Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler: Son on yılda kesintisiz 3 bin sayfa!

Sevgül Uludağ

“Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler” yazı dizimize başladığımız zaman tarih 16 Mayıs 2006’ydı…

Bu yazı dizimizde Kıbrıs’ın “Anlatılmamış öyküleri”ni kaleme almaya başladığımızda, “kayıplar”ın, “toplu mezarlar”ın, “faili meçhul” cinayetlerin, savaş dönemlerinde yaşanmış tecavüzlerin öykülerini yazmaya başladığımızda, savaştan sağ kurtulup da o travmaları anlatanlarla konuştuğumuzda, bir “ihbar hattı” kurarak okurlarımızdan bilgi talep ettiğimizde siz çok sevgili, çok değerli okurlarımız hep yanımızda oldunuz…

Kıbrıs’ın her iki tarafından ve yurtdışından Kıbrıslıtürk, Kıbrıslırum, Kıbrıslıermeni, Kıbrıslımaronit, Kıbrıslılatin okurlarımız, Türkiye’den okurlarımız, Almanya’dan, İngiltere’den, İsveç’ten, Norveç’ten, Amerika’dan okurlarımız hep yanımızca oldunuz, bildiklerinizi paylaştınız, yaşadıklarınızı aktardınız…

Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum “kayıp” yakınlarımız da hep yanımızda oldular, bilinmeyeni, görülmeyeni, duyulmayanı araştırmamızda gönüllü ve insani katkılarıyla hem okurlarımız, hem “kayıp” yakınlarımız olağanüstü katkılarda bulundular…

Böylece yazı dizimiz son on yılda hiç kesintisiz biçimde devam etti…

Son on yılda 3 bin yazı!

Üç bine ulaştık bugün…

Yakın geçmişte sayfamızı tek sayfadan çift sayfaya çıkardık her gün…

Sizin desteğiniz, sizin katkılarınızla oldu bunlar hep ve gönüllü bir hareketin Kıbrıs adasında insani bir konuda, “kayıplar” konusunda, “anlatılmamış öyküler” konusunda ne kadar etkili olabileceğini gösterdik…
Bu süreçte sayısız tehdit, sayısız ödül aldık…

Kimisi kızdı bize, telefonu açıp da “Seni sırtından vuracaklar, seni avlayacaklar” diyecek kadar…

Kimisi gazete bürosuna gelerek bağırdı çağırdı…

Kimi belediye başkanları hakkımızda bildiriler yayımlayıp köylerindeki toplu mezarların ayıbını örtmeye, bize saldırmaya kalkıştı…

Kimi belediye başkanları askeri yetkilileri köylerine davet ederek “Bu hainleri susturmamıza yardım edin!” diyecek kadar kendinden geçti öfkeyle ve kinle ve nefretle…

Ama siz okurlarımız, siz “kayıp” yakınlarımız, siz katliamlardan sağ kurtulmuş değerli insanlarımız onlara bilgiyle karşılık verdiniz.

Bildiklerinizi paylaştınız ve bu adanın çehresi değişti…

“Kayıplar” teker teker gömüldükleri yerlerden bulunup çıkarılırken, Kayıplar Komitesi’nin çalışmalarına sizin desteğiniz, sizin bilgilerinizle gönüllü ve tamamen insani bir görev olarak olağanüstü katkılar yaptık…

Sizlerin sayesinde pek çok “kayıp”tan geride kalanlar, adamızın her iki yakasında da onları bekleyen evlatcıklarına, eşlerine, yakınlarına kavuştu, birer cenaze töreniyle defnedildiler, mezarları belli oldu… Bu cenaze törenlerine katıldık, sizlerle bu törenlerde de buluştuk, konuştuk, araştırdık, araştırdık, araştırdık…

Sonu gelmeyen, soluk soluğa bir mücadele içine girdik ve derinleştirdikçe pek çok “kayıp” insanın başından neler geçtiğini öğrendik, gizlenmiş, saklanmış öyküleri açığa çıkardık, kuyuları, kuyuların içine gömülmüş insanları, onların öykülerini açığa çıkardık…

Digomo tepelerinde bir tarlaya gömülmüş henüz 19 yaşındaki Petros Filippu’dan geride kalanlar, bir arkadaşıyla birlikte, sizin verdiğiniz bilgiler sayesinde bulundu ve Kayıplar Komitesi’nin yaptığı çalışmalar, testler, analizler sonucu ailesine defnedilmek üzere ulaştırıldı…

