Kayıplar Komitesi’nin 1963-1974 yılları arasında “kayıp” edilmiş olan Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın gömü yerlerini bulmak maksadıyla adamızın kuzeyinde ve güneyinde yürütmekte olduğu kazılara Kıbrıslırumlar’ın Paska tatili nedeniyle ara verilirken, kazılara yarından itibaren (14 Nisan 2026, Salı) devam edilmesi bekleniyor...
Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi Kazılar Koordinatör Yardımcısı Arkeolog Çınar Karal’dan aldığımız bilgilere göre, komite geçtiğimiz günlerde Derinya’da askeri bölge içerisinde ve Strovulo’da yeni kazılar başlattı...
Derinya’da 1974’te “kayıp” edilen bir grup Kıbrıslırum’un gömü yeri aranırken, Strovulo’da başlatılan yeni kazıda ise 1963-64 kaybı bir grup Kıbrıslıtürk’ün gömü yerini bulmak için kazı yapılıyor. Bu olası gömü yerine geçtiğimiz günlerde Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk Üyesi Hakkı Müftüzade ile Kıbrıslırum Üye Leonidas Pandelidis birlikte bir ziyarette bulunarak, kazıyı yürüten Kayıplar Komitesi kazı ekibinden ve Araştırmalar Koordinatörü Yağmur Erbolay ve Koordinatör Yardımcısı Ahmet Esnaf’tan ayrıntılı bigi aldılar.
KAZILARDA SON DURUM...
Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi Kazılar Koordinatör Yardımcısı Arkeolog Çınar Karal’dan aldığımız bilgilere göre, Paska tatili nedeniyle ara verilmeden önce kazılarda son durum şöyleydi:
*** Alsancak /Karava: 1974 yılında kaybolan bir Kıbrıslırum’un kuyuya atılmış olabileceği bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmaları sırasında, bir kişiye ait kalıntılara ulaşılmıştır. Kuyudaki kalıntıların bulunduğu seviyeye erişmek ve arkeologların güvenli bir şekilde çalışabilmesini sağlamak amacıyla yapılan rampa tamamlanmış olup, kuyu içerisindeki çalışmalar sürmektedir. Ayrıca, kuyudan çıkarılan toprak da manuel olarak titizlikle kontrol edilmektedir.
*** Derinya (Askeri Bölge): 1974 kaybı bir grup Kıbrıslırum’un Mağusa/Maraş civarında kaybolduğuna dair toplanan bilgiler ışığında bu alanda gömülü olabilecekleri bilgisi üzerine kazı çalışmaları başlatılmıştır.
*** Ampbeligu/Bağlıköy: 1974 yılında kaybolan bir Kıbrıslırum’un kalıntılarına 2012 yılında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında ulaşılmıştır. Araştırmaların ilerletilmesiyle birlikte söz konusu alanda kazının genişletilmesi uygun görülmüş olup, çalışmalar sistematik bir şekilde devam etmektedir.
*** Lapta/Lapithos: 1974 yılında kaybolan bir grup Kıbrıslırum’un, Lapta’daki Agios Mamas Mezarlığı’na gömülü olabileceği bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmaları, yağışlı hava nedeniyle oluşan çamurlaşma sebebiyle alanın kurutulması süreci devam etmektedir.
*** Yayla/Syrianahori: 1974 kaybı bir Kıbrıslırum'un dere kenarındaki kamışların içinde gömülü olabileceği bilgisi araştırma ekibi tarafından kazı ekibine iletildi ve bu doğrultuda başlatılan kazı çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir.
*** Lapta/Lapithos: 1974 kaybı bir grup Kıbrıslırum’un incir ağaçlarının etrafına gömülü olabileceği bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmaları halen devam etmektedir.
*** Mehmetçik/Galatya: 1974 kaybı 3 Kıbrıslırum'un, harnıp ağaçlarının çevresine gömülü olduğu bilgisi üzerine başlatılan kazı çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir.
*** Strovulo: 1963–64 döneminde kaybolan bir grup Kıbrıslıtürk’ün, Strovolu’da tarım arazilerinde su boruları döşemek amacıyla açılan hendeklere gömülmüş olabileceği bilgisi üzerine kazı çalışmaları başlatılmıştır.
Biz de kazı ekiplerinde bulunan tüm Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara “Çok kolay gelsin” diyoruz...
Galatya'daki şarap fabrikası yanındaki kazı sürüyor...
