‘KKTC’ bayrağı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelen enerjiyle aydınlanıyor!

Cenk Mutluyakalı

Birisi söyledi, ne kadar manidar:

O dağdaki kocaman KKTC bayrağını aydınlatmak için Kıbrıs Cumhuriyeti devletinden elektrik alıyorlar.

***

Unutulmasın, savaşın ardından yirmi sene yine Kıbrıslı Rumlardan aldık elektriği, o ışıkla, insanların mallarını yağmaladık.
Böyle zehirlendik, böyle ışıksız kaldık!

74’ün sonrasında yirmi sene hem elektrik aldılar güneyden, hem düşmanlıkla siyaset yaptılar.
Üretmedikleri elektriğin parasını topladılar ama taş taş üzerine de koymadılar.
Her seçimde yine seçildiler.

Tek başlarına iktidara geldiler kaç kez o dönem!

***
Her ay maaş ödemek için para dileniyor, yine de sabah akşam “devlet” üzerinden nutuk atıyorlar.
“Yüce” mecliste Anayasa’yı deliyorlar!
Devletin öyle büyük bayrak ya da lafla gerçek olduğunu sanıyorlar.
Manzara ortada!
İnsanların hayat kalitesini korur gerçek devletler, gelecek güvencesi sağlar, iş imkanı yaratır gençliğe!
Yaşlılığını huzurla, sağlıkla yaşatır, eziyet ya da endişeyle değil…
Hastaneden MR randevusu isteyen yurttaşa “üç ay sonra gel” diyorlar.

***

Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis, Brüksel’de Avrupa Konseyi toplantısına katıldı.
Kıbrıslı Türk lider Ersin Tatar, Bursa’ya gidiyor, besmeleyle kurdele kesmeye…

Kıbrıslı Rum Sağlık Bakanı Michael Hadjipantelas, Avrupa Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolü Merkezi (ECDC) Direktörü Dr. Andrea Ammon’la gelecek kış dönemindeki aşı stratejisini görüştü.
KKTC Sağlık Bakanı Ali Pilli, hastaneye ilaç almak için para dileniyor.


“Tek hayalimiz Fenerbahçe futbol takımı ile Kıbrıs’ta bir dostluk maçı yapmak” diyor Başbakan, kendisini Türkiye’den ziyarete gelen başkana…

Öyle “uluslararası turnuva” falan da değil!
Ya da dünya kupasına katılmak, kendi toplumsal kimliğimizle…
‘Dostluk maçı’na da razı, biliyor, olamayacağını!


Bize dayattıkları çıplak gerçeklik budur.
 

Türkiye’de “KKTC”nin birkaç incir türü tescil edilmiş diye gösteriş yapıyor, Avrupa’ya hellim satışını uyutuyorlar…

Kıbrıs’a ait değerleri istemiyorlar çünkü…
Adanın bütününe dair ne varsa, müşterek, ortaklaşa, birlikte, düşman görüyorlar…

 

***

Üretmeden, kıyıları peşkeş çekerek bir gelecek hayali var; Ankara’dan dilenerek bir siyaset modeli kurulmuş, talimat ve biat üzerine bir yönetim inşa edilmiş, uluslararası toplum ve hukuktan uzak bir düzen yaratılmış.


“Geçici 10’uncu madde”nin geçmediği yerde hayat da olabildiğince geçici akıyor.
Can ezgisiyle…
Düşümüzü, umudumuzu, sevincimizi eze eze…
Tek hayalimiz, bu günler geçerse diye…