KATALONYA ve KIBRIS

Ferdi Sabit Soyer

İskoçya'da yapılan ve sonuç olarak Birleşik Krallık Halklarının  demokratik birliklerini, daha fazla özerklik ve demokratiklik temelinde devam etme kararının verildiği Referandumundan sonra, şimdi, 9 Kasım'da Katalonya'da Referandum olacak.

Katalan Özerk Bölgesi Parlamentosundan çıkan karara göre, 9 Kasım'da yapılacak Referandumda  Katalan halkına iki soru sorulacak.

SORULAR…

Bu sorulardan Biri:  Katalonya'nın Devlet olmasını istiyor musunuz?
Diğeri ise: Bu devletin Bağımsız  Bir Devlet olmasını istiyor musunuz?
Katalonya Parlamentosundan, söz konusu Referandum için çıkan yasa, bu sorular yanı sıra, Katalonya Yönetimine yani, Hükümetine;  Referandum sonucuna göre siyasi ve hukuki yanları düzenleme görevi de vermektedir.

Yani Referandum sonuçlarına göre, İspanyol Merkezi Hükümeti ve yönetimi ile öncelikle sonuçlara bağlı düzenleme içine girmesi görevi vermektedir.
Bu iki sorunun anlamı bence çok nettir.

Birincisi, yani Devlet olmayı istiyor musunuz sorusu, Özerk bölge olmaktan çıkıp, bir nevi Federe Devlet statüsüne geçmek ve İspanya'nın üniter yapısını, Federal yapıya doğru dönüştürme niyetini taşımaktadır.
İkinci soru ise doğrudan doğruya ayrılmayı içermektedir.

Ancak, 9 Kasım'da Katalonya'da yapılacak Referandum, Birleşik Krallık'ta yapılan İskoçya Referandumdan farklı siyasi ve düşünsel atmosfer taşımaktadır.

Çünkü İskoçya'daki Referandumda, Birleşik Krallık Merkezi Yönetimi ve Parlamentosu, söz konusu Referandum kararını kendi yasal ve siyasi meşruiyeti içinde görmüştü.

Üstelik Birleşik Krallık Bütünlüğünde yer alan Muhafazakar Parti, İşçi Partisi ve Liberal Demokratlar, Referandum olayına karşı çıkmamışlar, ayrıca üç parti aralarındaki farklara karşın, İngiltere'nin  Birliğinin devamı için, Referandumda ortak deklarasyonlar da yayınlayarak olayın tarafı da olmuşlardı.

Ancak, İspanya Merkezi Hükümeti; Katalonya'daki bu Referandum kararı ile barışık ve olaya demokratik meşruiyet içinde bakmamaktadır.

Nitekim bu konuda İspanya Başbakanı ve İspanyol Kralı ayrı ayrı karşı tavır aldı. Üstelik bu hafta İspanya Merkezi Hükümeti  de söz konusu Referanduma dönük kararının da ne olacağına dönük toplantı yapacağını açıkladı.

Yani İspanya'daki bu Katalonya Referandumu  İngiltere'deki gibi demokratik karşılıklı hoş görü ve kabulle gelişmiyor.

İşte bütün bunlar AB'nin, tüm Avrupa’yı birleştiren dinamiğine ters aykırı gelişmelerdir.

Çünkü Avrupa, kapitalizmin içine girdiği derin ekonomik bunalımı aşamamaktadır. Refah toplumundan, sıkı maliye politikasının uygulandığı bir duruma düşmüştür.

Bunun tüm yükü de AB'nin Güney ülkeleri ile üye ülkelerin belli bölgelerinin üstüne düşmektedir. Ayrıca çalışan insanlar bu yükü en fazla hisseden kesimler olmaktadır.

İspanya'nın zengin ve üretken özerk bölgesi olan Katalonya, bu yükün üstüne düşmesinden bunalmış durumdadır.

Şimdi AB'nin geliştirdiği demokratik hukuk devleti anlayışının İspanya'yı  ezen, faşist düzenden kurtulmak için cazip olması özelliği, ekonomideki bu kötü gelişmeler nedeni ile Katalonları şimdi İspanya içindeki konumlarını sorgulamaya itmiştir.

Bu yüzden daha fazla özerklik ve statü getirecek olan, özerk bölgeden, Federe statüye geçmek  veya ayrılma seçeneği üzerinde durmak noktasında ulaştılar.

İskoçya'da Birleşik Krallığın demokratik birliğini getiren Referandumdaki Hayır kararı ile birlikte, 2015 25 Ocak tarihine kadar, İskoçya'nın gelir ve kurumlar vergileri, sosyal ve diğer politikalara dönük daha fazla özerkliğini getirecek olan düzenlemeleri Merkezi Parlamentodan geçmesi sözü var.

Yani Birleşik Krallığın birliği, daha fazla özerklik ve demokratik birlik düzenlemeleri sözü ile sağlandı.
Türkiye'de Kürt ve Alevi Sorunun çözümü için, çözüm sürecinin de dinamiği buradadır.

