Kıymetliler ve kimsesizler

Cenk Mutluyakalı

“Size verirsek bizim hastalarımıza kalmaz” demiş, İlaç Eczacılık Dairesi.

Yirmi senelik sigortalı bir özel sektör emekçisine söylüyorlar bunu…
Buralı…
Yurttaş…
Öyle yatırım eksiği falan da yok…

***

Hastalığı var, kronik….
İğne olmalı her ay…
Diyorlar ki, “git, öde, özelden al…
Maaşı yetmez!

***

Biz kimin hastasıyız” diye çığlık atmak istiyor, yorgun gözlerle derdini anlatan arkadaşım…
Haklı..

Bu ülkede özelde çalışıyorsanız eğer “insan” kabul edilmiyorsunuz.
“Kıymetlisi” değilsiniz bu düzenin…
“İltimaslısı” değilsiniz…

İlaç alırken de…
Hekim beklerken de itilirsiniz hep…
Bankalar borç vermez size…
Kefaletiniz geçmez.
Bütçede payınız, vergide hakkınız yoktur.

***

Her ay sosyal sigortalara "sağlık primi" ödüyor, binlerce işçi, yıllardır.
Ödüyor ama karşılığını alamıyor.
Sağlık primleri de sağlığa gitmiyor zaten…
Seyrüsefer harçlarının yollara harcanmadığı gibi.
Özel iletişim fonu için toplanan milyonların yeni yatırımlarda kullanılmadığı gibi...

Hem her ay prim öde, hem de ilaçsız kal.

***

Geçenlerde biri yazmıştı yine…
“Kurul kararı ile ilacınız devlet tarafından karşılanmalıdır ancak bu ilaç ülkede yoktur ve siz kendi imkanlarınızla bulmalısınız diyorlar. Düşünün bir kişiye kanser teşhisi koyup, aynı anda ilaçlarını yurt dışından bulup getirmesi gerektiğini söylüyorlar.”

***

İhtiyat Sandığı'ndaki paralara da göz diktiler, biliyorsunuz.
Maliye'ye aktarmak istiyorlar.
Yoksulun geleceğinden çalacak ve bütçe açığını kapatacaklar.
İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulu Başkanı niye istifa etti sanıyorsunuz.
“Borç senedi” verecekler sandığa!
Kağıt parçası…
İşçinin bankasını soyacaklar.
Kim bilir belki 13’üncü maaş olacak bu para…
Belki birkaç hatırlıya “ihale ikramı” yine!

***

Nefes alabilmek için oksijen makinesini arabasının çakmaklığına takan emeklinin gözleri kadar derin bir hüzün var bu ülkede…
Eşitsizlik ve zulüm var insana…

Bu düzenin kıymetlileri bir yanda…
Beri yanda kimsesizleri…