KKTC’nizde çökmeyen ne kaldı?

Serhat İncirli

KKTC Cezaevi’nde yatan bir mahkumun yakınlarından gelen acı bir mektup var…
Çok uzun…
Yazılabilecekler var, yazılamayacaklar var…

-*-*-

Bazı iddiaların “araştırmaya ve teyide” ihtiyacı var!
Ama bazıları “düz doğru!”.

-*-*-

O düz doğrulardan biri; mesela, mahkum başına aylık yemek harcamasının neredeyse 65 bin TL’ye ulaşmış olması!

-*-*-

Asgari ücret 55 bin TL ama mahkumun aylık yemek masrafı 65 bin TL!
Bunu söyleyip, “asmayalım da besleyelim” mi demek istiyorlar?

-*-*-

“Evet, bu insanlar suç işlemiş olabilir ama devletin görevi ıslah etmektir” diyor uzun mektup!

-*-*-

Ve ekliyor; “… hapishanede onlarca mahkum veya tutuklu kimsesiz… Tek kullanımlık tıraş jileti bile satın alamayan var… Yani 100 TL’si olmayan… Ailesi olmayan mahkumların durumu çok kötü… Aç kalabiliyorlar… Amacım hapishane yönetimini eleştirmek, suçlamak değil ama siz her gün yazıyorsunuz, eğitim şöyle, sağlık böyle diye… Lütfen birileri hapishaneyi de yazsın… Evet, bu insanlar suç işledi ya da işlemiş olmakla suçlanıyor olabilir… Ama insandırlar…”

-*-*-

Tabii tam bu yazıyı yazarken, dünkü gazeteler gözümün önünden geçti… 

-*-*-

Yenidüzen diyor ki, “Toplumsal iflas”…

-*-*-

Ağır ceza mahkemelerinde dava sayısı yüzde 21 arttı… 
Uyuşturucu suçları rekor kırıyor… 
Resmi evrak sahteleme ve dolandırıcılıktaki artış yüzde 75… 

-*-*-

Hukuk davaları, bir önceki yıla oranla yüzde 40’tan fazla artmış…
Alacak – verecek davaları ezici çoğunlukta!

-*-*-

Binlerce haciz işlemi söz konusu!

-*-*-

Siz söyleyin; “KKTC’nizde çökmeyen ne kaldı?”


Anjiyo makinemiz var da o makineyi kullanacak eleman yoksa…

Ersin Tatar neden özel hastanede anjiyo yaptırdı?
Dün bu meseleyi yazdık!
Okumak isterseniz, çok kolay; internetten yeniduzen.com sayfasına girin ve dün yazdığıma bir bakın…

-*-*-

Bir yığın mesaj geldi…
Devleti suçlamışım da falan da filan da… 

-*-*-

Rumculuk, hainlik hikayelerini geçtim!
Efendiler kendi devletlerine sırtlarını dönmüş, güvenmiyor ama biz yazınca suçlu ya da hain oluyoruz!

-*-*-

Neyse, sizin gibilerden gelen “hainlik” suçlaması “onur”dur!
Sözde devletin sözde savunucuları sizi!

-*-*-

Ancaaaaak; “Tatar da haklı, mesela Lefkoşa’daki hastanede anjiyo yapılması çok kolay da öteki hastaneler?” diye sorulu bir hatırlatma yapan da oldu!

-*-*-

Ve anlattı!

-*-*-

Mağusa Hastanesi’ne anjiyo aleti alınmış!
Ve bir de “zorunlu hizmet” görevi yapan, yani uzmanlığını tamamladıktan sonra belirli bir süre devlette görev yapmak zorunda olan doktorlarımızdan biri oraya gönderilmiş!
Sonra bir başkası!

-*-*-

Ancak, anjiyo yapma konusunda uzman eleman, uzman hemşire falan yok!
Zorunlu hizmetteki doktor ne yapsın?
Anjiyoya geleni, Lefkoşa’ya sevk!

-*-*-

Şimdi, bakan veya hükümet, “bakın biz Mağusa’daki hastanemize de anjiyo aleti aldık” diye övünebilir ama eleman almamışsınız!

-*-*-

Girne Hastanesi açılacak mı?

-*-*-

Alet edevat, mefruşat, sistem sıfır!
Daha çooooook iş var!

-*-*-

Ve düzen yok, eleman yetiştirilemiyor… 
Nüfus arttıkça artıyor!

-*-*-

Kısacası sıkıntı çok!
Ama övünme, harmanlara sığmıyor maşaallah!
Övünmeler, sıkıntılardan daha çok anlayacağınız!
Övünerek sorun çözme durumu!
Acı ama gerçek!

-*-*-

Mesela mı?
Mesela şimdi “gaza geldik!”
Ya da gaz geliyor!

-*-*-

Gören duyan da sanacak ki, bir haftada boruları döşeyecekler; önümüzdeki ay ortasında her evde doğal gaz olacak!
Atmayın be Recepler da hepimiz kardeşiz!
Hepiniz Recepleştiniz tamam, atıyorsunuz, şikayetim yok da üzgünüm, ayrıca ırkçılık gibi olmasın ama biz başkaları gibi “yutmuyoruz”!

-*-*-

Çok uğraşıyorsunuz bizi de başkaları gibi yapmaya ama inanın, kıçınızın kılı olmak gibi bir durumumuz olmayacak; boşuna da beklemeyin!


Genel seçimi erkene çekmek isteyenlere… 

Başbakan Ünal Üstel kararlı…
Erkene alınmış bir genel seçim olmayacak…

-*-*-

Ocak 2027… 
Genel seçim zamanında yapılacak!

-*-*-

Ünal abim Ankara’ya çağrıldı… 
Gitti!
Döndü!
Bize Ankara’dan “gaz” getirdi!
Üstelik giderken iki ortağını götürmediği için de hem Erhan hocam hem Fikri kardeşim küstüler!
“Annem bizi dışladı; abimizi kayırdı”lara geldiler!
Aile içinde olur böyle şeyler!

-*-*-

Dünkü Diyalog, Kıbrıs, Star ve Güneş gazeteleri de bize Ünal abimin getirdiği “gazı” verdi!
Heyecan verici!
Gazımız geliyoooor!

-*-*-

Ne rastlantı, dün de benim çok gazım geldi!
Ayıptır söylemesi, sabah programda Allah’a şükür konuğum yoktu yoksa “Sim Tv stüdyosuna kimyasal gaz saldırısı”ndan şüphelenebilirdi!

-*-*-

Haaa sevgili muhalefet partileri ve sendikalar; gaz bir yana; genel seçimi erkene mi almak istiyorsunuz?
Edindiğim izlenim, Cevdet Yılmaz beyefendinin Ünal abime, “Yürü da gorkma” dediği yönündedir!

-*-*-

Ya toptan sokağa dökülürsünüz ya da Ocak 2027’ye hazırlanın!
Koltuktan çağrılarla olmaz!


Türkiye’de CHP’ye yapılanları, tıpkı daha önce Selahattin Demirtaş’a, Kürt belediye başkanlarına, Ekrem İmamoğlu’na, siyasi partilerine yapılanlar gibi onaylamak mümkün değildir… Demokratım diyen herkesin CHP’ye ve Özgür Özel’e sahip çıkması, insanlık görevidir…