Kürt ve Alevi insanların, kendilerinin Türkiye bütünlüğü içinde daha fazla görecekleri düzenleme sözü ve beklentisinin, barış ve çözüm sürecini hızlandıran ana faktör olduğu açıktır.

KIBRIS ve ORTADOĞU

Dünya'nın başka bölgelerinde yaşananların da temelinde bu vardır. Bir halkın,diğer halk üzerinde hakimiyet kurmasına dönük baskılar  veya bir halkın bundan ötürü ayrılma taleplerinin tetiklediği kavga ve çatışmaların doruklara tırmandığı temelde budur.

Bunun için bu konuları  bizlerin de önemle değerlendirmemiz gerekir.

Çünkü Kıbrıs ve bu bölgede halklar, hem hakimiyetçilik hem de ayrılıkçılık anlayışlarının körüklediği etnik, dini fanatizmler yüzünden çok acılar yaşadı.

Biz hala ortak bir çözümü bulmak yolunda helak oluyoruz.

Türkiye, Irak,Suriye, Filistin, İsrail,Rus ve Ukranya halkları ayni nedenlerle acıları misli ile yaşamaktadır.

Hele siyasetin kimlik ve inanç üzerinden okunduğu günümüzde halklar  arası çatışma daha da derinleşmektedir.

Yüz binler ölürken, milyonlarca insan da tarihte var olan kavim  göçleri gibi yaşadıkları evlerinden, yurtlarından göç etmekte, acı ve sefalet içine düşmektedirler.

İşte bu aşamada biz, bir an evvel, BM Parametrelerinde paylaşma ve ortaklık kültürüne dayalı Federal Çözüm olgusunun kıymetini bir o kadar daha fazla his etmeliyiz.

Bakın, geçen bir yazımda açıkça yazdım.

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs'a atadığı Özel Danışman Sayın Eide bize çok önemli bir uyarı yaptı.

Kıbrıs ve Politis Gazetelerine verdiği demeçte,BM Güvenlik konseyinin 5 Daimi üyesinin, Kıbrıs sorununda, Ortadoğu, Kafkasya, Ukranya ve Kuzey Afrika'ya bakışlarından ciddi çelişkilerine karşın, Kıbrıs sorununun çözümü ile  ilgili olarak konsensüsü içinde olduklarını ifade etmişti.

Ama bir vurgu ile bunu söyledi. "Gittikçe Azalan " dedi.

Yani bu şansı artık iyi ve erken değerlendirin demek istedi  biz Kıbrıslılara.

Şimdi bakın, Rusya, Ukranya meselesi ile ilgili olarak AB ve ABD tarafından askeri ve ekonomik olarak kendi coğrafyası içinde sıkıştırılmak istenmektedir.

Öte taraftan,ayrı" davalarına " dönük söz de avantaj sağlanacak diye, Türkçe ve Elence konuşan Kıbrıslı siyasiler, İsrail ve Kıbrıs gazının, Avrupa’yı, RUS gazına bağımlılıktan kurtaracak potansiyel olduğuna dönük sözleri seslendirmektedirler..

E, bu yüzden siz, BM Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinden biri olan ve AB ile ABD tarafından kendi coğrafyasında sıkıştırılmak istenen Rusya ve onunla yakın stratejik ilişki içinde olan Çin'in, Kıbrıs sorunun çözümünde oluşan konsensusa bu ifadelerle siz onların hala ayni sıcaklıkla bakacağını mı zan edeceksiniz?

Bencil anlayışlarla, kendilerine, öteki karşısında üstünlük sağlamak için yaptıkları bu akıl almaz, Batı şakşakçılığı lakırdıları ile Ortak Yurda, Ortak çıkarlar temelinde fayda mı sağlayacaklarına inanmaktadırlar?

Ayrıca:
İskoçya'dan sonra Katalonya'da yapılacak olan Referandum olayından ötürü ,Kıbrıs sorunun çözümü üzerinde zamana oynayan, Güney'deki siyasi egemen anlayışın, bu tutumu nedeniyle, bunların kendi elleri ile Birleşik Federal Kıbrıs, anlayışına darbe vurduğunu hala görmeyecek misiniz?

Ya da bu Referandumlara bakarak, Kuzey'de Ayrılma yaklaşıyor diye heveslenen Türk egemen odaklarının bu hayallerini, bu zaman oynama oyunun yol açtığı fırsatçılık içinde, siyasetlerini Federal Çözümü öldürmek üzerine geliştirdiklerini ve bu nedenle, bu topraklarda, akıl almaz bu zihniyet yüzünden kan dökülmesine yol açan, bağnaz milliyetçilik anlayışının  Ateşi'ne körük tuttuklarını hala görmeyecek misiniz?

İşte bu gelişmeler bize Kıbrıs sorunun bir an evvel çözümünün ne denli önemli olduğunu göstermektedir.
Farklılıkları, demokratik birlik içinde var edemeyen, onları barışçı ve demokratik esaslar temelinde yaşatamayanların, felaket dokumaktan başka bir şey sağlayamayacaklarını, bugün, bu bölgede yaşananlar her gün bize göstermektedir.