Kıbrıs’ın iki tarafındaki faşistdaşlar!

Serhat İncirli

Sadece Kıbrıs için değil, insanlık adına başlı başına bir tehlike olan “faşizm”, Güney’de yükseliştedir…

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bu ay gerçekleştirilecek genel seçimlerde, çok yüksek bir olasılıkla AKEL – DİSİ geleneksel liderlik yarışının ardındaki üçüncü parti ELAM olacak…

-*-*-

ELAM, Kıbrıs’ta federal çözüme karşıdır…

Kıbrıs’ta ayrı bir devlet kurulması veya şu anda öyle bir devletin varlığı ELAM tarafından reddedilmektedir…

-*-*-

ELAM’a göre, Kıbrıs’ın Kuzey’i “Türkiye’nin işgali” altındadır…

-*-*-

Hatta resmi olarak dillendirmeseler bile bu partinin yandaşlarına göre Kıbrıs’ta “Kıbrıslı Türk” ya da “Kıbrıslı” da yoktur!

Herkes “Elen”dir…

Kıbrıslı Türkler mi?

“Sonradan din değişmiş Elenlerdir…”

-*-*-

Peki mesela Türkiye’den 1974 sonrası gelip Ada’ya yerleşenler?

Onlar da ELAM’a göre, “yerleşik”tir ve geri gitmeleri gerekmektedir!

-*-*-

ELAM’a göre, sadece Türkiye’den gelip Ada’ya yerleşenler değil; Türk Ordusu ve Rum göçmenler de “geri dönmeli”dir!

-*-*-

ELAM’ın söylemleri; Kuzey’deki “ayrılıkçı” ve aslında ELAM’la “faşistdaş” olanlar tarafından her zaman “mutlulukla” karşılanmaktadır!

-*-*-

Çünkü ELAM’ın varlığı; Kuzey’deki faşistdaşlarının varlığına armağandır!

-*-*-

Sık sık, “gördünüz mü, duydunuz mu, okudunuz mu, ELAM yine küstah açıklama yaptı” veya benzer gazete başlıkları görürüz!

-*-*-

ELAM Başkanı, son olarak “Kuzey Kıbrıs’taki mahkemeleri, siyasi partileri, parlamentoyu, bakanlar kurulunu” yok kabul ettiklerini; var olanın bir tek “Türk işgali” olduğunu söyledi!

-*-*-

Adam faşist, yüksek bir olasılıkla hala geçmişin ezikliğini veya kompleksini de bir yerinde saklıyordur…

-*-*-

Eminim, Kuzey’deki faşistdaşları gibi olur da bir gün savaş falan çıkarsa, yatak altına saklanacakların da en başında gelme olasılığı yüksektir ama söylediklerini eleştirirken dikkat etmek zorundayız!

-*-*-

Yargı, yasama ve yürütme organlarımızı yok sayıyor!

Yargı konusunda kendisine kesinlikle katılmıyorum…

“Yasama ve yürütme”mizi yok saymasını da kabul etmekten yana değilim ancak sözlerinde “haklılık” payı çok yüksek!

-*-*-

Yani, şu anda KKTC’de “yasama ve yürütme”ye “bağımsız” organlar diyebilir miyiz?

-*-*-

Düşünün ki yürütmenin dışişlerinden sorumlu bakanı, “KKTC Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili görüşleri, Türkiye’nin görüşleri ile uyuşmuyor” diye “avaz avaz gammaz” durumundadır!

-*-*-

KKTC’deki siyasi iktidara göre, “Herkes, Türkiye’yi yöneten siyasi mafya gibi düşünmek zorunda” ise o zaman ELAM Başkanı haksız mıdır?

-*-*-

Yanıt vereyim; “ne yazık ki, üzgünüm ama haklılık payı çok yüksektir!”

-*-*-

Haaa bu arada, Kıbrıs’ın iki tarafında varlıkları Ada’nın geleceği adına ciddi risk üreten bu faşistdaşlar, aslında bir şekilde, birbirleri için çalıştıklarının da kesinlikle bilincindedir!


En acil ihtiyacımız külliye!!!

Külliye bir ihtiyaç mıydı?

-*-*-

Pardon, külliye demiyorlar artık!

Yerleşke diyorlar galiba!

-*-*-

Ayranı yok içmeye atla gider sıçmaya…

-*-*-

Külliye veya yerleşke içinde bulunduğumuz koşullarda ihtiyaç değildi!

-*-*-

Efendim, mesela Erhan Arıklı diyor ki, “… İçimizdeki Türkiye düşmanları karşı çıkmıştı…”

-*-*-

Külliyeye karşı çıkmakla Türkiye düşmanı olmak arasında nasıl bir bağlantı kurduğunu tabii ki biliyoruz ama mesele o değildi!

-*-*-

Külliyeden çok önce ihtiyacımız olanlar söz konusuydu!

-*-*-

“Anavatan onları da yapar” demeyin sakın çünkü yapmıyor!

-*-*-

Haaa tekrar edeyim, cumhurbaşkanlığı, meclis, yüksek mahkeme, enfes bir park, şahane bir amfi tiyatro, kütüphane falan elbette güzel oldu da mesele bu değildi!

-*-*-

Örneğin dev gibi bir cami yapmak neyin nesi?

-*-*-

Sormayalım mı?

Sorarsak din ve Türkiye düşmanı mı oluruz?

-*-*-

O zaman “asıl din düşmanı sizsiniz” derim çünkü İslam’da “şatafat - gösteriş” yasak!

-*-*-

Çok uzatmaya gerek yok, keşke bu külliye yerine, nüfus sayımı yapabilseydik!

-*-*-

Hastaneler ve okullar inşa edebilseydik!

-*-*-

Yarın bir anlaşma olursa, arsasının parasını da büyük olasılıkla halkın parasından kesip ödeyecekler her halde çünkü burası da Rum – daha doğrusu – Ermeni mülkü!

-*-*-

Peki, bunları yazmak gerçekten Türkiye düşmanlığı mı?

-*-*-

Kardeşim, daha şeyi yazmadık; bu gereksiz büyüklükteki inşaatlardan kimlerin, ne kadar para kazandığını mesela!!!

-*-*-

Yok yok!

Boş verin!

İhtiyaçtı tabii ki!

Bakın, Rumlar, Fransa ile askeri iş birliği anlaşması yapıyor!

-*-*-

Ayrıca; “İsrail ile işbirliği yapanlarla federal çözüm olmamalı!” değil mi?

-*-*-

Ama aynı İsrail’in neredeyse tüm petrol ihtiyacını karşılayan Azerbaycan ile sevişebiliriz!

-*-*-

Her zaman ve hep haklısınız!

Biliyoruz canım!


3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü günüydü… AKEL, Türkçe olarak da yayınladığı basın bildirisinde hatırlattı… 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde İnkılapçı Gazetesi Kurucusu Fazıl Önder, Cumhuriyet Gazetesi Yazarları Ayhan Hikmet ve Ahmet Muzaffer Gürkan, İnkılapçı Gazetesi Yazarı Derviş Ali Kavazoğlu ve Yenidüzen Gazetesi Yazarı Kutlu Adalı’yı saygıyla anıyoruz… Bizler de tamamı faşistler tarafından katledilmiş bu değerli isimleri saygıyla ve biraz da utançla tabii ki anıyoruz…