Ambeligu'daki genişletme kazıları devam ediyor...
*** BASINDAN GÜNCEL...
Meksika'da kartelin 'imha çiftliğinde' hayatta kalanlar anlatıyor: “Ya seni öldürürler, ya da sen kendini öldürürsün...”
Darío Brooks/BBC
Rancho Izaguirre'nin içini dış dünya ilk kez, Meksika'nın batısında kaybolan gençlerin ailelerinin yaptığı bir Facebook canlı yayınıyla gördü.
Toplu mezar olabileceği yönünde gelen bir ihbarın ardından, yakınlarını arayan grup, kayıp sevdiklerinden bir iz bulma umuduyla çiftliğe gitti.
Karşılaştıkları manzara ise sahiplerinin ortadan kaldırılmasının ardından yüzlerce çift ayakkabı, giysi, valiz ve sırt çantasından oluşuyordu. Hepsi geride bırakılmıştı.
Çiftliğin, Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) bir tür "işe alım merkezi" olduğu ve burada cinayetlerin sistematik şekilde işlendiği anlaşıldı. Mart 2025'te ortaya çıkarılan olay Meksika'da şok etkisi yarattı ve uluslararası kamuoyunun da dikkatini çekti.
Hayatta kalanlarla "Dehşetin Tanıkları: Rancho Izaguirre'de Saklanmaya Çalışılan Gerçek" adlı kitabı için konuşan Sandra Romandía, "Sanki kartel için ucuz iş gücü üssü gibiydi" diyor.
Romandía, BBC News Mundo'ya şöyle anlatıyor:
"[Kartelin] yaptığı ilk şey onlara bir iş teklif etmekti. Bilgisayar mühendisi, güvenlik görevlisi, şoför ya da işçi… Her zaman iyi maaş vaadiyle. Bu teklifler WhatsApp, Facebook ve diğer sosyal ağlar üzerinden yapılıyordu.
"Gençler telefonla ya da mesajla bazı testlerden geçiriliyordu. Seçilenlere ise 'Size Guadalajara'daki Tlaquepaque otobüs terminaline bilet göndereceğiz' deniyordu. Burası Jalisco eyaletinin en büyük terminallerinden biri. Oraya geldiklerinde bir Uber ya da taksi onları alıp 'şirket ofislerine' götürüyordu.
"Peki sonra ne oluyordu? O sözde Uber geldiğinde — aslında sadece özel bir araç — kaçırılıyorlardı. Silahla tehdit ediliyor, telefonlarına el konuluyor ve Rancho Izaguirre ya da diğer çiftliklere götürülerek zorla eğitime tabi tutuluyorlardı.
"Direnenler ise oracıkta öldürülüyordu."
Hayatta kalanlar, çiftlikteki koşulların son derece vahşi olduğunu anlatıyor. Birbirleriyle dövüşmeye, birbirlerine işkence etmeye zorlandıklarını ya da herkesin gözü önünde işkence gördüklerini söylüyorlar.
Bu insanların başka insanları öldürmek, parçalamak, cesetleri yakmak, hatta insan eti yemek zorunda kaldığını belirten Romandía, olup biteni şu sözlerle anlatıyor:
"Zincirlerle yaşıyorlardı. Verilen emirleri harfiyen yerine getirmek zorundaydılar: Tuvalete ne zaman gidecekleri, pantolonlarını ne zaman giyecekleri ne zaman soyunacakları… 50 şınav çekmeleri gerekiyorsa bunu yapmak zorundaydılar. Aksi halde dayak yiyeceklerini ya da öldürüleceklerini biliyorlardı.
"Anlattıklarına göre bir anda kartel liderleri için bir eğlence aracına dönüşüyorlardı."
Rancho Izaguirre'de bulunduklarını söyleyen kadın ve erkeklerin ifadeleri, burada cinayetlerin işlendiğini ve resmi bir iş vaadiyle kandırılarak getirilen birçok gencin kaybedildiğini açıkça ortaya koyuyor.
Romandía'nın kitabında konuşan bir kişi, oradaki durumu şöyle özetliyor:
"Buradan çıkmanın sadece iki yolu var: Ya seni öldürürler ya da sen kendini öldürürsün."
Bir başka tanık ise insanlıktan çıkaran koşulları anlatıyor. Zorla ve aldatılarak işe alındıklarını, kaçırıldıklarını ve işkence gördüklerini söylüyor. Kendi grubundaki 100 kişiden sadece yaklaşık 30'unun hayatta kaldığını düşündüğünü de sözlerine ekliyor.
