Aileden devlete kadar her kurum, iyi yönetilmezse ne olur?
İflas!
Değil mi?
-*-*-
Aile bir yana, tek başına bir yetişkini bile düşünebilirsiniz…
-*-*-
Çalışmıyorsa, işi yoksa, iş bulamamışsa veya hiç aramamışsa ne yapacak?
Aç kalacak!
-*-*-
Aç kalınca ne olacak?
Ya hırsızlık yapacak ya da daha kötüsü…
-*-*-
Efendim, kişinin işi var, maaşı da var ama yetmiyorsa?
O zaman ayağı yorgana göre uzatacak!
-*-*-
Türk Dili’nde bu konuda inanılmaz öğütler içeren atasözleri vardır…
-*-*-
Mesela “ak akçe kara gün içindir…”
-*-*-
“Sakla samanı gelir zamanı…”
-*-*-
“Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat…”
-*-*-
Ve mesela kişileri veya aileleri geçtim; KKTC Hükümeti için en anlamlı olanlardan bir tanesi, “Borç yiğidin kamçısıdır…”
-*-*-
Evet, borç, zor durumlarda doğru veya zorunlu bir “çözüm”dür ama bizdeki gibi olduğunda, kesinlikle sonu “ölüm”dür!
-*-*-
İran Savaşı nedeniyle Dünya’nın her yerinde hükümetler sıkıntıdadır…
Ama hangi hükümetler daha çok sıkıntıda kalmıştır?
“Tedbirsiz” olanlar!
-*-*-
Tedbirsiz olanlar hangileridir?
Yoksul olanlar!
-*-*-
Yoksul olanlar hangileridir?
Tabii ki laçka yönetilenler!
-*-*-
KKTC de bunlardan biridir!
Ve savaş devam ederse; sonu hiç de iyi olmayacak gelişmeler göreceğimiz kesindir!
-*-*-
Askerlik aklıma geldi birden!
-*-*-
Haydi militarist propaganda yapalım ve Türk Ordusu’nu övelim diye bir niyetim yok ama mesela askerlik günlerimden aklımda kalan “kıta yükü mühimmat” ve “kıta yükü erzak” meselesi var!
-*-*-
Erenköy’ün coğrafi konumunu anlatmama bilmem gerek var mı?
KKTC sınırları dışında, Kıbrıs Cumhuriyeti toprakları içinde, Lefke – Poli yolu üzerinde biir küçük bölge!
Bu bölge, 1974 sonrasında terk edilmedi!
-*-*-
Askerliğimi yaptığım dönemde sadece denizden ulaşılabiliyordu daha sonra geçiş kapılarından biri olan Yeşilırmak – Pirgo ya da günebakan Kapısı açılınca, karadan geçişlere de izin verildi.
-*-*-
Karadan geçiş izni olmadığı günlerde, eğer deniz de geçiş izni vermeyecek derecede fırtınalıysa ki olabiliyordu; Erenköy’deki askeri birliğe, haftada üç kez düzenlenen “sandal” seferleri iptal olurdu!
-*-*-
İşte o gibi günlerde kullanmamız için “kıta yükü erzak” vardı…
Ve zaman zaman bu erzak, pirinç gibi, nohut gibi veya fasulye gibi kuru şeylerdi belki ama hem kurtlanmasın – bozulmasın diye tüketilir ve yerine tazesi konurdu…
Bir ay hatta daha uzun süre bile sandallar gelemese, bu erzak askere yeter ve artardı…
-*-*-
Haaa çok ciddi sıkıntı olacak olsa ki ben askerken hiç olmadı; tabii ki helikopterlerle de ulaşım sağlanabilirdi…
-*-*-
Kıta yükü mühimmat da aynı şeydir!
Veya benzerdir!
Sizi “ikmal” olmadığı dönemlerde, bir süre daha idare edecek kadar mermi!
Bitene kadar gelmezse, ya şehit ya teslim!
Neyse!
-*-*-
Şu anda neredeyse Dünya’nın bütün ülkeleri; İran Savaşı nedeniyle “petrol” sıkıntısı yaşıyor…
Ve tedbir alıyor…
-*-*-
Mesela Filipinler, yükselen LNG (sıvılaştırılmış gaz) maliyetlerine karşı koymak için kömürle çalışan santrallerin üretimini artırıyor…
-*-*-
Avrupa Birliği liderleri bu hafta içinde Brüksel’de buluşacak ve bu konuyu görüşecek… Yani sıkıntıları… Bu arada Avrupa Komisyonu, kriz sırasında arzı istikrara kavuşturmak için gerekli sevkiyatların gecikmesini önlemek amacıyla, bazı doğalgaz ithalat kurallarının daha esnek bir şekilde uygulanmasına olanak sağlayacak bir kılavuz hazırlıyor…
-*-*-
Malezya'da hükümet, yaygın olarak kullanılan orta sınıf RON95 yakıtının fiyatını sabit tutmak için benzin sübvansiyonlarına yapılan harcamayı yaklaşık 510 milyon dolara çıkaracağını açıkladı.
