Kolombiya’da Kayıp olarak Kabul Edilenleri Arama Birimi (Colombia’s Unit for the Search for Persons deemed as Missing UBPD), Uluslararası Kızılhaç Örgütü ICRC’nin organizasyonuyla Kıbrıs’ta Kayıplar Komitesi’nin konuğu olarak incelemelerde bulunuyor.
Geçtiğimiz günlerde adamıza gelen Kolombiya’da Kayıp olarak Kabul Edilenleri Arama Birimi UBPD’den Başkan, Başkan Yardımcısı ve İnsani Araştırmalar Koordinatörü’nden oluşan üç kişilik üst düzey bir ekip, Kayıplar Komitesi Üyeleri, Üye Asistanları ve Koordinatörleri ile bir araya gelerek karşılıklı görüş alış verişinde bulundular. Kolombiya’daki durumla ilgili olarak Kayıplar Komitesi’ni bilgilendiren Kolombiyalı ekip, Kayıplar Komitesi yetkililerinden de Kıbrıs’ta kayıpları arama, kazılar, laboratuvar analizleri ve kimliklendirme süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi aldılar. Toplantılar önceki gün ve dün, Kayıplar Komitesi’nin ara bölgedeki laboratuvar binasında yer aldı.
Kolombiyalı ekibin Kıbrıs’ta kayıplarla ilgili çeşitli temaslarda bulunması bekleniyor.
KOLOMBİYA’DA BARIŞ SÜRECİ...
Kolombiya’da Kayıp olarak Kabul Edilenleri Arama Birimi UBPD, Kolombiya barış süreci çerçevesinde oluşturulan Kolombiya’nın Hakikat, Adalet, Tazminat ve Bu Suçların Tekrarkalnamasına yönelik Kapsamlı Süstem’in bir parçası olarak görev yapıyor. Sözkonusu sistem, Kolombiya hükümeti ile FARC gerilla hareketleri arasında imzalanmış olan Çatışmaların Sonlandırılması ve Dengeli ve Kalıcı bir Barış’ın Kurulması Anlaşması’nın imzalanmasıyla oluşturulmuş bulunuyor. UBPD ise doğası gereği, insancıl bir oluşum ve devletten bağımsız olarak çalışıyor. Sözkonusu sistemde hükümet temsilcileri, kamu görevlileri, Kurbanların Ulusal Yönetim Birimi’nden yurttaşlar ve kurbanları temsil eden diğer sisivl toplum örgütlerinden temsilciler, kayıp yakınları ve şiddetten sağ kurtulanların temsilcileri yer alıyor. UBPD’nin amacı, silahlı çatışmalar sonucu kayıp edilmiş olan kayıp şahısların aranmasını insani eylemlerle koordine etmek ve sözkonusu kayıpların akibetinin belirlenmesini sağlamak.
KIZILHAÇ ÖRGÜTÜ...
İnternette Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nün yanısıra çeşitli diğer internet sitelerinden derlediğimiz bilgilere göre, Uluslararası Kızılhaç Örgütü ICMP, Kolombiya’da kayıplar konusuna ilk kez 2007’de dahil olmuş. 2008 ile 2010 yılları arasında ICMP Kolombiya’da kayıplar konusunda belgeleme sürecine çeşitli tavsiyelerde bulunmuş, ulusal bir DNA bilgi tabanı, DNA verilerinin toplanması gibi konularda yardımcı olmuş. Uluslararası Kızılhaç Örgütü ICMP ayrıca mezarlıklarda kimliklendirilmemiş kalıntıların korunması ve kayıp yakınlarının tazmin edilmesine yönelik yapılması gerekenler hakkında Kolombiya’ya yardımcı olmaya çalışmış.
Barış süreci çerçevesinde taraflar Nihai Barış Anlaşması’nı Kasım 2016’da imzaladıktan sonra, Uluslararası Kızılhaç Örgütü’nü, kayıplar konusunda uluslararası bir partner olarak barış sürecini desteklemeye davet etmiş. 2019 ile 2021 yılı ortalarına kadar ICMP de Avrupa Birliği’nin desteğinde, Kolombiya’da Kayıp olarak Kabul Edilenleri Arama Birimi UBPD’nin yanısıra, yetkililere, sivil toplum örgütlerine ve kayıp yakınlarına yardımcı olmuş.
80 BİN KAYIP OLDUĞU SÖYLENİYOR...
Almedron adlı internet sitesinde yer alan ve “Kolombiya’daki silahlı çatışma sırasında kayıp edilenlerin sayısının ardında neler var?” başlıklı Adriana Rudling’in incelemesine göre, Kolombiya’da 80 bin civarında kayıp olduğu söyleniyor.