Konedralı Şifa Mehmet Ali’den geride kalanlar da Lisi’de bir kuyudaydı, beraberindeki Hasan Taşer ve Bayar İbrahim’le birlikte… Onların gömülü olduğu kuyuyu da siz gösterdiniz bana, ben de Kayıplar Komitesi’ne gösterdim, kazdılar ve buldular onları… Onların neler yaşamış olduğunu da sizlerden öğrendim hep ve yazdım, geceli gündüzlü uğraştım, gözyaşı dökerek, ağlayarak, kalbimde derin yaralar açılarak yazdım…

Minareliköy’de bir avluda gömülü dokuz “kayıp” Kıbrıslırum’u da sizin sayenizde bulmayı başardık… Sivil insanlardı hepsi de ve cenazelerine katılıp hayatta olan akrabalarıyla tanıştım…

Sizin sayenizde Abdullah Emirzade ve Ali Musa Zorba’yı, Yalusa dışında gömüldükleri yerde bulduk…

Sayenizde evlatları onlardan geride kalanlara kavuştu ve onları defnettiler… Artık birer mezarları var evlatlarının gidebildiği…

Sizin  katkılarınızla  Lisili Yangos ve Andonis Yerobaba, Kostas ve Hambis Attas, Ksenis Russos ve Panayis Spiru’dan geride kalanları bulmayı başardık, bazılarının cenazelerine de katıldık…

Siz konuştunuz, biz araştırdık, yazdık, Kayıplar Komitesi’ne olası gömü yerleri gösterdik gönüllü olarak, kimi zaman bizimle birlikte siz de gelip gösterdiniz bu yerleri, kimi zaman ortada görünmek istemediniz, bu yerleri bana gösterdiniz, ben de Kayıplar Komitesi’ne… Böylece ilerledi bu son on yıl ve bu olağanüstü çaba içinde pek çok “kayıp” insanın öyküsü açığa çıktı, neler yaşanmış olduğunu öğrendi herkes… Her yazdığımı bu sayfalarda, YENİDÜZEN’de Türkçe, POLİTİS gazetesinde Rumca ve “Hamamböcüleri” internet sitemizde İngilizce olarak yayımladım ve böylece ağımız genişledi, güçlendi…

Siz okurlarımızın yardımlarıyla Aretyu’dan “kayıp” Naim Hüseyin, Kemal Hüseyin ve Salih Mehmet ile Mağusalı Mustafa Osman Akay’dan geride kalanları Tseri’de bulabildik… Hüseyin Ahmet Kamber ile Şefika Hüseyin’den geride kalanları da Trikomo’da bir kuyuda…

Burada sayenizde bulunnanların isimlerini uzun uzun  saymak istemiyorum, olağanüstü insan yüreğiniz, olağanüstü katkılarınız nedeniyle son on yıldır kesintisiz biçimde devam eden bu yazı dizimizin yaşatılmasındaki çok büyük rolünüz nedeniyle sizlere “Sonsuz teşekkürler!” diyorum… Kıbrıs’ta insanlığın önü tıkalıdır, sayenizde insanlığın önünü açmaya çalıştık… İnsaniyetin, merhametin, acıları paylaşarak, sevinçleri paylaşarak, ancak geçmişimizde tam olarak neler olup bittiğini öğrenerek, araştırarak bir yerlere varabileceğimizi gösterdik…

Bu tümüyle sivil bir insiyatif ve tümüyle gönüllü bir insiyatif: Herhangi bir projenin parçası olmadan, herhangi bir “fon”a başvurmadan da pekala iki toplumun da yararlanabileceği son derece insani işler yapılabileceğini yardımlarınızla herkese gösterdik…