-*-*-
Etiyopya'daki yetkililer ise tüketicileri korumak için yakıt sübvansiyonlarını önemli ölçüde artırdı.
-*-*-
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, hükümetin yakıt özel tüketim vergilerini düşürmeyi düşündüğünü, ancak krizden aşırı kar elde ettiği düşünülen şirketlere daha yüksek vergiler uygulayabileceği konusunda uyardı.
-*-*-
Brezilya, iç piyasadaki yakıt maliyetlerini istikrara kavuşturmak için dizel vergilerini düşürdü.
-*-*-
Avustralya, özellikle kırsal kesimlerde yaşanan yakıt kıtlığını gidermek amacıyla, yerel rezervlerden benzin ve dizel yakıtı piyasaya sürdü.
-*-*-
Güney Koreli yetkililer yakıt fiyatlarındaki artışın elektrik faturalarını yükseltmesi durumunda, zor durumda olan hanelere mali destek sağlamayı kararlaştırdı.
-*-*-
Mısır'da yetkililer, artan yakıt ve ulaşım maliyetlerinin gıda fiyatlarını yükseltme tehdidi oluşturması nedeniyle, özel fırınlarda satılan sübvansiyonsuz ekmeklerin fiyatlarına tavan fiyat uygulaması getirdi.
-*-*-
Çin, fiyatları istikrara kavuşturmak ve çiftçilerin yeterli gübreye sahip olmasını sağlamak için bahar ekim sezonu öncesinde ulusal rezervlerden gübre piyasaya sürüyor.
-*-*-
KKTC mi?
-*-*-
İran Savaşı uzarsa; yapabileceğimiz iki şey var; birincisi eğer inanıyorsanız Allah’a dua etmek!
-*-*-
İkincisi de “ekmek dilenmek!”…
-*-*-
Abartıyor muyum?
-*-*-
Diyelim ki yakıt alamadık veya aldık da çok pahalıydı; elektrik ne olacak?
Ne tedbir aldınız?
Samanı sakladınız mı?
Ya zamanı geldiyse?
-*-*-
Anavatanınız mı?
Çok şüpheliyim, çok da endişeliyim!
-*-*-
Üretimi – üreticiyi desteklemek için ne yaptınız?
Ne tür tedbiriniz var?
Mesela gübre dağıtabilecek misiniz?
Ekmeğe tavan fiyat uygulayabilir misiniz?
-*-*-
Peki ya otelcilere…
Onlara ne yapacaksınız?
Hangi uçakla, hangi ücretle turist taşıyacaksınız?
-*-*-
Evet; savaşı biz çıkarmadık ama savaşla ilgili yaşanabilecek sıkıntıları hayatımızın hiçbir döneminde düşünmedik!
-*-*-
Anavatan var!
O da ne kadar var ve bundan sonra ne kadar olacak?
-*-*-
Anavatanınızın buradaki en birinci adamı, sabah akşam kışkırtıcılık yapıyor, dozu artırıyor, dinsiz – İslam düşmanları – Türk düşmanları, Rumlarla birlikte yaşama isteyen hainler dahi demeye başladı; hem de açık açık!
-*-*-
Ünal Üstel ve Fikri Ataoğlu da bu arkadaşın eline bakıyor; ortaklığı çekinmeden sürdürüyor, n’aaaaapsınlar?
-*-*-
Ve birden ne aklıma geldi biliyor musunuz?
-*-*-
Londra’da yaşarken, Wood Green bölgesinde Alexandra Palace diye bir eski saray vardı…
Kıbrıslı Rumlar orada “Kıbrıslılar Festivali” falan düzenlerdi…
-*-*-
Kıbrıslı Türkler de her sene bir şeyler organize ediyor…
Etmeye de devam edecekler…
Eminim…
-*-*-
Sene 2028 olmuş; Londra’da festival var…
Ünal Üstel Başbakan ve Fikri Ataoğlu da yardımcısı…
Öteki ortak yurt dışına çıkamıyor falan…
-*-*-
Ünal ve Fikri beyler Londra’ya festivale gelmişler ve kimse kendilerine selam bile vermemiş!
Bu mu sizin istediğiniz?
-*-*-
Neyse!
Pasaportlarınızı hazır tutun…
Ne olur ne olmaz!
-*-*-
Bu ülkede yönetim iyi veya kötü diye değerlendirilemez.
Çünkü bu ülke yönetilmiyor!
Hem de hiç!