2011 yılında çıkarılan bir yasa çerçevesinde oluşturulan “Kurbanlar İçin Tek Kayıt Sistemi”nde 50 binden fazla doğrudan kurban, 138 bin de dolaylı kurban kaydı bulunuyor.
Sözkonusu makaleye göre, bundan başka, kayıplara yönelik bir diğer kayıt sistemi daha var, o da “Hafıza ve Çatışma Gözlemevi” kayıt sistemi. Bu kayıt sistemi hem devletin kaynaklarını, hem de sivil toplum kaynaklarını bir araya getiriyor, tanıklıklara yer veriyor ve 1958 yılına kadar geriye gidiyor. Sözkonusu gözlemevinin kayıtları, Tarihsel Hafıza Ulusal Merkezi’nin parçası olarak işlev görüyor ve tarihi netleştirme ve bulguların tanınması için çaba gösteriyor. 2018 yılında oluşturulan bu kayıt sistemi 1958 ile 2022 yılları arasında 80 bin kurbanın kayıp edildiğinden söz ediyor.
Kolombiya’da Kayıp olarak Kabul Edilenleri Arama Birimi UBPD ise kayıpların kayıt tarihinin 1958 yılından itibaren değil, 1948 yılından itibaren başlatılması gerektiğinde ısrar ediyor ve bu çerçevede 120 bin kişinin kayıp edilmiş olduğunu ifade ediyor.
Yazının tümü için link:
Kolombiya deneyimi, Kayıplar Komitesi yetkililerine aktarılırken...
Kolombiya'dan UBPD yetkilileriyle Kayıplar Komitesi yetkilileri görüş alışverişinde bulundu...
*** KADINLARIN KIBRIS’TA BARIŞ GİRİŞİMLERİ...
4 Nisan’da buluşma: Barış için tığ işiyle örülen çiçekler verilecek...
Bundan 10 yıl önce çok değerli arkadaşımız, rahmetlik Hristiana Muzuri’nin arkadaşı Elena Daniel’le başlatmış olduğu “Peace2Peace” projesinin yeni ayağında, 4 Nisan’da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kadınlar ara bölgede Dayanışma Evi’nde buluşacak...
Barış için tığ işiyle Kıbrıslıtürk kadınların örmüş olduğu binden fazla çiçek, Ledra Palas Oteli karşısındaki Dayanışma Evi’ndeki iki toplumlu buluşmada, Projenin Kıbrıslıtürk Koordinatörü Birgül Kılıç Yıldırım tarafından, Projenin Kıbrıslırum Koordinatörü Elena Daniel’e teslim edilecek... Kıbrıslırum kadınların ördüğü çiçeklerle birlikte Kıbrıslıtürk kadınların ördüğü çiçekler, 13 Haziran’da Leymosun Kalesi’nin dışına bir barış sembolü olarak monte edilecek... 4 Nisan’da Dayanışma Evi’ndeki etkinliğe, tığ işiyle çiçekler örmüş olan Kıbrıslıtürk kadınlar da katılarak ürettikleri eserleri teslim edecekler. 13 Haziran’daki etkinlik için ise, projede yer alan Kıbrıslıtürk kadınlar için ulaşım sağlanacak...
PROJE 2016’DA BAŞLAMIŞTI…
Geçmişte Baf’ta, Lefkoşa’da ve Aysozomeno’da (Arpalık) ördükleri çiçekleri ve rüzgar güllerini çeşitli alanlara birlikte monte eden Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kadınlar, birkaç yıl önce kaybetmiş olduğumuz değerli arkadaşımız Hristiana Muzuri’nin barış çabalarını sürdürmeye devam ediyorlar… Bir kayıp yakını ve bir barış aktivisti olarak Hristiana Muzuri, “Peace2Peace” projesini sanatçı arkadaşı Elana Daniel’le birlikte 2016 yılında başlatmış ve bu projeye Nilgün Akın öncülüğünde Kıbrıslıtürk kadınlar da katılmış ve yıllar içerisinde çeşitli bölgelere örülen çiçekler birlikte monte edilmişti… Bunlar arasında Baf’ta Mutallo bölgesi, Lefkoşa’da Büyük Han, Lefkoşa’da ara bölgede Uzunyol’daki Lokmacı Barikatı civarındaki ağaçlar ve Aysozomeno (Arpalık) köyü de bulunmaktaydı…
“TIĞ İŞİ BİZİM DİLİMİZ, BARIŞ BİZİM ORTAK HAYALİMİZ…”
Projenin yeni Kıbrıslıtürk Koordinatörü, barış aktivisti Birgül Kılıç Yıldırım, projenin yeni ayağıyla ilgili olarak sosyal medyada yaptığı çağrıda şöyle demişti:
“Tığ işi bizim dilimiz;
Barış bizim ortak hayalimiz;
Kadın olmak ise en büyük gücümüz.
