışmaktaymış. Evde dikiş dikiyormuş Fahriye ki aile bütçesine katkıda bulunsun... Fahriye, bazı kadınların kendilerine birisi eşlik etmeksizin doktora gitmelerine bile izin verilmediğini hatırlatıyor.

***  Savaş bittikten sonra köye dönen ilk ailelerden biri olmuşlar, Hoti’nin eşini bulmak ve onu öldürenleri adalete teslim etmek kararlılığıyla... Hoti ve evlatları, kaynatasının evine yerleşmişler... Aralarındaki anlaşmazlıklara karşın, çocuklara olan sevgileri onları bağlıyormuş – onları bağlayan bir diğer şey, “kayıp” eşinin ölmüş olduğuna inanmayışlarıymış...

***  Hoti, filmi bir grup arkadaşıyla görmeye gitmiş. Ekranda bunca acı verici ve kişisel hatırayı görmek onu nasıl etkilemiş? “Gerçeği söylemek gerekirse” diyor “insanların benim öyküme ilgi duyacaklarını hiç beklemezdim. Boşvereceklerini, herkes çalışmak zorundadır, herkes tabuları yıkar diyeceklerini sanıyordum. Ancak film beni o günlere geri götürdü ve tarihimizin tüm dünya tarafından görülmesi gurur duymama neden oluyor” diye konuşuyor Fahriye...

***  Herkes o kadar da hoş karşılamamış bu filmi ama... Hoti’ye birisi bir mektup yazarak kendini, ailesini ve tüm köyünü gülünç duruma düşürdüğünü, erkeklere saldırdığını yazmış. “Şimdi daha yetişkin bir yaştayım. Bunlarla başetmekte çok büyük zorluklar yaşadım. Ancak herkesin ne söylediğini dinleyecek olsaydım, bugün olduğum yerde olamazdım” diyor Fahriye.

***  Hala köyde kalıyor ancak yakın geçmişte işini evinden bir fabrikaya taşımış, burada biber salçası ve turşu üretiyor ve macunlarını da çeşitlendirmeyi hedefliyor. 50 kadar köylü kadını istihdam ediyor ve ayrıca başkalarından da sebzelerini satın alarak ürünlerini satmalarına yardım ediyor. Kaynatası artık hayatta değil ama iki evladı onunla birlikte çalışıyor.

***  “Herşeyden önemlisi” diyor Başolli, “Umarım ki insanları bir araya getirmekle kalmaz, aynı zamanda umuda sarılmaları için başkalarını da cesaretlendirir Fahriye’nin öyküsü – hepimiz de ilerleyebilmek için umuda ihtiyaç duyarız. Fahriye’nin vazgeçmek için çok nedeni vardı ancak bunu yapmamaya karar verdi, ona başka kadınlar da katıldı ve kendi geleceklerini, evlatlarının geleceğini kurmaya giriştiler ve böylece tüm bir köyün düşünce şeklini değiştirmeyi başardılar” diyor.

***  Fahriye bunca şiddet yüklü düşmanlık gördükten sonra, köyünün erkeklerini nasıl affedebilmiş? “Onları affetmedim ki” diyor “ama onlarla birlikte çalıştım ki kim olduğum hakkında net bir düşünceleri olabilsin, ne yaptığımı ve neden yaptığımı anlayabilsinler diye” diyor. “Evlatlarımı yetiştirdim, onlara bir ev yaptım, kızım da şimdi aynı köye evlendi, böylece evlatlarım köklerinden kopmamış oldular” diyor.

***  Ancak hala değişmesi gereken çok şey olduğuna inanıyor... “Belki yüzde 40’ı değişmiştir ancak bunu yüzde 100 yapmamız gerekir. Sevindirici olan şey, savaş dönemi çocuklarının büyümesidir. Onlar bizden daha fazla seyahat ediyor. Üniversiteye gidiyorlar ve dünyaya daha farklı bakıyorlar... Savaşın bitmesinden bu yana 23 sene geçti... Ve kadınlar daha özgürdür... Hatta kahvehanede kahve bile içebiliyoruz!” diyor.

https://www.theguardian.com/film/2022/mar/06/hive-film-kosovo-fahrije-hote-blerta-basholli-interview

(GUARDIAN’da 6.3.2022’de Claire Armitstead imzasıyla yayımlanan yazıyı özetle derleyip Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ/YENİDÜZEN).