‘Kayıp’ barikatı geçti

Cenk Mutluyakalı

 

Işıklar kapandı.
Bir okyanusun ortasına düşmüş de birbirimize sarılmıştık sanki...
Yabancı değildik.
Bizi içine çeken akıntı, ortak bir acıyla ıslatmıştı alınlarımızı.
Suya başımıza yaslamış, gözlerimizle diplere dalmış, incisini kaybeden bir istiridyenin peşine takılmış, kumlara bakarak bir kez daha kendimizle yüzleşmiştik.

***

Gözlerdeki nemin lehçesi, bakışlardaki hüznün aksanı, dudaklardaki kekremsi tadın tortusu eş bir coğrafya çiziyordu.
Çığlık çığlığa annesine koşan bir çocuğun coğrafyasıydı bu...
Çenesini mezarcı küreğinin deldiği, kemikleri sızlayan bir toprak parçası...
Bir zaman insan olan iskeletlerin üzerinde gezdiğimiz bir yerdi; telaşla, azapla, keyifle, dalgayla, endişeyle, umutla ve umutsuzlukla...

***

'Kayıp' barikatı geçti kimliksiz, pasaport göstermeden, mühürlenmeden kağıdı...
Yürüdü, coğrafyasının öte yarısına, bir diğer yüzüyle buluştu.
Öyküsü aynıydı...

***

Aliye Ummanel’in yazıp-yönettiği oyunda Erdoğan Kavaz, Hatice Tezcan, Erol Refikoğlu, Osman Ateş ve İzel Seylani yine yüreğimizden bir parça aldı, sahneye gömdü.
Satiriko Tiyatrosu’nun sıcacık ortamında, oyuna gösterilen yoğun ilgi, aslında ‘yüzleşmek’ti, senelerin inkarıyla, isyanıyla, gözyaşıyla...
Çoğunluğu Kıbrıslı Rum izleyenler, yıllar sonra yeniden Kıbrıslı Türk bir yönetmenle, oyunla, tiyatro ile buluştu.

***

Işıklar parladı.
Küçük bir akvaryumun artık çirkefleşen camından tiksinmiş duyularımız, can havliyle kulaç attı okyanusa...
Yine kaybolmak istemeden...
Ve sonra yürüyerek, ‘kimliklerimizle’ döndük geriye...
Biliyorduk ki, dönsek de, ‘geride bırakamıyorduk’ işte...