Bazen bir adanın geleceği, iki toplumun kadınlarının aynı masaya oturup aynı ipliği ellerine almasıyla başlar… İşte biz de tam bunun için toplanıyoruz. Tığlarımız, renklerimiz, hikâyelerimiz farklı olsa da kalplerimiz aynı umut için atıyor: Birlik, barış ve dostluk.
Bir yanda yıllardır aynı güneşin altında ama farklı taraflarda yaşayan kadınlar…
Diğer yanda tığ işi bahanesiyle bir araya gelince, ayrılıkların yerini alan sıcak bir gülümseme, paylaşılan bir kahve, bir annenin sessiz ama güçlü yüreği…
Biz tığlarımızı birbirine dokundurdukça, aslında iki toplumun kalplerini de birbirine bağlıyoruz.
Bir motif senin elinden çıkıyor, diğer motif benim elimden… Ama aynı battaniyede buluştuğunda anlıyoruz ki, farklılıklarımız değil, bir araya gelişimiz bizi tamamlıyor.
Barış bazen büyük sözlerle değil, küçük ilmeklerle örūlerek başlar.
Bir çemberde yan yana oturmak, yılların önyargısını bir kerede silmez belki…
Ama aynı ilmeği öğrenirken birbirimize öğrettiğimiz sabır, aynı renge karar verirken kurduğumuz bağ, aynı kahkahada birleşen kadın sesleri… İşte barış tam da burada filizlenir.
Çünkü bir anne isterse, bir kadın dilerse, bir toplumun kaderi değişir.
Bir anne, çocuğu için daha huzurlu bir gelecek hayal eder; o hayal bazen bir tığ işinin en küçük ilmeğinde gizlidir.
Bir kadın, adasında barış olsun ister; o barış bazen karşı masadaki kadına uzattığı bir yumak iplikle başlar.
Ve kadınlar bir adaya sahip çıkarsa, o ada artık sadece toprak değil; umut olur, yarın olur.
Biz birlikte tığ işi yaparken sadece iplikleri değil, geleceği de örüyoruz.
Çocuklarımızın savaş değil, dostluk kelimesini duyarak büyüdüğü bir gelecek…
Kültürlerimizin çatışmadığı, birleştiği bir ada…
Birlikte üretmenin gücüyle şekillenen bir barış…
Belki küçük bir el işi gibi görünür dışarıdan.
Ama biz biliyoruz: Kadınların bir araya geldiği yerde hiçbir şey küçük değildir.
Bir ilmek bir adayı değiştirebilir.
Bir anne bir dilek tutarsa, iki toplumun yarını yeniden yazılabilir.
Ve biz, tam da bunun için toplanıyoruz…
Birlik olmak için, barış için, dostluk için, geleceği güzelleştirmek için.
Gününüz aydın, emeğiniz bereketli olsun…
İlk buluşmamıza az kaldı. Malzemelerimiz elimize ulaştı. Bizlerle birlikte Barışa bir ilmek de siz atmak isterseniz bize katılın. Çocuklarımızın geleceği için birlikte ördüğümüz çiceklerle Kıbrısımız’a bahar gelsin..
Kıbrıs’ta barışı ilmek ilmek örüyoruz.
Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum kadınlar olarak bir araya geliyor, kahvelerimizi içip sohbet ediyor, tığ işlerimizle çiçekler örüyoruz. Her ilmekte dostluk, her çiçekte umut var.”
BİRGÜL KILIÇ YILDIRIM’IN SÖYLEDİKLERİ...
Projenin eski koordinatörü Nilgün Akın’ın Peace2Peace projesinin yeni ayağında yer almaması nedeniyle yeni koordinatör olarak görev alan ve büyük başarıyla bu görevi yürüten Birgül Kılıç Yıldırım, bu projede yer alan Kıbrıslıtürk kadınlara mesajında şöyle yazdı:
“4 Nisan Cumartesi sabah 10’da Ledra Palas kapısında buluşuyoruz. Topluca işlem yapıp çiçeklerimizle yürüyerek ara bölgeye geçeceğiz.
Orada Kıbrıslırum dostlarımızla buluşup kahvelerimizi içeceğiz, bizler için hazırlanan ikramlar olacak. Sevgiyle, dostlukla kucaklaşıp yeni dostluklar edineceğiz... Herkesin yüreğine sağlık, büyük bir özveri, büyük bir emek koydunuz... Barış adına binlerce çiçek açtınız...”