Bu süreçte beni tüm yüreğiyle destekleyen, yalnızca “kayıplar”, “toplu mezarlar” ve “anlatılmamış öyküler” konusunda çalışmam için önümü açan gazetem YENİDÜZEN’e, Genel Yayın Yönetmenimiz Cenk Mutluyakalı’ya, tüm bu travmaları yaşarken evde en büyük, en güçlü desteğim olan canyoldaşım Zeki Erkut ve biricik oğlum Burak Erkut’a, İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Katliam Kurbanları Örgütü “Birlikte Başarabiliriz”den yakın arkadaşlarım Sevilay Berk’e, Mustafa Berk’e, Maria Yeorgiadu’ya, Hristina Pavlu Solomi Patça’ya, Hristos Eftimiu’ya sonsuz teşekkürler… POLİTİS’ten editörüm Dionisis Dionisiu’ya ve gazeteci arkadaşım Andreas Paraskos’a, bu sayfaları her gece birlikte hazırladığımız Cafer Altındağ’a da sonsuz teşekkürler... Tüm bu süreçte “kayıplar”la ilgili bildiklerimizi paylaşmamıza, olası gömü yerleri göstermemize olanak sağlayan Kayıplar Komitesi yetkilileri Ksenofon Kallis’e, Gülden Plümer Küçük’e, Mine Balman’a, Okan Oktay’a, Florian von König’e, Murat Soysal’a, Nestoras Nestoros’a, Paul Henri Arni’ye, çok değerli arkeolog arkadaşımız Demet Karşılı ile komite görevlisi Turgut Vehbi’ye çok teşekkür ederim…

İsmini sayamayacağım kadar çok sayıda okuruma binlerce teşekkür…

Ve “3 binde durmuyoruz, yola devam!” diyorum…

----------------------------------------------

BASINDAN GÜNCEL

Araştırmacı istihdamı için Kayıplar Komitesi’ne 200 bin Euro!...

Kıbrıslırum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne 200 bin Euro’luk katkı yapacağını açıkladı.

Anastasiadis dün akşam Rum Başkanlık Sarayı’nda kayıp yakınlarına onur plaketi verildiği etkinlikte yaptığı konuşmada, kayıplar konusunda açıklamalarda bulundu.

Politis gazetesinde yer alan habere göre, Anastasiadis, Kıbrıslırum Yönetimi’nin, Bakanlar Kurulu’nun kararıyla, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne “araştırmacı istihdamı” veya “araştırmacılardan hizmet alımı” amacıyla 200 bin Euro tahsis edeceğini açıkladı.

Gazeteye göre, Anastasiadis, “yüzlerce masum silahsız insanın Türk askerlerinin eline düşmesinden beri 42 yıldır kayıp olduklarını ve bunun savaş suçu olduğunu” söyledi.

Kayıplarla ilgili bilgiye sahip kişilerin, bunları yetkili mercilere iletmesi yönündeki çağrını yineleyen Anastasiadis, yoğun girişim ve müzakerelerdeki olumlu hava sonucunda, Türkiye’nin askeri alanlarda bulunan 30 yeni bölgede araştırma yapılmasına müsaade etmesinin mümkün kılındığını anımsattı.

Bunun, “işgal rejiminin uzlaşmaz pozisyonundan kaymasından ibaret olduğunu” söyleyen Anastasiadis, “Türkiye’nin bu yaklaşımının gerçek değere sahip olması için arşivlerin araştırmacılara açılması ve saha çalışması yapılmasına müsaade edilmesi gerektiğini” sözlerine ekledi.

KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİ’NİN KARARI RUM BASININDA

Öte yandan, gazeteler, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin yeni gömü yerlerinin tespitine katkı yapabilecek bilgilere ulaşmak için çabalarını artırma kararıyla ilgili açıklamasına da yer verdi.

Haber, Politis’te “Kayıp Şahıslar Komitesi Arşivleri İstiyor”, Haravgi’de “Kayıplarla İlgili Arşivler İçin Araştırmacı Grubu ve Mekanizma”, Alithia’da “Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıs İçinde ve Dışında Bulunan Arşivlere Ulaşmak İstiyor”, Fileleftheros’ta ise “Kayıp Şahıslar Komitesi Kayıp Mezarlarını Arşivlerde Arıyor” başlığıyla yer aldı.

FOTİU’DAN ÇAĞRI

Gazeteler, Kıbrıs Cumhuriyeti İnsani Konulardan Sorumlu Başkanlık Komseri Fotis Fotiu’nun, Dış Rumlar toplantısında yaptığı konuşmada, kayıplar konusunda ilerleme yaşanması için baskıların yoğunlaştırmaları çağrısına da yer verdi.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 29.7.2016)