Kıbrıs Türk Halkı Ne İstiyor

Ünal Fındık

Kıbrıs Türk halkı çözüm istiyor. Çözüm istediğini her fırsatta somut olarak ortaya koyuyor.

Kıbrıs Türk halkı Ekim 2020’de müdahale ile cumhurbaşkanı seçtirilen Ersin Tatar’ın ortaya koyduğu iki devletli çözüme hiç sıcak bakmadı.

Bunun temel nedeni böyle bir çözümün mümkün olmadığının bu ülkede yaşayan hemen herkes tarafından bilinmesidir.

Çözümün iki tarafı vardır. Çözüm olabilmesi için iki tarafın da kazanması gerekir. Yani çözüm demek “Kazan Kazan” demektir.

Bu nedenle Rum tarafının hiçbir zaman kabul etmeyeceğini bile bile iki ayrı devlet tezinde ısrar etmek aslında “çözümsüzlük en iyi çözümdür” demektir.

Açıkça bu tezi savunan arkadaşlar vardır. Ama Kıbrıs Türk halkını temsil etmezler.

Kıbrıs Türk halkı 2004 referandumunda “Annan Planı” olarak isimlendirilen BM çözüm planına % 65 oy oranıyla ‘Evet’ demişti. Rum tarafı ise % 76 ile planı reddetti.

Sonraki yıllarda da Çözüm müzakerelerinde hep aktif katılımcı oldu. Müzakerelerde her zaman esnek davrandı.

2017 Crans Montana’da gerekli esnekliği gösteren de yine Kıbrıslı Türkler ve Türk tarafı oldu. Masayı deviren yine Rum tarafı oldu.

2017’den sonra Kıbrıs müzakerelerine uzun bir ara verildi. Ersin Tatar’ın cumhurbaşkanı seçtirilmesi ile Türkiye ve KKTC iki devletli çözüm tezini ileri sürerek müzakereden uzak durdu.

Rum tarafı da bu 9 yıllık sürede istediği gibi yol yürüdü. Anastasiadis ikinci 5 yılında hiç müzakerelerden bahsetmedi. Bir anlamda statükodan memnun olduğunu ima etti.

Şubat 2023’te seçilen Hristodulidis ise seçilir seçilmez “müzakerelere Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmeye hazırım” diyerek bir adım öne geçmeye çalıştı.

Hristodulidis aslında müzakere etmeye hiç hazır değildi. Ama iki devlet diyerek müzakere istemediğini gösteren Ersin Tatar’a karşı avantajını iyi  kullandı.

Oyunu bozan yine Kıbrıs Türk halkı oldu. Ekim 2025’te çözüm istemeyen Ersin Tatar’ı evine göndererek, çözüm yanlısı Tufan Erhürmanı % 63 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçti.

Erhürman’ın seçim döneminde ortaya koyduğu 4 maddelik müzakerelere başlama metodolojisi Rum tarafının kimyasını bozdu.

Müzakereye bugünden hazır olduğunu ve hemen müzakerelere kaldığı yerden devam etmek istediğini söyleyen Hristodulidis şaşkına döndü.

Ocak 2026’da başlayan 6 aylık AB dönem başkanlığı sırasında AB liderleriyle kurduğu yakın ilişkilerden de etkilenen Hristodulidis, Erhürman’nın ortaya koyduğu çerçeveye yanıt vermek yerine ısrarla “Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini Kıbrıs sorununa endekslediğini” anlatmaya çalışıyor.

İşte Guterres’in önümüzdeki Pazartesi günü başlayacak ve 2 gün sürecek Kıbrıs ziyaretinin asıl nedeni bu çelişkidir diye düşünüyorum.

Bir tarafta yeni seçilmiş çözüm yanlısı ve ne dediğini bilen bir lider, diğer tarafta ise kendi pozisyonunu abartan, muhatabı ile görüşmek ve çözüm için gerekli adımları atmak yerine, Avrupa Birliği üzerinden Türkiye’yi muhatap almaya çalışan ve sorunu Türkiye-AB sorunu haline getirmeyi başarı sayan bir lider var.

Guterres bu çelişkiyi yerinde görmek ve belki ufak bir dokunuşla çözümlemek için geliyor.

Ayrıca Güven Artırıcı Önlemler konusunda liderleri cesaretlendirmek ve mümkünse yeni bir veya iki geçiş noktası açılması çalışmalarını hızlandırmak için geliyor.

Bu arada 5+1 zirve toplantısı için liderleri yoklamak ve özellikle Erhürman’ın “GAÖ’leri konuşmak için zirveye gerek yok, bunu biz Kıbrıs’ta da görüşebilir ve çözümleyebiliriz” yaklaşımını görüşmek için geliyor.

2004 Referandumuna giden süreci Kıbrıs Türk halkının 80 bin kişilik “Çözüm ve AB mitingleri” ateşlemişti.

Ocak 2010’da dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Kıbrıs ziyaretini dönemin cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın çözüm müzakerelerinde sağlanan ilerlemeleri kayıt altına almakta ısrar etmesi sağlamıştı. Buna rağmen dönemin Rum lideri Hristofyas birlikte kayıt altına alınmasını istememiş ve imzalamamıştı.

Bu da bize hem zaman, hem de zemin kaybettirdi. 

2017 Crans Montana sürecini dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve ekibinin çözüm isteği ve ısrarı sağlamıştı.

Ban Ki Moon’dan 16 yıl sonra 27-29 Temmuz 2026’da adamıza gelecek BM Genel Sekreteri Guterres’in bu ziyareti de yine çözüm isteyen Kıbrıs Türk halkı ve yeni lideri Erhürman’ın çabaları sayesindedir.

Rum lider Hristodulidis bu ziyaretten çok mutlu değildir. Ama bunu yüksek sesle dile getirmiyor.

Bunun yerine her fırsatta Türkiye-AB ilişkilerine vurgu yapmakatadır.

Hristodulidis önceki gün Girne kazası derneklerinin etkinliğinde yaptığı konuşmada Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini hatırlattı ve “AB’nin bu süreçte etkin bir rol üstlendiğini ve Türkiye-AB ilişkilerindeki ilerlemenin Kıbrıs sorunundaki somut gelişmelere bağlı olduğu ilkesinin kabul gördüğünü” belirtti.

Benim bu açıklamadan anladığım Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri Guterres’in ziyaretinden çok, Türkiye-AB ilişkilerinin Kıbrıs sorunundaki somut gelişmelere bağlı olacağı ilkesi ile ilgilendiğidir.

Bu yaklaşım bizi bir kere daha hayal kırıklığına sürükleyecek diye düşünüyorum. Ama bu kez yalnız Kıbrıs Türk halkı değil, Rum halkı da hayal kırıklığı yaşayacak. Çünkü koskoca AB kendi büyük çıkarlarını  Hristodulidis’in kaprislerine heba etmeyecek kadar deneyimlidir.