Kes sesini!

Cenk Mutluyakalı

Siz yeni bir yıla girmenin telaşını yaşarken, Meclis’e birkaç tasarı gönderdiler.

Sanal casino yasasını "fark etmeden", Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde hukuk dışı atamayı "sehven" yapmışlar; en yakınlarındaki rüşvet ve sahteliğe uzaktan bakmışlardı ya...

Bu öyle değil...
Israr var, inat var, kararlılık var.
Herkes sesini kesecek!

Hani denmişti önceden...
Türkiye’de ne oluyorsa burada da…

Buyurun, söze ayar geliyor.
SUS!
Düşünme, konuşma, yazma...
İKTİDARA LAF ATMA!

***
Ceza (Değişiklik) Yasa Tasarısı yine gündemde...
Bir de "Bilişim Suçları" var.

Tasarıları okurken insan şunu fark ediyor; bunların derdi suçla değil; sözle, sesle, özgür düşünceyle...

Mesela Madde 2, hayatımıza yeni bir kavram sokuyor: "Organize dezenformasyon”.

Tanım şu...
Gerçeğe aykırı olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği bir bilgiyi, kamu barışını bozmak, toplumu yanıltmak veya kamu düzeni bakımından açık ve yakın bir tehlike yaratmak amacıyla yaymak.

Ne bilmeniz gerektiğine de karar veriyorlar....
Bir de muğlak ifade: Kamu barışını bozmak!

Misal!
"Bunlar rüşvetçi" derseniz...
"Bunlar atanmış..."
"Bunlar kukla..."

Kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike yaratır mısınız?

***
Madde 50(2) diyor ki:
“Süreklilik veya koordinasyon arz eden biçimde internet medyası veya sosyal medya aracılığıyla yapılan yayınlar organize dezenformasyon sayılır ve suç teşkil eder.”

Yani…
Aynı konuda üç gün yazarsanız “süreklilik”.
Birden fazla gazeteci yazarsa “koordinasyon”.

Bunlar çete!

***
Bir de “korku ve endişe” var tabii...

Madde 50(1) ne diyor?
Halk arasında korku, endişe veya panik yaratmak niyetiyle yayımlanan gerçeğe aykırı bilgiler suçtur.

Niyet ölçülecek!

Misal!
Teknecik Santrali'nin zehir kustuğunu, insanların kanser riskiyle yaşadığını söylersek...

Korkarsa toplum....
Paniklerse...
Endişe duyarsa...

Niyet kimde aranacak?

***
En mühimi!

Madde 68, yabancı devlet yetkililerini eleştirirken de dikkatli olmamızı istiyor.

Elçi!
Bakan!
Devlet Başkanı!

Madde aynen diyor ki:
Devletler arasındaki huzur ve dostluğu bozmak niyetiyle… sosyal medya veya internet medyası aracılığıyla yapılan yayınlar…

Dersen ki, "elini çek seçimlerden, irademe müdahale etme, bu ülkeyi talimatla yönetme..."

Suç!

***
Daha da ötesi...
Bir içeriği yalnızca yazan değil, "yayan, yayımlayan veya paylaşan” da suçlu.

İşin en tehlikeli tarafı...
Zemmedici anlamın doğrudan ifade edilmesi gerekli değildir..."

Yani açıkça bir şey demene de gerek yok.
Biri “öyle anlamışsa” yetiyor.

***
Bunlar çıldırmış olmalı...
Ya da iyice körleşmiş...
Tam bir korku düzeni yaratmak için hiçbir talimatı geri çevirmiyorlar.

Şunu anlarım...
Yazılı ölüm tehdidinin dijital ortamda da suç sayılması...
İnternet yoluyla yapılan şantaj ya da şiddetin suç kapsamına alınması...
İnternet üzerinden uyuşturucu trafiği ve dijital dolandırıcılığın önlenmesi...

Ama bu değil niyet...
Çok başka....
Ya da çok bildik...
Susturmak, sindirmek, korkutmak!