Aynı kişi, daha sonra yeni bir grubun getirildiğini gördüğünü ve elinde silah olmasına rağmen hiçbir şey yapmadığını anlatıyor:
"Onları savunmak için bir şey yapabilirdim ama yapmadım. Çünkü bir şey yaparsam benim de dövüleceğimi biliyordum."
Romandía bu durumu şöyle yorumluyor:
"Hayatta kalmak için kendini kana susamış kartelin bir üyesi gibi gösterdi. Ama aslında içinden 'Bu insanları nasıl kurtarabilirim?' diye düşünüyordu."
Jalisco'daki "Guerreros Buscadores de Jalisco" (Jalisco Savaşçı Arayıcıları) grubundan bir baba olan Raúl Servín, BBC News Mundo'ya çiftliğin keşfi sırasında mermi kovanları, şarjörler, gizli mezarlar ve ateş kullanıldığına dair izler bulduklarını söyledi.
Ancak soruşturmayı devralan Federal Cumhuriyet Başsavcılığı (FGR), "krematoryum fırınları" ya da insan kalıntılarının toplu şekilde yok edildiğine dair herhangi bir kanıt bulunduğunu kesin bir dille reddetti.
FGR, geçen yıl 5 Mart'ta yaptığı açıklamada, "Soruşturmalar açık ve net şekilde buranın bir eğitim alanı olarak kullanıldığını ortaya koymuştur" dedi.
O tarihten bu yana çiftlikle bağlantılı 47 kişi tutuklandı ve üç kişinin kaybedilmesi ve öldürülmesi suçlarından 10 sanık ayrı ayrı 141 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Çiftliğin bulunduğu Teuchitlán kasabasının belediye başkanı da tutuklandı ve organize suçla iş birliği yapmakla suçlanıyor.
Romandía, "Her şey, yetkililerin ne olduğunu anlatan hikâyeyi kontrol etmeye çalıştığını gösteriyor" diyor.
FGR'nin her zaman olayı aydınlatma sözü verdiğini hatırlatan Romandía, "Ama soruşturmayı engellememek için krematoryum fırınlarının ya da yanmış insan kemiklerinin gerçekten olup olmadığını doğrulamak istemedi" diyor ve şöyle devam ediyor:
"Sorun şu ki, bunu hiçbir zaman kamuoyuna açıklamadılar. Bir noktada Başsavcı Alejandro Gertz Manero en az bir yanmış ceset olduğunu kabul etti. Oysa görüntülerde çok sayıda yanmış parça vardı ve bunlar pekâlâ insana ait olabilirdi.
"Bazı bilim insanları, burada 10 yıldan uzun süredir yakma işlemleri yapılmış olabileceğini söylüyor."
BBC News Mundo, konuyla ilgili olarak Federal Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan röportaj talep etti, ancak bu haber yayımlandığı sırada yanıt alamadı.
Meksika'da 130 binden fazla kişinin kayıp olduğu bildiriliyor. Bu kayıpların neredeyse tamamı, eski Devlet Başkanı Felipe Calderón'un 2007'de başlattığı "uyuşturucuyla savaş"tan sonra gerçekleşti.
Birçok vakada kaybolan kişiler ya kartellere zorla katılıyor ya da direndikleri için öldürülüyor.
Romandía, Jalisco'nun daha uzak bölgelerinde de başka kamplar ve çiftlikler olduğuna dair ifadeler bulunduğunu ve bu bölgelerin de araştırılması gerektiğini söylüyor:
"Gençler kaybolmaya devam ediyor. Bu yüzden bana göre bu olay hiçbir şeyi değiştirmedi."
Meksika'da çok acı verici bir damgalama olduğunu savunan Romandía, "Kaybolanların, kartellere borcu olduğu ya da çetelerle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Bu sona ermeli" çağrısında bulunuyor ve şunları ekliyor:
"Ama son yıllarda giderek daha fazla sayıda gencin, çocukların, hatta yaşlıların zorla alındığını görüyoruz.
"Bazıları mühendislik, inşaat, tıp gibi alanlarda bilgileri nedeniyle, bazıları ise tetikçi olmaya zorlanabilecekleri için kaçırılıyor."
(BBC – Dario BROOKS – 8.4.2026)
Jalisco eyaletinde, resmi verilere göre 16 binden fazla kayıp kişi başvurusu kaydedildi...